Pandemi sürecinde milyonlarca öğrenci eğitimden yoksun kaldı

Türkiye, 1.5 yıllık salgın sürecinde öğrencilere yeterli desteği sağlayamaması nedeniyle kayıp nesil ile karşı karşıya. MEB’in 23 Mart 2020 - 7 Mayıs 2021 verileri, uzaktan eğitimin öğrencilerdeki tahribatı ortaya çıkardı.

15 Mayıs 2021 Cumartesi, 04:00
Pandemi sürecinde milyonlarca öğrenci eğitimden yoksun kaldı
Abone Ol google-news

Türkiye, Kovid-19 salgının sürmesi ve bu süreçte öğrencilere yeterli desteği sağlayamaması nedeniyle kayıp nesil ile karşı karşıya. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 23 Mart 2020-7 Mayıs 2021 verilerine göre 18 milyonu aşkın öğrencinin yalnıca 14 milyon 82 bini uzaktan eğitime katıldı. Bu, son bir yılı aşkın süreçte milyonlarca öğrencinin eğitimden yoksun kaldığı anlamına geliyor. Uzaktan eğitime katılan öğrencilerin yüzde 60’ının dersleri yalnızca cep telefonundan izleyebilmesi ve öğrencilerinin derslere katılım sürekliliğine ilişkin bilgi bulunmaması ise bu sayının daha yüksek olabileceğini gösteriyor. Eğitimcilerin görüşünü ise ortak, “Bir kuşağa yazık edildi”.

Mart 2020’de, Türkiye’de ilk Kovid-19 vakasının görülmesinin ardından alınan tedbirler sonucu okullar, 16 Mart'ta tatil edilirken, 24 Mart itibarıyla uzaktan eğitime geçildi. Vaka sayılarının yükselişe geçmesi ile birlikte 2019-2020 eğitim öğretim yılının ikinci dönemi uzaktan tamamlandı. Bu süreçte EBA platformu ile birlikte 3 eğitim kanalı faaliye geçse de cihaz ya da internet eksikliği gibi nedenlerle bu dönemde milyonlarca öğrenci uzaktan eğitime erişemedi. MEB’in verilerine göre 23 Mart-19 Haziran 2020 tarihleri arasında 18 milyonu aşkın öğrenciden yalnızca 7 milyon 383 bin 213’i EBA’yı kullanabildi. 

YENİ DÖNEM ‘AÇ-KAPA’ OLDU

Yaz ayında geçilen normalleşme kapsamında 2020-2021 eğitim öğretim yılı birinci döneminin, 31 Ağustos’ta yüz yüze açılacağı açıklandı ancak vaka sayılarındaki artış nedeniyle okullar 31 Ağustos’ta uzaktan eğitime başladı, yüz yüze eğitim ise “aşamalı ve seyreltilmiş” olarak 21 Eylül’e ertelendi. Bu kapsamda, 21 Eylül’de okulöncesi ve birinci sınıflar ile geçilen birinci aşamayı, 12 Ekim’de köy okulları ile 2, 3, 4, 8 ve 12. sınıfların dahil edilmesiyle 2. aşama ve 2 Kasım’da 5 ve 9. sınıfların dahil edilmesiyle 3. aşama izledi. 16 Kasım’da başlayan ara tatilin bitmesinin ardından 4. aşamaya geçilmesi yani tüm öğrencilerin yüz yüze eğitime başlaması beklenirken, 17 Kasım’da, 4 Ocak’a kadar kadar uzaktan eğitime geçildiğini açıklandı. Ancak, daha sonra uzaktan eğitimin 22 Ocak’a uzatıldığı bildirildi. Böylece, 2020-2021 eğitim öğretim yılı da uzaktan tamamlandı. 

