'Reyhanlı'da ölenlerin sorumlusu Erdoğan'dır'

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Reyhanlı'da ölen 51 kişinin katili Recep Tayyip Erdoğan'dır. Onun sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır" dedi.

15 Mayıs 2013 Çarşamba, 11:27
Abone Ol google-news

Temaslarda bulunmak üzere Brüksel'e gelen Kılıçdaroğlu, Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı Grubu (S&D) toplantısına katıldı. Kılıçdaroğlu, toplantının ardından Grup Başkanı Hannes Swoboda ile basına açıklamalarda bulundu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dün Kılıçdaroğlu'nun Beşşar Esed'i desteklediği yönündeki açıklamalarının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Esed rejimini desteklemedim. Esed'le tatil yapmadım, Esed'e kardeşim demedim. Diyen kim? Kendisi. Tatil yapan kim? Kendisi. Esed'le tokalaşmadım, bir araya gelmedim, sohbet etmedim. Kendisi yaptı" diye konuştu.

Suriye'de barış istediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'a Türkiye'de Suriye'den iki tarafın da davet edileceği uluslararası bir konferans düzenlenmesini önerdiğini, ancak önerisinin reddedildiğini hatırlattı.

Şimdi ABD ile Rusya'nın aynı doğrultuda bir uluslararası konferans düzenleme kararı aldıklarına işaret eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Türkiye zemin kaybediyor. Silahlı radikal unsurları Türkiye'de besleyip, cebine para koyup, eline silah verip Suriye'ye göndermek ne zamandan beri Türkiye'nin, başbakanın işi oldu?

Reyhanlı'da ölen 51 kişinin katili Recep Tayyip Erdoğan'dır. Onun sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır. İstiyorsa gitsin Reyhanlı'da yurttaşlara sorsun. Hatay'da sorsun, Kırıkhan'da sorsun, Samandağ'da sorsun, İskenderun'da sorsun. O masum insanların ne günahı vardı? Kalkmış CHP'yi suçluyor, 'CHP, Esed rejimini destekliyor'. Hiçbir zaman baskıcı hiçbir rejimi desteklemedik. Tıpkı AK Parti hükümetini desteklemediğimiz gibi."

Esed ile Erdoğan'ın "baskıcı" olduklarını ve aralarında "ton farkı" bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Ne fark var aralarında demokrasi açısından?" diye sordu.

"Zafiyet sözcüğünün anlamını öğrensin"


Başbakan Erdoğan'ın, Reyhanlı'daki patlamalara ilişkin bir "istihbarat zaafı olmadığı" yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Zafiyet sözcüğünün anlamını öğrensin o zaman. Bu bir itiraftır. İtirafı yapan da bu ülkenin başbakanıdır. Siz olayı önceden öğreneceksiniz, önlemini almayacaksınız, 51 insan hayatını kaybedecek. Ondan sonra çıkacaksınız ortaya diyeceksiniz ki 'Bir koordinasyon eksikliği var'. Senin görevin ne o zaman? Sen başbakan değil misin? Bu koordinasyonsuzluğa yol açanları ortaya çıkardın mı? Hesabını sordun mu? Hayır."

 

"Türkiye'de insanlar düşüncelerini özgürce dile getiremiyor"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Brüksel'de Türk Kahvesi Brifingleri kapsamında Avrupa Parlamentosu (AP) yetkilileri ve gazetecilerle bir araya geldi.

Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, Türkiye'nin değişim sürecinden geçtiğini belirterek, "Türkiye değişen bir ülke. Değişim ileriye doğruysa bireysel hak ve özgürlükleri genişletiyorsa demokrasiye kalite getiriyor, demokrasiyi derinleştiriyorsa bu çok önemli bir değişimdir. Bizim de arzu ettiğimiz budur" dedi.

Türkiye'nin gerçek anlamda özgürlükçü bir ülke haline gelmesi gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Türkiye'de insanlar düşüncelerini özgürce dile getiriyorlar mı? Bu sorunun yanıtı, üzülerek söyleyeyim, evet değil" ifadesini kullandı.

Türkiye'de temel sorunun, 12 Eylül askeri darbesinin getirdiği yasaların halen yürürlükte olmasından ve anayasanın da bu darbenin ürünü olmasından kaynaklandığını anlatan Kılıçdaroğlu, CHP'nin darbe döneminde çıkan tüm yasaların değiştirilmesi için hükümete çağrıda bulunduğunu, ancak çağrısına yanıt alamadığını söyledi.

