Son kez kozlarını paylaştılar

ABD Başkanı Barack Obama ve Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı Mitt Romney, son kez biraraya geldikleri münazarada dış politika konusunda tartıştı. Amerikan medyasının anketleri gecenin kazananı olarak Obama'yı gösterdi.

23 Ekim 2012 Salı, 06:00
Abone Ol google-news

ABD Başkanı Barack Obama ve Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı Mitt Romney, dış politika konusunda kozlarını paylaşırken, gecenin kazananı olarak Obama gösterildi.

Obama ve Romney, CBS televizyonundan Bob Schieffer'in moderatörlüğünü yaptığı 90 dakikalık münazarada, dış politika konusunda tartıştı.

İkili programın hemen başında birbirlerine yüklenmeye başladı. Bu noktada, El Kaide lideri Usame Bin Ladin'in ele geçirilmesi konusundaki diyalog ilginçti.

Romney, Obama'yı, Bin Ladin'in ortadan kaldırılması dolayısıyla kutladı ama terörle mücadelede bunun yeterli olmadığını, ABD'nin kapsayıcı bir stratejiye ihtiyacı olduğunu söyledi.

Obama ise Romney'ye şu sözlerle yanıt verdi:

''Vali Romney, El Kaide'nin tehdit olduğunun farkına varmanızdan memnun oldum, çünkü birkaç ay önce size sorulduğunda, Amerika'nın jeopolitik olarak yüz yüze olduğu en büyük tehdidin Rusya olduğunu söylemiştiniz, El Kaide değil. Soğuk Savaş biteli 20 yıl oldu. Vali Romney, konu dış politikaya gelince 1980'lerin dış politikasını ithal etmek istiyorsunuz, aynı sosyal politikalarda 1950'leri, ekonomik politikalarda da 1920'leri getirmek istediğiniz gibi.

Irak'ta olanların aynısını yapmak istemediğinizi söylüyorsunuz, ama birkaç hafta önce şu anda Irak'ta daha fazla birliğin olması gerektiğini söylemiştiniz. Vali Romney, dış politika icra edecek pozisyonda olmadığınızı biliyorum ama ne zaman bir fikir dile getirdiyseniz hep yanıldınız. Irak'a, kitle imha silahları olmasa da girmemiz gerektiğini söylediniz, bugün bile Irak'ta askerlerimizin olması gerektiğini belirtiyorsunuz. Demokrat ve Cumhuriyetçi 71 senatörün onay vermiş olmasına rağmen, Rusya ile nükleer anlaşmasını yapmamamız gerektiğini söylediniz. Önce Afganistan'da bir zaman çizelgesi olmaması gerektiğini söylerken, şimdi 'belki veya duruma göre' diyorsunuz ki, bu sadece sizin yanlış olduğunuzu göstermiyor aynı zamanda kafanız karışık ve hem müttefiklerimize hem de askerlerimize karışık mesajlar gönderiyorsunuz.

Bizim Ortadoğu'da istikrarlı liderliğe ihtiyacımız var, tutarsızlık sergileyen yanlış ve pervasız liderliğe değil. Ne yazık ki, bu kampanya boyunca sizin önerdiğiniz fikirler, Amerikan gücü için veya Amerika'yı uzun vadede güvenlik kılacak reçete değil''.

Obama, Romney'nin 2008 seçim kampanyası sırasında ''Usame Bin Ladin'in peşinden gitmenin değmeyeceğine'' yönelik sözlerini hatırlatarak, ''Peşinden gitmeye değdi. Bu kararlar, her zaman popüler kararlar değildir. Bu kararlar, anket sonuçlarına göre alınan kararlar değildir. Benim partimden bazıları, başkan yardımcım dahil sizin yaptığınız eleştiriyi yapmıştı. Ama, çıkarlarımıza ve Amerikan halkının güvenliğini sağlamak için yapılması gerekene baktım ve bu kararları aldım'' dedi.
 


''Tek gündeminiz bana saldırmak''


Romney ise Obama'nın sözlerinin doğru olmadığını savunarak, ''Tek gündeminiz bana saldırmak'' dedi. Romney, Obama'yı, ''Ortadoğu'da var olan zorluklarla nasıl mücadele edecekleri, oradaki fırsatlardan nasıl istifade edebilecekleri ve şiddet dalgasını nasıl önleyecekleri'' gibi hususlarda konuşmak yerine, ''kendisine saldırmakla'' eleştirdi.

Rusya'yı, jeopolitik anlamda birinci tehdit olarak gördüğünü söylediğini hatırlatan Romney, Obama'nın mikrofonun kendisinden habersiz açık kalması sonucunda kameralara yansıyan, Rusya'ya yönelik seçim sonrasında daha fazla esnekliğe sahip olacağına dair sözlerini kullanarak, ''Putin'e kesinlikle, daha esnek olacağımı söylemeyeceğim'' diye konuştu.

