"Seviyesiz siyaset ülkeyi uçurum kenarına getirdi"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'nin, hükümetin 'çaresiz ve çapsız' politikalarının sonucu yakın dönemin en ağır bunalım ve sancılarını yaşadığını belirterek "Adalet ve Kalkınma Partisi ve Başbakan Erdoğan bu bozgunun, bu hezimetin ve bu ricat halinin yalnızca sonucu değil bizatihi nedenidir, gerekçesidir ve kaynağıdır" diye konuştu.

01 Haziran 2010 Salı, 07:56
Abone Ol google-news

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis grup toplantısında İsrail'in insani yardım gemisine saldırısı ile İskenderun'daki PKK saldırısını değerlendirdi. Sivil ve asker bütün şehitlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar dileyen Bahçeli, Türkiye'nin, hükümetin 'çaresiz ve çapsız' politikalarının sonucu yakın dönemin en ağır bunalımlarının sancılarını derinden yaşamaya başladığını söyledi. Bahçeli, "Tamamen göz boyamaya, vicdanların istismarına, başarısızlığa bahaneler üretmeye ve rezaletleri sineye çekmeye dayalı ilkel, seviyesiz ve teslimiyetçi bir siyasetin yedi buçuk yılın sonunda geldiği ve Türkiye'yi getirdiği uçurumun kenarı burasıdır" dedi. AKP ve Başbakan Erdoğan'ın yaşanan bozgunun, hezimetin ve 'ricat' halinin yalnızca sonucu değil, bizzat nedeni, gerekçesi ve kaynağı olduğunu savunan Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ı Türkiye'yi çökertmek ve Türk milletini bölmek için misyon yüklenmekle suçladı.

Yaşanan ağır tablonun tek sebebinin sorumlusu ve sonucunun AKP olduğunu kaydeden Bahçeli, Türkiye'yi AKP hükümetinin değil hükümet üzerinden küresel projeler ve kanlı küresel niyetlerin yönettiğini vurguladı. Bahçeli, şöyle konuştu:
"İsrail, yardım götüren vatandaşlarımıza hunharca saldırmaktadır. Başbakan Erdoğan ise 'Medeniyetler İttifakının Eşbaşkanı' unvanı ile Brezilya'da çalım satmaktadır. Aklı ve vicdanı olanlara soruyorum. Eşbaşkanı olarak taşeronluk yaptığınız medeniyet hangi medeniyettir? Bu oyuna nasıl girdiniz, bu akıntıya nasıl kapıldınız? Eli kanlı PKK ve destekçisi Barzani, Mehmetçiklerimize saldırılarını artırmıştır. Bunlar yaşanırken Başbakan Erdoğan ise Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı olmaktan iftihar etmektedir. Yine içinde biraz millet ve mukaddesat kırıntısı kalmış olanlara soruyorum, küresel zalimle elele tutuşarak, İslam'a yapılan zulmün suç ortaklığını nasıl kabullendiniz? Kim sizi zorladı, kim sizi tutsak aldı, bu esarete nasıl düştünüz?"

"Hükümet ve Başbakan aklını başına almalı"

22 Temmuz seçimlerinden sonra 'ya milliyetçilik ya teslimiyetçilik' dediklerini ve her alanda haklı çıktıklarını da kaydeden Bahçeli, "Peşmerge ile pazarlık yapmayın, terörü böyle önleyemezsiniz, bir gece Kandil'de görünün dedik. Azan terörle haklı çıktık. Van minut diyerek sahte çıkışlar yapmayın, gerçek bir Ankara duruşu gösterin ve işe Musevilerden aldığınız başarı ödüllerini iade ederek başlayın dedik yaşananlarla haklı çıktık. Habur'da yaşanan alçaklıktır, PKK ile kucaklaşarak terör bitmez dedik haklı çıktık. Ve AKP'ye ülkemizi düşürdüğünüz zilletin sorumlusu sizsiniz, bahaneyi anayasalarda aramayın dedik ve bu düşüncemizde de mutlaka haklı çıkacağız. Başbakan tamamen tükenmiştir, hükümet tamamen bitmiştir, AKP tamamen aciz, çaresiz ve etkisizdir. Milletimizi daha büyük felaketlerle yüzleştirmeden, Başbakan Erdoğan ve hükümeti aklını başına almalı ve girilen tuzaklarla dolu yolun bu kavşağından bir an önce dönmelidir" diye konuştu.

