Sezgin Tanrıkulu'ndan Kemal Kurkut tepkisi: Aynı olay Filistin’de yaşansa...

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, geçtiğimiz yıl Diyarbakır'daki Nevruz kutlamaları sırasında polis kurşunu ile yaşamını yitiren Kemal Kurkut'a ateş eden polisin halen görevde olmasına tepki gösterdi.

21 Mart 2018 Çarşamba, 12:28
Abone Ol google-news

Meclis'te bir basın toplantısı düzenleyen CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, açıklamasına "Öncelikle bu coğrafyada baharın gelişi olarak kutlanan 21 Mart Newroz bayramını kutluyorum." diyerek başladı.

Kemal Kurkut'un ailesi adalet bekliyor

Geçtiğimiz yıl Diyarbakır'daki Nevruz kutlamaları sırasında yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Kemal Kurkut'un ölümüne neden olan polisin halen görevde olmasına tepki gösterdi.

Tanrıkulu'nun açıklaması şöyle:

Başta Diyarbakır olmak üzere Newroz kutlamalarının olaysız, şenlikler içinde geçmesini diliyorum. Bunu özellikle diliyorum, çünkü geçtiğimiz yıl, bildiğiniz gibi Diyarbakır’da 20 yaşında bir genç, Kemal Kurkut, üstü çıplak olduğu halde, gazetecilerin, binlerce insanın gözü önünde infaz edilmişti. Bu kadar aleni bir infaz olmasına rağmen bir gencin katledilmesi üzerine en azından infazcının cezalandırılmasını beklersiniz, değil mi? Söz konusu olan Türkiye’yse, hayır! Bizimki gibi antidemokratik polis devletlerinde görünüşü kurtarmak için sembolik bir ceza verilir. Fakat Kemal Kurkut cinayetinde sembolik bir cezaya bile gerek duyulmadı. Dün, Kurkut’un kardeşi, infazcı polisin hala görevde olduğunu ve belki de Newroz alanında yine görev yapacağını söyledi. Açıkçası AKP iktidarına yakıştıramam diyemem. Yakışır! Ülkeyi polis devleti haline getirenler bunu bir gurur nişanesi olarak boyunlarında taşısınlar!

Aynı olay Filistin’de yaşansa yakmayacakları ağıt kalmayacak olan kesimlerin de bu olay karşısındaki suskunluğunu utanç verici buluyorum. Bir ülkede devlet insafsız olabilir, adaletsiz olabilir. Ama toplum da insafsızlaşırsa, toplumun belli kesimleri de adalet duygusunu yitirirse, bu son derece tehlikeli bir noktadır. Bu vesileyle Kemal Kurkut’u rahmetle, sevgiyle anıyor, bir yıldır karalar giymiş olan annesine sabır diliyorum. Oğlunun hiçbir Newroz’da unutulmayacağını bilmesini istiyorum.

 Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ve bu ihlallerin sürdürülmesinin en temel sebebi olan cezasızlık sorunu bağımsız, uluslararası kuruluşların dikkatinden kaçmıyor. Burada basını susturabilirsiniz ama Birleşmiş Milletlerin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de sesini kesemezsiniz.

BM'NİN RAPORU

 Nitekim Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin dün yayımladığı raporda başta OHAL uygulaması olmak üzere insan hakları ihlallerine son verilmesi çağrısı yapıldı. Raporda OHAL’in ciddi insan hakları ihlallerine neden olduğu aktarılırken, BM olarak bundan ciddi kaygı duyulduğu ifade ediliyor.

 Raporda Türkiye'nin güneydoğusundaki gelişmeler ise şöyle aktarılıyor: "BM'nin güneydoğudan aldığı haberlere göre bölgede cinayetler, işkenceler, kadına karşı şiddet, aşırı güç kullanımı, evlerin ve kültürel mirasın yıkımı, sağlık hakkına ve suya erişimin hakkının ihlali gibi durumlar yaşandı."

 Raporda yer alan verilerden bir kısmı şöyle:

 -152 bin kamu görevlisi işten atıldı, bazıları gözaltına alındı

 -Özel şirketlerde 22 bin 474 kişi işten atıldı

 -4 bin 200'den fazla yargıç ve savcı görevden alındı, 570 yargıç tutuklandı, bin 480 yargıç soruşturma geçirdi, 79 yargıç uzun dönemli hapis cezası aldı, 34 hukuk derneği veya bürosu kapatıldı

 -Aralık 2017'deki İçişleri Bakanlığı verilerine göre 159 bin 506 kişi OHAL kapsamında gözaltına alındı

 -300 gazeteci gözaltına alındı

 -Aralık 2017'de çocuklarıyla birlikte hapsedilen kadın sayısı 600'e yaklaştı. Kadınlar neredeyse tüm vakalarda Gülencilikle suçlanan eşlerine yardımla suçlandı

 -STK ve basın kuruluşlarının da dahil olduğu bin 719 kuruluş hükümet tarafından kapatıldı

 -166 basın kuruluşuna el koyuldu

 -Yasaklı site sayısı 100 bini geçti

 -Sadece Temmuz 2016'da iptal edilen pasaport sayısı 50 bini aştı

 -Güneydoğuda 263 gözaltında işkence yaşandı

 BM’nin bu çarpıcı raporuna AKP hükümetinin yanıtı tek kilemeyle utanç verici! Dışişleri Bakanlığı bu iddiaların araştırılacağını söylemek yerine “Metin bir anlam ifade etmiyor” açıklaması yaptı.

 Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Yüksek Komiser'in bir süredir Türkiye'yle ilgili konularda tarafsızlığını ve nesnelliğini yitirdiği ve ülkemize karşı şahsi önyargılar beslediği başka vesilelerle kamuoyuna yaptığı açıklamalarda da açıkça gözlenmektedir. Yayımladığı bu son belge, terör örgütlerinin propagandalarıyla birebir örtüşen asılsız iddialar içermektedir. Bu kabul edilemez bir durumdur.”

 İŞKENCE TEPKİSİ

 Bu ülkenin İçişleri Bakanı çıkıp açıkça polise işkence yapın, suçu bana atın demedi mi! Sokak ortasında sayısız işkence vakasını bizzat kolluk kuvvetleri videoya çekip yayınlamadı mı? Az önce de söylediğim gibi Kemal Kurkut hepimizin gözleri önünde infaz edilmedi mi? Bu ülkede işkence olduğunu bilmeyen tek bir insan bile yoktur! İddia ediyorum, AKP yanlısı TV’leri izleyen her yurttaş, işkencenin varlığının farkındadır. Muhalif medyaya bakmaya gerek yok. Zaten öyle bir medya da bırakmadılar. Artık işkenceyi bir övünme aracı olarak kendileri ilan ediyorlar!

 Dolayısıyla çıkıp Birleşmiş Milletler’in ilgili birimini terör propagandası yapmakla suçlamanın hiçbir karşılığı yok. İşkenceyi yapacaksınız, sonra da işkenceyi yaptığınızı söyleyenleri terör propagandası yapmakla suçlayacaksınız! Bunu da AKP’ye yakıştırıyorum doğrusu.