"Santralin çöpü ülkemize kalacak"

Türkiye Çevre Platformunca, Mersin Akkuyu ve Sinop'ta yapılması karar altına alınan nükleer santrallerin gerçek hedefinin enerji üretimi olmadığı belirtilerek, ''Bu santrallerde nükleer silah sahibi küresel güçler için nükleer silah malzemesi üretileceği, santral çöpünün de Türkiye'de kalacağı'' ifade edildi.

06 Haziran 2011 Pazartesi, 10:30
Abone Ol google-news

Platform tarafından yapılan yazılı açıklamada, 12 Haziran Pazar günü seçim yapılacağı anımsatılarak, Türkiye'nin seçimlerden sonra oluşacak yeni sürece ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlarla girdiği öne sürüldü.

Ülkenin hemen her yerinde çevre sorunlarının çığ gibi büyüdüğü ifade edilen açıklamada, ''Türkiye'nin uluslararası düzlemde kabul gören çevre standartlarının çok gerisinde kaldığı'' görüşüne yer verildi.

Açıklamada, çevre standartlarını yükseltmiş ülkelerin hiçbirinde yer bulamayan, terk edilen, geri ve kirli teknolojilerin, Türkiye gibi ülkelerde ''yatırım desteği'' adı altında yine bu ülkelerin kredi kuruluşlarınca verilen kredilerle ve tümüyle kendi çıkarları doğrultusunda teşvik edildiği ileri sürüldü.

Türkiye Çevre Platformu Temsilciler Meclisi'nin bu süreçle ilgili öncelikli sorunları ve çözüm önerileri hazırladığı bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Uluslararası nükleer lobinin talep ve desteği ile hazırlanan, 'enerji üreteceğiz' savıyla güçlendirilen, Mersin Akkuyu ve Sinop'ta yapılması karar altına alınan, Akkuyu'da yapım ve işletme anlaşması imzalanan nükleer santrallerin gerçek hedefi enerji üretimi değildir. Bu santrallerde, nükleer silah sahibi küresel güçler için nükleer silah malzemesi üretilecek, santralin çöpü ülkemize kalacaktır. Ayrıca bu alanlar, yurt dışından getirilecek nükleer atıkların depolama alanları olacaktır. Bu anlaşmalar olağan dışı koşullarda ve halkımızın denetimden uzak yöntemlerle yapılmıştır. Kaldı ki bu kadar riskli bir yatırım sadece enerji üretimi için bile yapılıyor olsa gereksiz ve tehlikelidir.

Türkiye son 10 yılda karbon emisyonları en hızlı artan ülkelerden birisi olmuştur. Ülkemizin karbon yükü görülmemiş oranda yükseltilerek, küresel ısınmadaki payı arttırılmış, bir yandan da yeni kömür yakıtlı termik santral ihaleleri yapılarak bu payın daha da arttırılması yönünde adımlar atılmış ve değerli tarım topraklarına, su kaynaklarına zarar verecek biçimde termik santrallere lisans verilmiştir.

Türkiye'nin kurulu gücünün ancak yüzde 3'ünü karşılayacak kapasitede olmasına karşın ülkenin dört bir yanında, adeta bir doğa katliamına dönüşen irili ufaklı 4 bine varan Hidroelektrik Santral (HES), küçük HES ve nehir tipi HES ihaleleri yapılmakla kalınmamış, aynı zamanda bu su kaynaklarının kullanım hakkı da devredilerek, halkımızı kendi toprağımız ve ülkemizde bu kaynaklara muhtaç hale getirecek adımlar atılmıştır.''

"İktidara talip olanların çevre ile ilgili bu konularda kamuoyuna söz vermeleri'' istenen açıklamada, küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkelerin başında gelen Türkiye'de, acil önlemlerin alınması gerektiğinin ortada olduğu belirtildi.

Bu önlemlerin başında, küresel ısınmanın nedeni sayılan karbondioksit salınımının azaltılmasının geldiği ifade edilen açıklamada, Ulusal Enerji Master Planı yapılarak uygulanması talep edildi. HES yatırımlarının durdurulması, gelişmiş ülkelerin terk ettiği ve hatta yaptıktan sonra bir gün bile çalıştırmadan kapattığı nükleer santral kurulması çalışmalarına derhal son verilmesi istenen açıklamada, ''Bu kapsamda yapılan anlaşmalar derhal iptal edilmelidir. Karbondioksit emisyonuna neden olan ulaşım sistemimiz, toplu ulaşımı hedef alan biçimde yeniden ele alınmalı, demiryolu ve denizyolu taşımacılığına yönelik teşvik ve yatırımlar sağlanmalıdır'' ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, bu önlemleri programlarına almayan, uygulama taahhüdünde bulunmayan milletvekili adaylarına ve siyasi partilere oy verilmeyeceği ve verilmemesi için çaba harcanacağı da vurgulandı.