Romney, ABD'nin liderlik rolü oynaması gerektiğini söylerken, Obama, ''ABD zaten liderlik rolü oynuyor'' diye karşılık verdi. Programın başka bir bölümünde de Romney, ''ABD bugün dünyanın hiçbir yerinde, 4 yıl öncekine göre daha büyük bir etkiye sahip değil'' derken, Obama, ''Asya'da, Avrupa'da, Afrika'da olsun, İran tehdidiyle mücadele de dahil, eşi benzeri görülmemiş bir askeri ve istihbarat işbirliğimizin olduğu İsrail ile olsun, (dünya genelindeki) müttefikliklerimiz hiç bu kadar güçlü olmamıştı'' diye yanıt verdi.
 


''Nerede durduğunuz ve neyi kastettiğinizde açık olmalısınız''

Obama ve Romney arasında Romney'nin Irak'taki askerlere yönelik sözleri hakkında da karşılıklı atışma oldu.

Obama, ''(Vali Romney) Hem müttefik hem düşmanlara karşı, nerede durduğunuz ve neyi kastettiğiniz konusunda açık olmalısınız. Birkaç hafta önce Irak'ta hala birlik kalması gerektiğini söylediniz. Bu, Ortadoğu'nun zorluklarıyla uğraşmamız ve fırsatlardan istifade etmemiz için iyi bir reçete değil'' dedi.

Romney'nin ''ülkede ve yurt dışında yanlış ve pervasız politikalar önerdiğini'' savunan Obama, ''Vali Romney, George W. Bush'u iyi bir ekonomik temsilci, Dick Cheney'yi büyük bir vizyon ve muhakemeye sahip olmakla övdü. Bizi bataklığa sürükleyen bu tür stratejilere geri dönerek, 21'inci yüzyılda liderliğimizi muhafaza edemeyiz'' diye konuştu.

Romney, Afganistan konusunda tarih verilmesini eleştirdiği önceki söylemlerinin aksine, başkan olması halinde Amerikan askerlerinin 2014 yılına kadar Afganistan'dan çekilmesini sağlayacağını söyledi.

Romney'nin açık oturumda İran'ın nükleer kapasitesine dikkati çekerken, birçok kereler, ''İran'ın nükleer silaha sahip olmasına 4 yıl daha yakınız'' demesi dikkati çekti. Ancak Romney, İran'ın nükleer silah edinmesini önlemek için savaşın son seçenek olduğunu kaydetti.

Romney'nin ikinci münazarada, Libya konusunda yaptığı gafın ardından bu kez Obama'yı Amerikan konsolosluğuna saldırı konusunda sıkıştırmaya çalışmaması, hatta o konuya hiç girmemesi gözlerden kaçmadı.

Konu Çin'e gelince, Romney, Çin'e karşı daha sert tutum takınmaktan bahsederken, Obama, Romney'yi, özel sektörde çalışırken Amerikan istihdamını Çin gibi ülkelere taşımakla suçladı.
 


''Atlarımız ve süngülerimizi de azalttık''


Ordunun bütçesinin artırılması gerektiğini savunan Romney, moderatörün kendisine sorduğu ''askeri bütçeyi artıracak parayı nereden bulacağına'' yönelik soruya doğrudan yanıt vermekten kaçındı.

Romney, deniz kuvvetlerinin Obama döneminde zayıfladığını, yeterli gemi olmadığını söyledi.

Obama ise ''Vali Romney, askeri çalışmalarımıza bakmak için yeterli zaman harcamamış olabilir. Vali Romney, deniz kuvvetlerinden bahsettiniz, 1916 yılına göre daha az gemimiz olduğunu söylediniz. Vali Bey, biz ayrıca atlarımızı ve süngülerimizi de azalttık, çünkü ordunun doğası değişti. Bizim, uçak gemilerimiz var, denizin altında giden gemilerimiz, nükleer denizaltılarımız var'' dedi.

Salondaki izleyicilerin adayların konuşmalarına tepki göstermemesi istenmesine rağmen, Obama'nın bu sözlerinin ardından salondan kahkahalar duyuldu.

Romney, terör ve aşırılıklardan bahsederken, ''Müslüman dünyasının kendi içerisindeki aşırılıklarını reddedebilmesi için bir yol sunmaları gerektiğini'' söyledi. ''Dünyanın terör ve aşırılıklardan uzaklaşmasına yardım etmek için çok daha etkili ve kapsamlı bir stratejiye sahip olmalıyız'' diyen Romney'nin, birçok kereler ''cihatçı'', Obama'nın sadece ''aşırıcılıklar/aşırıcılar'' ifadesini kullanması dikkati çekti.

Romney, ''4 yıl öncesiyle karşılaştırıldığında, bugün Ortadoğu'da şiddet dalgasının arttığını, bölgede kargaşanın olduğunu, cihatçıların yayıldığını, İran'ın nükleer bombaya daha da yaklaştığını, El Kaide'nin etkisinin sürdürdüğünü, İsrail ve Filistin'in de bir barış anlaşmasına daha yakın olmadığını'' savundu.