İsrail'in saldırısının Türk milleti tarafından asla kabul edilemeyecek bir saldırı olduğunu ifade eden Bahçeli, bu saldırının aynı zamanda Türk milletine karşı açık bir düşmanlık olduğunu söyledi. Durumun 'ucuz siyasi kabadayılıklarla, hamasetle örtülemeyecek kadar ciddi, önemli ve hayati" olduğunu vurgulayan Bahçeli, İsrail ordusunca yapılan saldırının doğrudan Türk milletine yapıldığını kaydetti. Bahçeli, şunları söyledi:

"Bu hunhar saldırıdan sonra hiçbir özür, bahane, gerekçe olayı örtemeyecek, Türk milleti bu saldırganlığı hesap hanesine mutlaka yazacaktır. Olayın gerçekleştiği saatlerde, Başbakan Şili'de, Dışişleri Bakanı Brezilya'da küresel projelerin taşeronluğunun peşindedir. Günün ilerleyen saatlerine kadar hükümet suskun, aciz ve çaresizdir. Milletimiz, Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada yer verilen 'sonuçlarına katlanırsınız' ifadesinin ve ilerleyen saatlerde Başbakan'ın uyarısındaki 'yetti artık' sözünün gerçek karşılığını görmek istemektedir. Sabırsızdır. Umarız ki, bu ikazlar, Başbakan ve hükümetinin geçmişte PKK'ya ve Barzani'ye karşı savurduğu kuru tehditler gibi boş sözlerden ibaret olmasın, bugün söylenenler yarın unutulmasın. Türk milleti, bu mütecaviz ve alçakça saldırıları durdurmaya da, cevabını vermeye de muktedirdir. Milletimizi haklı iken haksız çıkartacak duygusal tepkilerden uzak kalmaya; doğru zeminlerle ve doğru yöntemlerle İsrail'den soracakları hesabın arkasında durmaya, ancak sağduyuya çağırıyorum. Türkiye'nin sokaklarda taşkınlık yaparak bulacağı bir çözüm yoktur, tepkiler demokrasinin sınırları ve meşruiyet tepkiler demokrasinin sınırları ve meşruiyet içinde olmalıdır."

Konunun siyasetin üstünde milli bir konu olduğunu, İsrail'le ilişkilerin geleceği hakkında yeni bir strateji belirlenmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, TBMM'nin de acilen özel gündemle toplanmasını önerdi. Hükümetin geçmişte olduğu gibi İsrail'le ilişkilerde ikircikli tavrından vazgeçmesi, verilecek tepkilerin, siyasi, hukuki ve diplomatik ve gerekirse askeri olmak üzere ayrıntılı esaslarının belirlenmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, İsrail'e karşı iç siyasetin ucuz malzemesi haline getirilmeden derhal en sert karşılığın verilmesini istedi.

Bahçeli, önerilerini "Süleymaniye'de askerimizin başına geçirilen çuval olayındaki gibi bir geri adım, yüz sürme, boyun eğme, alttan alma, idare etme gibi zaaflardan mutlaka kaçınılmalıdır. İsrail'deki büyükelçimiz geri çekilmiştir. Bu çekilme süresiz olmalıdır. İsrail'le askeri alandaki ilişkiler ve savunma sanayinde sürdürülen işbirliği kesilmelidir. Bir süredir geçici üyeliği Türkiye'de olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nezdindeki girişim yerinde ve doğrudur. Bu platformda kınama, çözüm ve tazminatlar için girişimde bulunulmalıdır. İsrail'in alıkoyduğu, hayatını kaybeden, yaralanan ve tutulan vatandaşlarımız ile yardım gemileri acilen iade edilmelidir. Bu düşmanca tavrın sonucunda ortaya çıkan mağduriyetin ve kayıpların hakları ve hukuku mutlaka takip edilmeli ve İsrail'den tazminat talep edilmelidir. Türk milletine yönelik bu düşmanlığın özrü ve pişmanlığı, İsrail'in resmi ağızlarından mutlaka istenmeli, cinayetlere neden olan sorumluların ortaya çıkartılması ve adalete sevki talep edilmelidir" şeklinde sıraladı.