ÖĞRENCİ OKUL GÖRMEDİ

İkinci döneme geçilen 15 Şubat’ta, anaokulları ile köy okulları tüm kademeleriyle yüz yüze başladı. 1 Mart’taki normalleşme kararları kapsamında ise yüz yüze eğitim, illerin risk durumuna göre belirlendi. Bu kapsamda düşük ve orta riskli illerde tüm sınıf gruplarında, yüksek ve çok riskli illerde ise yalnızca okulöncesi, ilkokullar, 8 ve 12. sınıflar yüz yüze eğitime geçti. Ancak bu süreç de uzun sürmedi. Vakalardaki artış nedeniyle 13 Nisan’daki kısmi kapanma kararıyla 8 ve 12. sınıflar ile okulöncesi dışındaki tüm kademeler uzaktan eğitime döndü. Vakalardaki artışın sürmesi üzerine ise 29 Nisan’da tam kapanmaya geçildi. Böylece eğitim yeniden tüm kademelerde uzaktan olarak sürdürülmeye başlandı. Eğitimin nasıl devam edeceğinin 17 Mayıs’ta gerçekleştirilecek kabine toplantısının ardından netleşmesi bekleniyor.

TABLET BİLE DAĞITILAMADI

Mart 2020’den itibaren öğrencilerin büyük çoğunluğu, okulların açık olduğu dönemde dahi haftanın her günü değil, seyreltilmiş eğitim kapsamında yalnızca iki gün okula gitti. Yüz yüze eğitime devam kararının velilerin tercihine bırakılması yüz yüze eğitime katılan öğrenci sayısını düşürdü. Tablet ve bilgisayar gibi cihazlar ve internet gibi eksiklikler nedeniyle milyonlarca öğrenci eğitime erişemedi. Eğitimdeki karmaşanın sürdüğü 1 yılı aşkın sürede, MEB’in verilerine göre 23 Mart 2020-7 Mayıs 2021 tarihleri arasında 18 milyonu aşkın öğrenciden 14 milyon 82 bin 744’ü uzaktan eğitime katıldı. Bu öğrencilerin yüzde 60’ı dersleri cep telefonundan izledi. Tabletten derslere katılanların oranı yüzde 9, bilgisayardan katılanların oranı ise yüzde 31 oldu. Bu süreçte öğrencilerin erişimi için EBA Destek Noktaları kurulsa da yetersiz kaldı. MEB, bugüne kadar iş insanlarının da destekleri ile sadece 700 bin civarı tablet dağıtabildi.

İLLE DE PERFORMANS

EBA’nın içeriği de tartışma konusu oldu. Müfredatın uzaktan eğitime uyum kapsamında azaltılmaması ve EBA’ya yüklenen derslerin yeterliliği eğitimciler tarafından eleştirildi. MEB’in verilerine göre her 5 öğrenci, veli ve öğretmenden biri EBA’yı yeterli bulmadı. Bu süreçte derslere hiç erişemeyen milyonlarca öğrenci olmasına karşın sınavların yüz yüze gerçekleştirilmek istenmesi de tepki çekti. Vaka sayılarının yükselişe geçtiği dönemde dahi sınava giden öğrencilerin tepkisi nedeniyle MEB, liselerdeki sınavlarda esnekliğe giderek öğrenciye sınava girip girmeme tercihi sundu. Yeterli şartlara sahip olmadığı için derslere giremeyen öğrenciler olmasına karşın notlandırmanın dahi sınavlar ve performans üzerinden yapılması da eğitimci ve öğrencilerin tepkisi ile karşılaştı. Binlerce öğrenci uzaktan ya da yüz yüze eğitime gitmeden sınıf atladı. Liseye ve üniversiteye geçiş sınavlarının bu şartlar altında yapılmasının planlanması da “fırsat eşitliği” tartışmalarını beraberinde getirdi. 