''Askeri anlamda daha fazla bulaşmak, ciddi bir adımdır''

Obama, Suriye'de olanları ''yürek parçalayıcı'' şeklinde niteleyerek, ''Bu nedenle, muhalefete yardım etmek için elimizden geleni yapacağız. Ancak şunu da kabul etmemiz gerekir ki, Suriye'ye askeri anlamda daha fazla bulaşmak, ciddi bir adımdır. Bunu, kime yardım ettiğimizden, namlularını daha sonra bize ya da bölgedeki müttefiklerimize çevirecek kesimlerin eline silah vermiyor olduğumuzdan tümüyle emin olarak yapmalıyız'' diye konuştu.

Esad'ın günlerinin sayılı olduğundan kuşku duymadığını ifade eden Obama, ''Biz, Vali Romney'in teklif ettiği gibi, Suriye muhalefetine ağır silahlar vermenin uzun vadede bizi daha güvenli hale getireceği gibi basit bir öneride bulunamayız'' diye konuştu.
 


''Askeri anlamda müdahil olmamalıyız''


Romney de öncelikle Suriye'de Esad rejimi tarafından 30 bin kişinin öldürülmesinin insani bir felaket olduğunu vurgularken, ikinci olarak da Suriye'nin aslında ABD için bir fırsat olduğunu, çünkü bu ülkenin Ortadoğu'da, özellikle şu anda önemli bir rol oynadığını söyledi.

Romney, ''Suriye, İran'ın Arap dünyasındaki tek müttefiki. Onların denize açılan rotası, Lübnan'da Hizbullah'a silah sağlamaları için bir rota. Dolayısıyla Esad iktidarının son bulması bizim çok büyük önceliğimiz'' dedi.

Suriye'ye bu aşamada askeri anlamda müdahil olmayı kendisinin de istemediğini, gelecekte de bunu öngörmediğini belirten Romney, ''Bizim açımızdan doğru yol, Suriye'deki sorumluluk sahibi tarafları tespit edip, organize etmek, onları Suriye'de liderliği üstlenebilecekleri, hükümet şeklinde olmasa bile konsey tarzı bir oluşumda toplamak ve kendilerini savunmaları için gerekli silahlara sahip olduklarından emin olmak için ortaklarımızla beraber ve kendi kaynaklarımızı kullanarak çalışmak'' diye konuştu.

Silahların yanlış ellere gitmemesini sağlamaları gerektiğini de kaydeden Romney, bu nedenle de ABD olarak, tüm bu çabaları, müttefikleri ve özellikle de İsrail ile koordine ederek yürütmeleri gerektiğine vurgu yaptı.
 


''İsyancıları silahlandırma''

''Bu konuda, Suudilerin, Katarlılar ve Türklerin çok büyük kaygı duyduğunu''
ifade eden Romney, ''Bizimle birlikte çalışmak istiyorlar. Suriye'de çok etkili bir liderlik çabasına sahip olmamız, isyancıların silahlandırıldığından ve silahlandırılan isyancıların da sorumluluk sahibi taraflara mensup olduklarından emin olmamız gerekiyor'' diye konuştu.

Romney, Esad'ın gitmesi gerektiğini ve gideceğine inandığını, onun yerini ABD'ye dost, sorumluluk sahibi yeni bir hükümetin almasını hedeflediklerini belirterek, ''Ancak onun yerini alacak kişilerle de dostluk ilişkimizin olmasını, aradan yıllar geçtikten sonra, Suriye'yi dost olarak, Ortadoğu'da sorumluluk sahibi bir ülke olarak görmeyi istiyorum. Bu, Amerika için kritik bir fırsat'' dedi.
 


''Liderlik ediyoruz''


Mevcut ABD yönetimini Suriye konusunda ''liderlik'' etmemekle eleştiren Romney'ye, Obama ise ''liderlik ediyoruz'' yanıtını verdi.

Obama, Suriye'nin Dostları oluşumunu kurmaları, insani yardımlar ve muhalefete destek verme gibi adımlarından bahsederek, yardım ettikleri çevrelerin, uzun vadede ABD ve müttefiklerinin dostları olacak kesimler olmalarını sağlamaya çalıştıklarını dile getirdi. Obama, Suriye'de de Libya'da yaptıklarına benzer sağlam ve üzerinde düşünülmüş bir liderlik göstermeleri gerektiğini ve bunu da yaptıklarını iddia etti.


Anketlere göre kazanan Obama

Programda, konu dış politika olmasına rağmen, iki adayın birçok kez konuları iç politikaya çekmeye çalıştığı ve ekonomi, eğitim, enerji, ticaret gibi konuları gündeme getirdiği gözlendi.

Program sonrasında Amerikan medyasınca yapılan anketlerde Obama, gecenin ''kazananı'' oldu.

CNN'in anketine göre, açık oturumda Obama'nın daha iyi performans gösterdiğini söyleyenlerin oranı yüzde 48 olurken, ''Romney'' diyenlerin oranı yüzde 40 oldu.
CBS'in anketinde de Romney yüzde 23, Obama yüzde 53 oy aldı.

Böylece, ilk açık oturumda Romney güçlü performans sergilerken, son iki münazarada Obama daha başarılı bulundu.