Nâzım Hikmet'in yeni gün ışığına çıkan bilinmeyen şiirlerinin hikâyesi

Nâzım Hikmet’in hiçbir yerde yayımlanmamış 5 şiiri kitap-lık dergisinin son sayısında okurla buluştu. Şiirlerin nasıl bulunduğunun hikâyesini ise şairin editörü Banu İşlet ile konuştuk.

10 Temmuz 2020 Cuma, 11:08
Abone Ol google-news

Yılın en önemli keşiflerinden biriydi şüphesiz. Nâzım Hikmet’e ait ve daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış beş şiirin TÜSTAV Komintern arşivlerinde bulunması edebiyat dünyasında bir bomba etkisi yarattı elbette. Şairin editörü Banu İşlet şiirlerin keşif sürecini Cumhuriyet.com.tr’ye anlattı.

Nâzım Hikmet’in hiçbir yerde basılmamış şiirlerinin bulunma hikâyesini bir de sizden dinleyelim. Tabii nasıl oldu da bunca yıldır fark edilmedi bu durum, onu da merak ediyoruz.

Nâzım Hikmet’in eserlerinin Türkiye’deki yayımcısı olarak YKY, şairin bütün eserlerinin gözden geçirilmesi ve eleştirel, açıklamalı bir yayın hazırlanması için bir çalışma başlatmış bulunuyor. YKY editörlerinden Yücel Demirel’in koordinatörlüğünde bir ekibin yürüttüğü bu çalışmayla eserlerin hatasız ve eksiksiz hale getirilmesi amaçlanıyor. Önceliğimiz, şiirlerin ilk yayımlandıkları Türkçe kaynaklara ulaşmak, şiirlerin yayımlanma süreci ve basımlar arasındaki farklılıkları belirlemek ve şiirlerde yer alan kişiler ve olaylar hakkındaki bilgileri derlemek. Yaklaşık üç yıldır devam eden bu çalışma çerçevesinde Nâzım Hikmet’in bütün şiirlerini dosyaladık, şiirlerin değişik basımlarını karşılaştırdık, şairin notlarını, mektuplarını, eserlerinin müsveddelerini gözden geçirdik, şairle ilgili anı, kitap, makale gibi kaynakları inceleyerek şiirlerle ilgili bilgileri kaydettik. Değişik baskılara ulaşmak bakımından çeşitli koleksiyonerlerden yardım gördük, ulaştığımız belgeler konusunda Nâzım Hikmet üzerine çalışan uzmanların ve araştırmacıların görüşlerini aldık. Bu konuda çok titiz davranıyoruz. Bize iletilen tartışmalı bazı şiirler üzerinde de incelemelerimiz sürüyor. Bazı dergilerdeki yayınları şiirin nihai hali sanarak (oysa Nâzım Hikmet kitaba alırken kendisi değiştirmiştir) yayınevimizi sansürcülükle itham eden yazılarla da karşılaştık. YKY olarak, Nâzım Hikmet imzalı bütün şiirleri, bütün varyantlarını gözden geçirerek, eksiksiz ve notlu olarak yayımlamayı hedefliyoruz.

Bu çalışmanın bir parçası olarak arşivlerdeki araştırmalarımız devam ediyor. Başvurduğumuz önemli kaynaklardan biri TÜSTAV Komintern Arşivi’ydi. TÜSTAV Komintern Arşivi’nde Nâzım Hikmet’e ait özel bir dosya olduğunu ve bu dosyada şiirler bulunduğunu biliyorduk. Ancak şiirler kötü kopyalanmış, okunamayacak durumdaydı. Sevgili Erden Akbulut bu şiirlerin temiz kopyalarına ulaşmamızı sağladı ve böylelikle şiirleri Latin harflerine aktarıp inceleyebilmemiz mümkün oldu. Şiirlerden bazılarının daha önce yayımlanmamış olduğunu fark edince tabii çok heyecanlandık. Başka yayımlanmamış şiirler de olduğunu söyleyebilirim, bu dosya üzerinde hâlâ çalışıyoruz.

Şiirlerin Nâzım’a ait olduğunu tam bir kesinlikle kanıtlayacak ne gibi bulgular var?

