‘Sizi millet götürecek’

Kılıçdaroğlu ‘ajan-yargıç’ işbirliği için ‘Başka ülkede bu olay hükümeti götürürdü’ dedi.

27 Kasım 2013 Çarşamba, 05:01
Abone Ol google-news

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Adana’da bir TIR’da yakalanan silahlara dikkat çekerek AKP hükümetini, “Jandarma kontrolünde Suriye’ye silah sevkıyatı” yapmakla suçladı. Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet’in ortaya çıkardığı “ajan-yargıç” işbirliğiyle gazeteci ve yazarların “kod” isimlerle dinlenmesi olayına da dikkat çekerek “Başka ülkede bu olay hükümet götürürdü, ama sizi millet götürecek” dedi. Kılıçdaroğlu, AKP’yi “Anayasa masasından tüymekle” suçladı. Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında Adana’da “uyuşturucu” ihbarıyla durdurulan bir TIR’da çıkan silahlarla ilgili kamyon şoförünün ifadelerini okudu. Şoför L.K’nin, “Ben bu malzemeleri Reyhanlı’ya götürüp teslim ettim. Teslim ettiğim yer jandarma korumasındaydı. Ancak aracı aramadılar. O binanın 200 metre ötesine yükü boşalttım. Boşalttığım yüklerin hepsi ambalajlıydı” dediğini anlatan Kılıçdaroğlu, “Bu bir suç belgesidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin meşruluğunu uluslararası alanda sorgulatır. Siz Suriye’ye silah sevkıyatı yapıyorsunuz, oraya jandarma kontrolünde gönderiyorsunuz” diye konuştu. Kılıçdaroğlu şunları söyledi: Öğretmeni köle yaptın: Demeç veriyor, Hz. Ali demiş ki, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum”. Madem bunu söylüyorsun, sen ne yapıyorsun, bırak bir harfi, seni adam etmeye çalıştılar. Güvenlik güçlerini seferber ettin, dövün öğretmenleri, kırın ayaklarını. Öğretmeni köle yapmaya çalışıyorsun sen. Yüzünü kapat: Şimdi Mısır politikası iflas etti tıpkı Suriye gibi. Dışişleri Bakanı, “Stratejik Derinlik” diye sözde kitap yazmış, stratejik rezaleti çıkarmıştır. Mısır’da büyükelçimiz yok, Suriye’de, İsrail’de büyükelçimiz yok. Sevsinler senin anlayışını. Amigoluğu bırak, elini göstereceksen, ellerinle yüzünü kapat da ayıbını gizle bari. AKP masadan tüydü: Darbeciler baktı ki CHP, kendi bildikleri CHP değil, “En iyisi biz Cemil Çiçek aracılığıyla masadan tüyelim” dediler ve masadan tüydüler. Masadan kaçtı AKP. Cemil Çiçek, nasıl kaçacak? Bir formül buldu, “Meclis Başkanı olarak benim görevim değil, ayrıldım gitti...” Ayrılacaksan TBMM Başkanlığı’ndan ayrıl ben de kutlayacağım seni. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç devreye girdi, “Kendimizi evlenme vaadiyle kandırılmış insanlara benzetiyorum” dedi. Değerli yargıcım, AKP’nin seni kandırdığının yeni mi farkına vardın? Ajan yargıç işbirliği: Ahmet Altan, Markar Esayan, Mehmet Baransu, Yasemin Çongar, Amberin Zaman, bir gazetede köşe yazıları yazıyorlar. Casusluk iddiasıyla dinlenmek isteniyor telefonları, ama önce bir iki hâkim ayarlıyorlar, kod isimleri kullanılıyor ve dinlenme kararı alınıyor. Yürekli bir avukat bunu takip ediyor, hukukun önceliği vardır diyor. Allah büyük ya, bir resmi yazı yazdı, “Yargıçlarla anlaştık, onlarla beraber kod adı kullanmayı kotardık” dediler. MİT Yasası’na göre dinlenen kişinin kimliğinin açıkça yazılması lazım. Normal bir demokraside bu rezalet hükümetleri, yargıcı, MİT müsteşarını götürür. Onları emin olun bu halk götürecek.

‘Sanatçının S’si olamazsın’

"Ahmet Kaya’nın, yaşasaydı Gezi’nin yanında olacağını söyledim geçen hafta. Erdoğan grup toplantısında bir konuşma yaptı: “Ödül töreninde Ahmet
Kaya’ya saldırdılar. Gezi’de saldıranlar kimse onlar saldırdı. Ulan hepiniz oradaydınız” dedi. Bunların içinden bir sanatçı çıkar “Bize ulan diyemezsin” der diye bekledim. Hiçbirisi konuşamadı. Sizin sanatçılığınız su götürür bu saatten sonra. Üstelik bunlar Gezi’ye katılmayanlar, Erdoğan’ın yanında olanlar, önünde diz çökenler. Bir başbakanın önünde diz çöken, başbakan “ulan” dediğinde sesini çıkarmayan kişiye dünyanın hiçbir yerinde sanatçı denmez. Sanatçı rüzgâra karşı yürüyen adamdır, bunu bilmiyorsan, sanatçının S’si olamazsın.”