AŞILANAMADILAR

Öğretmenlerin aşılanamaması da tepki çeken bir diğer konu oldu. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un 24 Şubat’ta aşı olması ile başlayan öğretmenlerin aşılanması, aylar geçmesine karşın tamamlanamadı. Aşı sevkıyatının aksaması ile birlikte öğretmen aşılanması da durma noktasına geldi. Bugüne kadar 1 milyonu aşkın öğretmenin yaklaşık yüzde 20’sinin aşı olabildiği belirtiliyor. Ücretli öğretmenler ise aşı sırasına hiç dahil edilmedi. 100 bin civarı öğretmen açığı bulunması ve yalnızca pandemi sürecinde 20 bin civarı öğretmenin emekliliğe ayrılması nedeniyle eğitimcilerin 60 bin olarak beklediği 2021 öğretmen atama sayısının 20 bin olarak açıklanması ise atama bekleyen öğretmenlerin salgına karşın sokağa çıkarak eylem yapmasına neden oldu. Hiçbir açığı kapatmayan atama sayısına ek olarak 40 bin atama yapılması talepleri karşısında ise Bakan Selçuk, topu Hazine ve Maliye Bakanlığı’na 

‘1.5 YIL YOK OLDU’

Eğitimciler de bir yılı aşkın süreçteki eğitimdeki belirsizliklere tepki göstererek, eğitimden uzak kalan öğrencilere işaret etti.

Eğitim-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım: MEB, aradan geçen yaklaşık 1.5 yıllık sürede, süreci, Kovid-19’a dün yakalanmış gibi bugüne kadar getirdi. Ne tablet eksiği olan 4 milyon öğrencinin tablet ihtiyacı karşılanabildi ne okullardaki hijyen koşulları sağlanabildi ne yardımcı hizmetli personel sayısında değişiklik yapıldı. Geceden sabaha değişen “açıldı-kapandı” şeklinde herkesi şaşırtan ve insanları eğitimden soğutacak kararlar alındı. Türkiye, okulları en fazla kapalı tutan ülkeler arasında ilk 3’te. Ülkemizin bugünü ve yarını milyonlarca öğrencimiz, telafisi kolay gerçekleşmeyecek şekilde eğitim yoksunu durumuna geldi. 1.5 yıllık ders konularını, okul devam ediyorken telafi etmek mümkün değil. Milyonlarca çocuğumuz bile isteye eğitim yoksunu duruma düştü. Türkiye’de eğitimden kopuşun artacağı ve yaklaşık 400 bin öğrencinin okullar açılsa bile okulları terk edeceği gerçeği Türkiye’nin yüzüne çarpacak. 1.5 yıllık eğitim kaybı ülke gelişiminde ve ekonomisinde kayba neden olacak ve ülke geriye gitmeye devam edecek. Bu durumun en yakın zamandaki somut sonucunu lise ve üniversite sınavlarında hem sınavlara giren öğrenci sayısında hem de öğrencilerin netlerinde göreceğiz. Bu döneme rast gelen kuşağa, çocuklara, ailelerine ve ülkemize yazık edildi. 

Eğitim-Sen Genel Başkanı Nejla Kurul: Pandeminin başından itibaren çocukların ve gençlerin yüz yüze eğitimini önceleyen, okulları “ilk açan ve en son kapatılan mekânlar” olarak gören bir eğitim stratejisi izlenmedi. MEB, ne dijital eşitsizleri gidermek üzere acil uzaktan eğitim için ciddi önlemler aldı ne de “asıl olan yüz yüze eğitimdir” yaklaşımı ile yüz yüze eğitimde derslik inşası ve yeni öğretmen alımlarına yöneldi. Çocukların ve gençlerin eğitim hakkı, tüm olanaklara rağmen karşılanamadı, derin yoksulluğa bağlı olarak eğitimdeki eşitsizlikler çok ciddi biçimde arttı. Toplu ve kontrolsüz açılışlar ve sahte “tam kapanma”lar ile gayri ciddi bir eğitim planlaması izlendi. Acil uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitimdeki başarısızlık nedeniyle her eğitim ve öğretim tür ve düzeyinin bugün itibariyle bir buçuk yılı pandemide yok oldu. Haziran ayı içinde alınacak her diploma, üç dönemi eksik olan ve değeri oldukça düşük olan diplomalar olacak. Öğrencilerin kapanma süreçlerinde fiziksel olarak bedenleri güçsüzleşti, internet bağımlılığı arttı, bilim, sanat, siyaset ve sevgi üretimleri zayıfladı, kültürel bir çoraklaşma başta üniversitelerde ve okullarımızda hissediliyor.