Prof.Dr. Ercan, entübasyonun salgın sonrası yaşanabilecek olası etkilerine dikkat çekti

Salgınların bitmesinin ardından artçı etkileri olarak entübasyona bağlı nefes borusu darlıkları ve buna bağlı olarak nefes darlığının ortaya çıkabileceğine vurgu yapan Göğüs Cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Sina Ercan, alınacak önlemlerle olası problemlerin önemli ölçüde önlenebileceğini söyledi.

06 Nisan 2020 Pazartesi, 14:26

Dünya koronavirüs salgınıyla amansız bir mücadele içinde. Salgının konuşulmaya başladığı ilk günlerden zamanla pandemi haline gelmesi ve yarattığı etkiler nedeniyle sağlık profesyonelleri dışında toplumun çok fazla bilmediği yeni tanımlamalar da sıkça telaffuz edilir oldu. Bunlardan biri de “entübe etmek” kavramı.

Yoğun bakımlarda bu tarif edilen entübasyon ve mekanik ventilasyon sürecinin akciğerlerde solunum yetmezliğine yol açan birçok farklı hastalık için uygulanabildiğini belirten Göğüs Cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Sina Ercan, bu dönemde sıkça bahsedilir hale gelmesinin sebebini, Kovid-19 enfeksiyonu sonrası akciğerlerin çok sık etkilenmesi ve giderek artan sayıda hastanın da entübe edilerek ventilatöre bağlanılmak zorunda kalınması olarak açıkladı. Ercan, bunun da hiçbir ülke sağlık sisteminin bu boyutta bir talebe hazırlıklı olmadığı bir durum olduğuna işaret etti.


SOLUNUM YETMEZLİĞİ OLAN HASTALARIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU ENTÜBE EDİLİYOR


Koronavirüsün en karakteristik etkilerinin akciğerler ve kalp üzerinde ortaya çıktığını hatırlatan Prof. Dr. Sina Ercan, “Bunun sonucunda da bazı hastalarda sokak ortasında ani ölümler görülebildiği gibi daha önemli bir sonucu da solunum yetmezliği gelişen hastaların hızla kötüleşerek yoğun bakım ünitelerine nakiller gerekebiliyor” diye konuştu.


Bu hastaların da önemli bir çoğunluğunun entübe edilerek ventilatöre bağlandığını ifade eden Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sina Ercan, “Bu hastalar kendileri yeteri kadar güçlü nefes alıp veremedikleri için uyutularak nefes borularına entübasyon tüpü denilen plastik bir boru yerleştirilir. Hastanın ileri derecede ödemli akciğerlerine solunum desteği vermek amacıyla mekanik solunum cihazına bağlanması gerekir. Bu destek hastaların akciğerleri enfeksiyondan temizlenene kadar devam ettirilir.” şeklinde konuştu.


SALGIN SONRASI İSTENİLMEYEN ARTÇI ETKİLER ORTAYA ÇIKABİLİR


Bütün salgınların boyutları ve sonuçları değişmekle birlikte benzer bir süreç takip ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sina Ercan,  Kovid-19 salgınının da toplumun önemli bir bölümünün bağışıklık geliştirmesinden sonra yavaşlayarak zamanla durma noktasına geleceğini hatırlattı. Ancak salgınların bitmesinin ardından artçı etkilerinin ortaya çıkabileceğine de işaret eden Prof. Dr. Sina Ercan, Kovid 19 salgını sonrasında da entübasyona bağlı nefes borusu darlıkları (trakea stenozu) sorunlarıyla karşılaşılabileceğini söyledi.


Entübasyona bağlı nefes borusu darlıklarının bütün teknolojik ve tıbbi gelişmelere rağmen hala karşılaşılan bir problem olduğunu belirten Prof. Dr. Sina Ercan, salgın sonrasında karşılaşılabilecekler konusunda şu bilgileri verdi: “Bugünkü Kovid-19 salgınında da çok yoğun bir entübasyon ve mekanik ventilasyon tedavisi alan hasta grubu bulunuyor. Bu hastaların önemli bir bölümü de gelişmiş tıbbi destek ve tedaviler sonucunda solunum cihazlarından ayırılacak ve iyileşerek taburcu olacaklar. Diğer taraftan tecrübelerimiz bize gösteriyor ki bu iyileşen hastaların bir bölümünde yoğun ve yüksek basınçlı mekanik ventilasyon tedavilerine bağlı olarak akciğer hasarları ve nefes borularında darlık gelişmesi ihtimali yüksek olacaktır.”


OLASI PROBLEMLERİN ÖNÜNE GEÇMEK MÜMKÜN


Prof. Dr. Sina Ercan, “Alınacak önlemler, kritik dönemi başarılı bir tedavi sonrası atlatabilen hastaların ilerleyen günlerde trakea (nefes borusu) darlığı ve problemlerinden etkilenme ihtimalinin en aza indirilmesine yardımcı olacaktır” dedi ve ekledi: “Böyle bir salgın dönemi sırasında hastaların öncelikli olarak yoğun bakıma yatırılarak hayatları kurtarılmaya çalışılırken, trakeostomilerin tecrübeli hekimlerce tekniğine uygun şekilde açılması ve hastaların anatomik yapılarına uygun kanüllerin seçilmesi, entübasyon tüpleri ve trakeostomi kanüllerinin balonlarının yüksek basınçla şişirilmemesi, ventilatör setlerinin ağırlığı ve gerginliği ile bağlı oldukları kanüllerin bir tarafa doğru aşırı şekilde çekilmesine müsaade edilmemesi gibi basit önlemlere de dikkat edilmelidir. Bu zorlu dönemde çok yeni tanımaya başladığımız Kovid-19 enfeksiyonlarının her gün yeni bir özelliğini keşfediyoruz. Bu düşmanla mücadele ederken eskiden beri bilinen ve basit önlemlerle büyük oranda önlenebilecek sağlık problemlerini de akılda tutmamızda fayda var.”