Mona Lisa'nın esrarı çözülecek?

Floransa kentindeki Sant'Orsolo Manastırı’nda mezarı ve kemikleri araştırılacak.

07 Nisan 2011 Perşembe, 07:03
Abone Ol google-news

Leonardo da Vinci’nin “Mona Lisa” diye de bilinen “La Gioconda” yapıtına modellik eden Lisa Gherardini’nin mezarı ve kemiklerini bulmak amacıyla bir grup bilim insanı Floransa’daki Sant’Orsola Manastırı’nda araştırma yapacak. Floransalı tüccar Francesco del Giocondo’nun eşi olan Mona Lisa’nın, eşinin ölümü sonrası yaşamının son birkaç yılını bu manastıra kapanarak geçirdiği öne sürülüyor.

Araştırmacılar Lisa Gherardini’nin yaşadığı dönemde ölülerin kilise ya da manastırda taban altına gömüldüklerini anımsatsalar da, Lisa’nın yaşamı konusunda araştırma yapan bir İngiliz gazetecinin 2010’da öne sürdüğü gibi Gherardini’nin kemikleri, 1980’li yıllarda Floransa’da manastır alanında yapılan temel kazısı çalışmalarında çöplüğe atılmış olabilir.

Roma’da bir basın toplantısı düzenleyen araştırmacılar, tüm iddialara karşın, 15 Temmuz 1542’de 63 yaşında yaşama veda eden Lisa’nın mezarını ve kemiklerini bulmak amacıyla bugün yıkıntı halindeki Sant’Orsola Manastırı’nda kazı yapacaklarını duyurdu. Sanat tarihçileri, (1511-74) yılları arasında yaşayan ve Lisa’nın çağdaşı olan ressam, yazar, tarihçi ve mimar Giorgio Vasari’nin biyografilerindeki bilgilere dayanarak Vasari’nin Lisa Gherardini’den ilk söz eden kişi olduğuna vurgu yapıyor. Ayrıca araştırmacılar Lisa Gherardini’nin doğum ve ölüm yıldönümüne ait bilgilerin Floransa’daki San Lorenzo Kilisesi’nin arşiv belgelerinde kayıtlı olduğunu aktarıyor.

Lisa’nın gerçekten yaşayıp yaşamadığı konusunda Floransa Tarih Arşivi’nde derinlemesine bir araştırma yapan ve biyografisini ayrıntılı bir biçimde kaleme alan Floransalı araştırmacı Giuseppe Pallanti de arşiv belgelerine dayanarak Lisa’nın Rönesans dönemi Floransası’nda gerçekten yaşadığını aktarıyor.

Pallanti, Sant’Orsola’nın 300 yılından 1810’a kadar manastır işlevi gördüğünü, o dönemde ölülerin dini yapıların içine de defnedildiğini, bu manastırın 1810’dan sonra tütün deposuna dönüştürüldüğünü, 1940’lı yıllarda savaşa hedef olduğunu, ardından da kaderine terk edildiğini vurguluyor.