"Anayasa değişiklikleri biraz zordur ama bu yasaların değişimi çok kolay" diye konuşan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Anayasa reformu konusunda çok umutsuz değilim. Ama beni umutsuzlandıran bir olay var. Konu görüşülürken, partiler belli konularda uzlaşma sağlarken, AKP görüşmelerin ortasında başkanlık sistemini getirdi. Başkanlık sistemi, zaten var olan otoriter olan yapıyı daha da güçlendirecek."

Türkiye'de demokrasi ve özgürlük mücadelesi verdiklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Anayasa konusunda başkanlık sisteminin getirilmesi, Türkiye'nin 150 yıllık parlamenter deneyimine vurulan bir darbedir" dedi.

"Süreci bilmiyoruz"

Çözüm sürecine de değinen Kılıçdaroğlu, Kürt sorununun çözümü için partisinin bir yol haritası önerdiğini, meclis içinde uzlaşma komisyonu ve buna paralel olarak meclis dışında bir "Akil Adamlar" topluluğu oluşturulmasını gündeme getirdiğini anlattı.
Önerilerinin kabul görmediğini ve CHP'nin neden sürece destek vermediği sorusuyla karşı karşıya kaldıklarını belirten Kılıçdaroğlu, "Hangi süreç? Bilmiyoruz. Hangi sürece destek vereceğiz? Siz neyi görüştünüz, hangi ödünleri verdiniz veya vermediniz? Onu da kimse bilmiyor" ifadesini kullandı.

AB'ye referandum ve tutuklu milletvekili eleştirisi

AB'yi de eleştiren Kılıçdaroğlu, partisinin referandum ve anayasal değişikliklerin yanlış olduğunu dile getirmesine rağmen, AB'nin Türkiye'nin önemli bir reform yaptığını ve yargı bağımsızlığına zarar gelmeyeceğini savunduğunu, ancak sonrasında bazı yargı üyelerinin sürüldüğünü belirtti.

Tutuklu milletvekillerinin durumuna da değinen Kılıçdaroğlu, "AB'nin bu konuda sessiz kalması bizi rahatsız ediyor. İlerleme raporlarında birkaç satırlık bir eleştiri, o kadar. Bu bizi tatmin etmiyor" dedi.

Kılıçdaroğlu, AB yetkililerine Silivri'deki duruşmaları izleme çağrısında da bulundu.

"Hiçbir komşuyla barışık değiliz"

Hükümetin Suriye politikasını yanlış bulduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" sözünü hatırlatarak, "AKP iktidar oldu, 'Komşularla sıfır sorun politikası izleyeceğiz, tüm komşularla barışık olacağız' dedi. Hepimiz alkışladık. Şu anda hiçbir komşumuzla barışık değiliz" diye konuştu.

Suriye'de demokrasi olmadığını, diktatör bir lider bulunduğunu ve insanların öldürüldüğüne işaret eden Kılıçdaroğlu, "Ama siz Suriye'nin sorununu, radikal unsurları Türkiye'ye getirip, Türkiye üzerinden Suriye'ye sokarak çözemezsiniz" ifadesini kullandı.

Suriye'deki krizin ülkenin kendi iç sorunu olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, uluslararası aktörlerin devreye girebileceğini belirterek, ABD ile Rusya'nın girişimiyle düzenlenecek uluslararası konferansın sorunun çözümüne büyük katkı yapacağını düşündüğünü kaydetti.

"Neden bir başka ülkede çarpışanların karargahı Türkiye olsun? Biz bunu kabul etmiyoruz" diyen Kılıçdaroğlu, hükümetin Suriye politikasını eleştirdiklerini ifade etti.

Esed yerine "Saddam" dedi


Kılıçdaroğlu, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'i desteklediği yönündeki açıklamaları değerlendirirken Esed yerine ''Saddam'' ifadesini kullandı.

"Bize söylüyorlar. Siz Saddam'ı mı destekliyorsunuz. Hayır efendim, baskıcı hiçbir rejimi, halkına zulmeden hiçbir rejimi desteklemeyiz, ama oraya silahlı militanları da göndermeyiz" diye konuşan Kılıçdaroğlu'nu parti temsilcileri uyardı.

"Suriye'de yangın var, benzinle gidiyoruz olayın üstüne ve yangın Türkiye'ye sıçradı" ifadesini kullanan Davutoğlu, "Türkiye, Ortadoğu bataklığına itilmek isteniyor. Türkiye yönünü Batı'ya dönmüş, çağdaş uygarlığa dönmüş bir ülkedir. Bir Ortadoğu ülkesi değildir, olmamalıdır" dedi.