Orwell İspanya'dan bildiriyor

George Orwell, Katalonya'ya Selam'da İspanya İç Savaşı'nda milislerle çarpışmalara katılıp ağır yaralandığı günlerden bir kesit sunuyor.

09 Haziran 2011 Perşembe, 09:46
Abone Ol google-news

George Orwell, 'bütünüyle siyasi' diye nitelendirdiği iç savaşın yalnızca karşıt güçlerin birbiriyle çatışması değil, aynı zamanda yan yana duranların çekişmesine de sahne olduğunu gösteriyor. George Orwell'i tanıyanlar onun, 1984 ve Hayvan Çiftliği kitaplarıyla söze başlar. Çoğunlukla o söz orada tıkanır kalır. Oysa Orwell'in bu ikisinden başka, hani neredeyse pek çok kişi tarafından pas geçilen kitapları da var.

Örneğin 1922-1928 arası, İngiliz İmparatorluğu Polis Teşkilatı'ndaki yıllarını anlattığı ve istifasının ardından yazmaya başladığı Burma Günleri (1933). Paris ve Londra'da geçirdiği günleri yansıtan Down and Out in Paris (1933) de yine ıskalanan çalışmalarından. Katalonya'ya Selam da az önce bahsedilen kitapları gibi 1984 ve Hayvan Çiftliği'nin gölgesinde kaldı. 1938'de yayımlanan Katalonya'ya Selam, Orwell'in İspanya İç Savaşı'ndaki izlenimlerini aktardığı bir eser. Savaşa milis olarak katılan yazar, görüp yaşadıklarını kâğıda dökerken İspanya'daki hareketliliği, Cumhuriyetçi Cephe'de anarşistlerle komünistler arasındaki çekişmeleri tarihe not düşüyor.
 

'Dürüstlük için'

Önce gazeteci sonra da milis olarak İspanya İç Savaşı'na dalan ve hayli ciddi şekilde yaralanan Orwell'in, sosyalist görüşü benimsemesinde cephelerde ve çatışmalardaki tanıklıklarının önemli rol oynadığı bir gerçek. Katalonya'ya Selam'ı biraz da böyle okumak gerek.

Orwell'in cepheye hazırlanırken dikkatini çeken ilk şey, kampta ezici çoğunlukta bulunan Katalanların dürüstlüğü. Karşılaştığı onca sahtekâra rağmen söz konusu kamp Orwell'in hayata bakışını derinden etkiliyor.

Eline silah alana kadar sakin geçen hazırlık aşamasının sonlarında Orwell'in savaş üzerine kaygıları da baş gösteriyor: 'Bana göre harp, gümbürdeyen top gülleleri ve sıçrayan çelik parçaları; her şeyden önce çamur, bit, açlık ve soğuk demekti.'

Yazarın İspanya'ya geldiği günlerde ülkenin durumundan da siyasi ayrıntılardan da çok haberdar olduğu söylenemez. Kendisi, sürüp giden savaşa girişini de iki nedenle açıklar: 'Faşizme karşı ve dürüstlük için çarpışmak.' Bahsettiği çarpışmada, tamamen eşitlik ve özgürlük vurgusu yapan anarşistlerle merkeziyetçilik ve etkililiği savunan komünistler arasında derin açmazlar bulunur.

Milis'e katılmış savaşmayı bekleyen Orwell, çarpışmalar sürerken elinde silahıyla duran; kendi deyişiyle 'soğuk ve uykusuzluktan çekmediği kalmayan bir çeşit pasif nesne olarak yaşamaktan başka bir şey yapmayan biri'dir. Tabii bu arada onu endişelendiren ve hayrete düşüren bazı olaylar da gelişir. Örneğin komünistlerle anarşistler arasındaki sürtüşmenin sertleşmesinden rahatsızlık duyar. Beri yandan İspanyolların harekete geçmeye kesin olarak karar vermelerinin ardından müthiş bir gayretle yan yana gelmesine de şaşırır. Orwell'e göre savaş ortamında hayat bulan çelişkilerdir bunlar.
 

Savaşın ironik görkemliği

Ağır yaralanan Orwell, kendi durumunu tuhaf bir anlatımla aktarırken ölüme yakın olduğunu hisseder ve hissettirir; yolun sonuna geldiğini düşünüp aklından normal zamanda geçirmediği pek çok şeyi bir çırpıda sayıp döker. O garip anda ağzından çıkan sözcükler de ilginç; tüm acayipliğine rağmen 'savaşın görkemli bir şey' olduğunu mırıldanır. Elbette yaralanma, ölüm ve öldürmenin de dahil olduğu ironik bir 'görkemlilik' bu.

Orwell, tanıklık ettiklerinden hareketle bazı ahlaki çıkarımlar da yapar: 'Kocaman kanlı bir savaşın ortasında tek bir bireyin ölümü üstüne fazla lakırdı etmenin faydasız olduğunu biliyorum. Kalabalık bir caddenin ortasına düşen uçak bombası, bir sürü siyasi zulüm ve işkenceden çok daha fazla acı doğurur (') Bir çarpışmada ölmeye evet; böyle bir şey normal karşılanır ama hayali bir suçlama nedeni bile olmadan, sırf işgüzarlık olsun diye kodese atılmak ve yalnız başına ölüme terk edilmek, bu bambaşka bir mesele.'

Katalonya'ya Selam, Orwell'in savaşta tuttuğu ve romanlaştırdığı bir günce daha çok. Ayrıca kitapta, yazarın muhabir yönü romancılığının bir boy önünde.

Savaşa tutuşmayanlara ya da daha doğrusu, çatışmalar arasında kalmayanlara bu durumu anlatmak çok zor. Belki de bu yüzden savaşa göz yuman veya anlamsızca kan dökülürken hiç ses çıkarmayanlara Orwell'in ufak bir hatırlatması var: 'Korkarım ki bu uykudan bombaların gürüldemesini duyarak yatağımızdan fırlamadıkça bir türlü uyanmayacağız.' Daha ne denir ki'