"İflasınızı ilan edin"

Bahçeli, hükümete de "İflasınızı ilan edin, bunca yıldır yönetemediğinizi itiraf edin, bu gidişatın sizi felakete götüreceğini idrak edin ve emaneti ehline teslim edin" diye seslenirken milletin hiç korkmaması, MHP'nin mutlaka iktidara geleceğini söyledi.

Konuşmasında İskenderun'daki PKK saldırısını da değerlendiren Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın 'gaflet ve dalalet siyaseti'nin ihaneti coşturduğunu kaydetti. 1 Mayıs-1 Haziran arasında 23 şehit verildiğini, 33 askerin de yaralandığını kaydeden Bahçeli, "Türkiye, Cumhurbaşkanı'nın 'iyi şeyler olacak' diye övgüyle söz ettiği mutlu geleceğin, kendisine ayrışma, kırılma ve şehitten başka bir sonuç getirmediğine yakından şahit olmuştur. Başbakan Erdoğan'ın 'umut verici gelişmeler' diye müjdelediği Habur törenlerinden sonra nafile güzel gelişmeleri bir türlü görememiştir. Açılım denen yıkım bütünüyle iflas etmiştir. Dün Tunceli'de, Bitlis'te, Hakkari'de, İskenderun'da Mehmetçiğe kurşun sıkanlar, geçtiğimiz güz Habur'da AKP'nin kucakladığı teröristlerin açılım arkadaşlarıdır. Bu vahim tablonun sahibi olan Başbakan Erdoğan ne söyleyecektir? Sözün bittiği yer çoktan geride kalmıştır. Bu rezaletlerin müsebbibi AKP zihniyeti nasıl bir mazeret üretecektir? Bahaneler tükenmiş, yalanlara inanacak kimse de kalmamıştır. Kandil'in hamisi, PKK yardakçısı Peşmerge Reisiyle Ankara'da kucaklaşmanızı bu saldırılardan sonra millete nasıl izah edeceksiniz?" diye konuştu.
AKP'nin geçmişte attığı yanlış adımların faturalarının bugün birer birer Türkiye'nin önüne geldiğini söyleyen Bahçeli, gelinen noktada AKP'nin terörle mücadeleyi tamamen kaybettiğini ve teröre teslim olduğunu ifade etti. Bahçeli, "Bu zillet böyle devam ederse, bu küçülme sürerse ve böylesine boyun eğerseniz, buradan uyarıyorum, bu aziz millet biliniz ki, tarihindeki melunları olduğu gibi sizi de sırtından atar ve tarihin çöplüğüne ilelebet gönderir. Bu utanç, Sevr'i yediden hortlatmaya çalışan AKP zihniyetinin sabıkasına yazılmış bir cürümdür. Bu utanç, İstanbul'u yeniden Bizans yapmaya çalışan Başbakan Erdoğan'ın alnında siyaseten silindiği yıllarda bile bir leke olarak kalacaktır" dedi.

Bahçeli ekonomideki gelişmeleri de değerlendirdiği konuşmasında Başbakan Erdoğan'ın Brezilya'da gününü geçirip Şeker Tepesini arkasına alarak poz verirken milletin yoksulluk ve işsizlikle boğuştuğunu söyledi. Bahçeli, "Biz dilerdik ki, Başbakan Erdoğan kadraja girerken gösterdiği özeni; yoksulumuzun, işsizimizin ve çaresizimizin sorunlarını çözerken de gösterebilsin. Ancak AKP hanedanı bolluk ve bereket içindeyken, nedense ve her ne hikmetse milyonlarca insanımız güçlükler karşısında ezilmiş bir halde yaşamaya çalışmaktadır.Bu saltanat elbette kimseye kalmamıştır. Kalmayacaktır da.İşte o zaman, saltanat koltuğundan düştükten sonra Başbakan Erdoğan'ın aklı başına gelecek, ne var ki son pişmanlık asla fayda etmeyecek ve hiçbir kuvvet kendisini yolsuzluklarla döşenen yüce divan yolundan döndüremeyecektir" dedi.

Bahçeli, yoksulluğun aşılması ve işsizliğin azaltılması yönünde güçlü bir sivil ve kamu inisiyatifi başlatılması ve ekonomik seferberliğin ilan edilmesi gerektiğini kaydetti