Nâzım Hikmet’le ilgili dosyada bulduğumuz şiirlerin bir kısmı zaten Nâzım Hikmet’in Bütün Şiirleri’nde yer alan, bilinen şiirleri. Örneğin, “Hayatımız Yirmi İki Kelimede” adlı şiir, Nâzım Hikmet’in Bütün Şiirleri arasında “Biz-Hayatımız-Yaptığımız İş” adıyla yer alan şiirin son sekiz dizesinin bir versiyonu. Bu dosyada başkasına ait belgeler yok, yalnızca Nâzım Hikmet’e ait şiirler, belgeler var. Ayrıca Nâzım Hikmet’in bu dönemde “N. H.” imzasını kullandığını biliyoruz, ondan başka “N. H.” imzasını kullanan kimse bulunmuyor. Bunun yanı sıra, “İstanbul’da 1 Mayıs” adlı şiirde geçen “kursak bir balon” ifadesi, Peyami Safa’nın “Cingöz Recai’den Nâzım Hikmet’e” adlı şiirinde “üfürükle şişirme, kursak balon komünisti” dizesinde karşımıza çıkıyor; aralarındaki polemik sırasında Peyami Safa, kendisini hedef alan Nâzım Hikmet’in “Bir Provokatör Üstünde Hiciv Denemeleri” adlı şiirine bu şiirle karşılık veriyor. Peyami Safa’nın bu şiirden haberdar olması, şiirin daha önce yayımlanmış olması gerektiğini düşündürüyor. Ancak şimdiye kadar böyle bir yayına ulaşamadık.

Bunların kimin el yazısı olduğunu biliyor muyuz?

Bunu kesin olarak bilemiyoruz. Nâzım Hikmet’in partili bir arkadaşı olmalı. Partinin yayın organında çalışan, neşriyat işlerini yürüten kadrodan biri diye tahmin ediyoruz. Bu yazıya TÜSTAV Komintern Arşivi’nde bulunan başka belgelerde de rastladık, ancak bir imzaya veya isme ulaşamadık. Şiirler partinin gazetesinde veya bir beyannamesinde yayımlanmak üzere hazırlanmış, temize çekilmiş olmalı. 1925’teki tutuklamalar ve Orak-Çekiç dergisinin kapatılması nedeniyle bu yayın hiç yapılamamış veya bugüne ulaşamamış olabilir.

'UZMANLARA DANIŞILDI'

Sanat piyasasında bir tablonun belli bir ressama ait olup olmadığını teyit edecek uzmanlar vardır. Esere bakarak ressamın tarzını yansıtıp yansıtmadığını söylerler ve o eser artık kesinlikle o sanatçıya ait bir eser muamelesi görür. Buradaki şiirler için bunu yapan bir uzman var mı?

Şiirleri, YKY’de yıllardır Nâzım Hikmet üzerine çalışan editörlere ve yine bu konuda çalışan araştırmacılara gösterdik. Üslup ve yazıldığı dönem değerlendirildiğinde şiirlerin Nâzım Hikmet’ten başkasına ait olamayacağı sonucuna vardık. Yine de şiirleri Bütün Şiirleri’ne eklemeden önce dergi yoluyla duyurarak bu konuda farklı görüşler ileri sürebilecek olanlar için tartışma fırsatı yaratmak istedik.

'KİTAPLARINA ALMADIĞI ÇOK ŞİİRİ VAR'

Şiirlerin yayımlanmamış olmasını nasıl açıklamak lazım? Nâzım Hikmet beğenmemiş ve yayımlamak istememiş olabilir mi?

Politik ortam yüzünden sık sık yer değiştirdiği bir dönemden söz ediyoruz. Sovyetler Birliği’ne gidiyor, Türkiye’ye dönüyor, tekrar Sovyetler Birliği’ne gidiyor. Yazdığı şiirlerin bir kısmına sonradan ulaşamamış olabilir, elinde kopyası bulunmayabilir. Veya politik nedenlerle yayımlamamayı tercih etmiş olabilir. Örneğin, 1928’de Bakü’de yayımladığı "Güneşi İçenlerin Türküsü" adlı kitabında bulunan şiirlerin bazılarını, politik ve hukuki nedenlerle Türkiye’de yayımlanan kitaplarına almadığını biliyoruz. Nâzım Hikmet’in bu döneme ait şiirlerinin büyük kısmına çok geç ulaşıldı, bunlar çok geç yayımlandı. Şiirlerin bulunduğu dergi, gazete gibi kaynaklara ulaşıldıkça bu şiirlerden haberdar olundu. Kitaplarına almadığı, dergilerde kalmış şiirleri koca bir cilt oluşturuyor.