‘Sihirli anlar yaşıyoruz’

Elliott, konserde aynı sahneyi paylaşacağı Fransız deneysel yaylı çalgılar üçlüsü Vacarme ile yaşadığı müzikal deneyim için “Sihirli anlar yaşıyoruz” diyor.

21 Mart 2019 Perşembe, 21:31

Şehirli insanın melankolisinin karanlık sesi Matt Elliott, 2000’li yılların önemli ozan şarkıcılarından. Bu akşam 21.00’de, Borusan Sanat ve KOD Müzik işbirliğiyle düzenlenen Nova Muzak serisi kapsamında, Borusan Müzik Evi’nde İstanbullu müzikseverlerle buluşacak. Elliott, konserde aynı sahneyi paylaşacağı Fransız deneysel yaylı çalgılar üçlüsü Vacarme ile yaşadığı müzikal deneyim için “Sihirli anlar yaşıyoruz” diyor.

Müziğinizin diskografisini dinlediğimiz zaman müziksel ve kültürel olarak bazı etkileri duyabiliyoruz. Nedir müziğinizi etkileyen unsurlar?
Beni etkileyen unsurlar çok genişti. 16 yaşımdan 26 yaşıma kadar bir plak dükkânında çalıştım ve orası benim için bir okul oldu. 20’nci yüzyılın her döneminden ve bütün dünyadan müzik dinleyebildiğim için çok şanslıydım. Bazı müziklerin gerçek duyguları aktardığını, iletişim kurduğunu anlamaya başladım. Bu duygular kayıp acısı, mutluluk, melankoli veya dans etme isteği olabiliyordu. Bu, çok küçük bir yaştan itibaren bende müziğin duygusal gücünü keşfetme isteği yarattı. Yetişkinliğimin ilk dönemlerinde çok müzik dinledim, burada sıralayamayacağım kadar çok... O kadar dinledim ki müzik beni çok derinden etkiledi ve nereden başlayacağımı bilemedim.

Müziği yazmayı ve kaydetmeyi mi, yoksa seyirci önünde çalmayı mı tercih edersiniz?
Çok değişik nedenlerden ötürü ikisini de severim. Gerçi canlı performans yaparken kontrol edemeyeceğiniz birçok unsur vardır. Ses, seyirci, salon gibi. Stüdyo bunun tamamen tersidir. Bazen canlı çalmayı severim. Bazen de fazla stresli olurum, çalmak bana zor gelir. Keşke bunun üzerinde daha fazla kontrolüm olsaydı. Bu konuda çalışıyorum. Stüdyoda olmayı ve şarkıların hiçbir şeyden, sadece kafamdaki bir fikirden bir şey haline dönüşmelerini izlemeyi seviyorum. Ama sözleri yazmak çok zor... Gerçekten benim için işkence oluyor. Ayrıca kendinizi eleştirmeden dinlemek de zor. Sahnedeyken dinlemiyorum, dolayısıyla bazı bakımlardan bu iyi oluyor. Canlı kayıtları hiç dinlemem veya tekrar izlemem.

Sizin köklerinizde tekrar kullanıma ve vurmaya dayalı elektronik müzik de var. Müziksel duygular ve estetik açısından elektronik müzik ve akustik müzik arasında fark görüyor musunuz?
İki müzik tarzını da severim. Ama şimdi bir enstrüman çalmayı tercih ediyorum, çünkü daha doğrudan oluyor. Elektronik müzik aletlerinin yarattığı dünya müthiş ama bir enstrüman çaldığınızda aynı şeyi yaratmak mümkün değil (Pikap burada güzel bir uzlaşma oluyor ve DJ’lere hayranım). Elektronik aletler dünyayı neredeyse sınırsız yapıyor ama sadece bunlarla gerçek duyguları vermek çok zor. Özellikle de gerçek enstrümanları / sesleri yeniden kullanmadan veya işlemeden bunu yapmak çok zor. Görece çok az insan bunu yapabiliyor.

Türkiye ve İstanbul’da ilk kez konser veriyorsunuz, Türk müzikseverleri nasıl bir deneyim bekliyor?
Esas olarak benim şarkılarımın çevresinde dönecek performans. Ama emprovizasyonlu geçişler de olacak. Tekrar söyleyeyim, bu benim alışık olduğum, rahat hissettiğim bir şey değil. Ama keşfetmeyi çok istiyorum. Bazen dördümüzün arasında telepatik bir iletişim varmış gibi harika anlar yaşıyoruz. Bu insanlarla çalmaktan hiç sıkılmayacağımı düşünüyorum. 

İnsan potansiyeli heba ediliyor

Sevgi nedir?
Bu şaşırtmalı bir soru ve kişisel bir sevgiyi mi, yoksa genel bir sevgiyi mi kastettiğinize bağlı olarak yanıtı değişebilir. Kişisel hayatım çok karışık, dolayısıyla bu sorunun sorulması gereken kişi ben olmayabilirim. Daha genel bakıldığında maalesef sevgi giderek idealizm gibi görünüyor. Savaşların, köleliğin, yoksulluğun ve yolsuzlukların son bulacağı; ister bir enstrüman çalmak, ister biyokimya veya papağan araştırmaları yapmak olsun, dünyanın her yerinden herkesin yapmayı sevdiği bir şeye erişebileceği bir dünya istiyoruz, çünkü herkese ihtiyaç var. İçinde yaşadığımız sistemin en üzücü yanı insan potansiyelinin trajik bir şekilde heba edilmesi. Eğer silahlara, ölüme, kontrole ve öldürmeye yatırdığımız parayı eğitime harcarsak dünyanın daha iyi bir yer haline gelmesine yardım etmiş oluruz. Benim için genel anlamda sevgi, bu gezegendeki bütün insan ve hayvanlara, bunu yapmamanız size bir neden verene kadar, saygı duymaktır.