'Sosyal adaleti ve yeşil ekonomiyi hedefliyoruz'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Biz insani gelişimi ve sosyal adaleti hedef edinen yeşil ekonomi modelini benimsiyoruz. Kuracağımız yeşil ekonomi modeli ile hem günümüzde yaşayanların hem de gelecek kuşakların çevre hakkının tam olarak hayata geçirilmesini hedefliyoruz'' dedi.

08 Haziran 2011 Çarşamba, 09:43
Abone Ol google-news

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir Balçova Kaya Termal Otel'de düzenlediği ''Küresel İklim Değişikliği Raporu Herkes İçin Sürdürülebilir Kalkınma'' konulu toplantıda, partisinin iklim değişikliği konusunda hazırladığı raporu açıkladı. Kılıçdaroğlu, sadece eleştirmekle ve çözüm üretmemekle eleştirilen CHP Genel Merkezi'nin son 6 ayda üniversite gibi çalıştığını belirtti. Kılıçdaroğlu, ''İzmir çevre konusunda Türkiye'nin en duyarlı yerlerinden biri. İzmir, Türkiye'nin incisi, göz bebeği ve bu kenti marka kent haline getirmek için çalışıyoruz. Bu nedenle raporu burada açıklıyoruz'' diye konuştu.
 

''Sağlıklı çevrede yaşam her yurttaşın hakkı''

Kılıçdaroğlu, tüm politika önerilerini cumhuriyetin mirası ve sosyal demokrasinin evrensel değerleri çerçevesinde oluşturduklarını anlatarak, ''Çevrenin korunması ve ekonomik kalkınmanın çevresel açıdan sürdürülebilir olması, çağdaş sosyal demokrasinin temel değerlerinden birisi haline geldi'' dedi. Sağlıklı bir çevrede yaşamın, her yurttaşın hakkı olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Çevre dostu ve dengeli bir büyümenin ancak sosyal demokrat politikalarla hayata geçirilebileceğine inanıyoruz. Çevrenin korunması, rantı, kar artırımını tek hedef olarak görmeyen, merkezine insan hakları, sosyal adalet gibi değerleri koyan bir anlayış gerektirmektedir. Bu kapsamlı ve tutarlı bakış açısı ancak sosyal demokrat bir çerçevede geliştirilebilir.

Çevrenin korunması, başlı başına bir hedef olmakla beraber, aynı zamanda sosyal adaletin de bir gereğidir. Bozulan çevre şartları ve dengesiz büyüme toplumun zayıf kesimlerini her zaman daha çok etkileyecektir. Aynı zamanda çevreye bugün verilen zarar, gelecek nesillerin haklarının ellerinden alınması anlamına da gelmektedir. Sosyal demokrasi hem güncel hem de nesiller arası adaletsizlikleri kendine dert edinen bir bakış acısıdır.

İşte bizim çevresel sorunlara bakışımız da bu genel çerçevede şekillenmektedir. Biz insani gelişimi ve sosyal adaleti hedef edinen yeşil ekonomi modelini benimsiyoruz. Kuracağımız yeşil ekonomi modeli ile hem günümüzde hem de gelecek kuşakların çevre hakkının tam olarak hayata geçirilmesini hedefliyoruz.''
 

''AKP hükümeti çevreye duyarsız''

AKP hükümetinin Türkiye'yi çevresel dönüşüme hazırlamaktan çok uzak olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''AKP'nin zihniyeti, birikimi, maalesef bu süreci idare etmeye yeterli olmuyor. AKP'nin çevre ile tek ilişkisi rant üzerinden kuruluyor. AKP için çevre para ettiği sürece değer kazanıyor. AKP su kaynaklarının sınırsızca sömürülmesine izin veriyor. Orman alanlarının talanının önünü açıyor. Derelerimiz, ormanlarımız, sit alanlarımız, madenlerimiz çevresel etkileri düşünülmeyen, sadece kar odaklı politikalara alet ediliyor. Hükümet yaşanmakta olan iklim felaketlerine karşı hiçbir tedbir almayarak zaten yoksullaştırdığı çiftçilerimizi iyice kaderlerine terk ediyor.''

Kılıçdaroğlu, doğanın korunması için üzerlerine çok önemli görevler düşen çiftçilerin her geçen gün kan kaybettiğini ifade ederek, şunları söyledi:

''Türkiye'de tarım sektöründe büyüme sıfırlanmış durumda. Kırsal yoksulluk her geçen gün artıyor. AKP'nin çevreye duyarsızlığının en açık örneklerini enerji politikalarında görüyoruz. Bilim insanları bize iklim değişikliğinin en önemli nedenlerinden birinin enerji kaynaklarının verimsiz kullanılması ve aşırı tüketimi olduğunu söylüyor.

AKP ise çevre dostu enerji politikaları üretmekten çok uzak gözüküyor. Sera gazlarının salınımında her geçen sene belirgin artışlar gözlemleniyor. Hükümetin kalkınma anlayışının ekonomik, çevresel ve sosyal politikalar arasında bir uyum ve dengeye dayanmadığı çok açık anlaşılıyor. AKP rant ve yandaş merkezli politikaları ile sadece bizleri değil, gelecek nesilleri de tehlikeye atıyor.''

 

''CHP iktidarında dereler özgür akacak''

Enerjinin, çevre dostu teknolojilerle üretimi kadar, üretilen enerjinin verimli kullanımının da çevrenin korunmasında önemli rol oynadığını kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:

''Bu konudaki eksiklik hem yurttaşlarımızın bütçesine ek bir yük oluşturuyor hem de çevresel kötü etkiler yaratıyor. CHP olarak bu alan için de çözüm önerileri geliştirdik. Dört sene içinde 1 milyon yoksul aileye bina kaynaklı enerji kayıplarını ve ısınma giderlerini azaltmak için hane başına 1500 lira bina yalıtım yardımı yapacağız. Yalıtım için kullanılan teknolojinin, Türkiye'de üretilmesini sağlayacağız. Bu yatırım ile hem on binlerce insanımıza yeni yeşil ekonomide çalışma olanağı yaratacak hem de yakıt masraflarında çok önemli bir tasarruf sağlayacağız.

Bunun yanı sıra iklim değişikliğinden en çok etkilenen yoksul çiftçiler, tarım işçileri, balıkçılar sele açık gecekondu yerleşim alanlarında yaşayan yurttaşlarımız gibi toplum kesimlerini korumak için eylem planlarını ivedilikle hazırlayacağız. Çevre ve iklim mühendislerimiz ile işbirliği içinde çevresel risklere karşı önlemleri hızla hayata geçireceğiz.''

Türkiye'nin iktidara en hazır partisi olduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''CHP iktidarında, sadece her yurttaşımız değil, çevremiz de doğamız da rahat bir nefes alacak. CHP iktidarında dereler özgür akacak. Gökyüzü, kömürün kara dumanına değil özgürce uçan kuşlara yuva olacak'' dedi.
 

 

İzmir körfezi'ndeki koku

Kılıçdaroğlu, toplantının sonunda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İzmir Körfezi'ndeki kokuya ilişkin eleştirileri hakkındaki soruya Kılıçdaroğlu, şu yantı verdi:

''İzmir'de askerliğimi yaptığım dönemde felaket bir koku vardı. (Ahmet) Piriştina da (Burhan) Özfatura da ciddi çalışmalar yaptılar. O kokuyu büyük ölçüde giderdiler. Bir ülkenin Başbakanın bir kente gelirken 'Bu kent leş gibi kokuyor' demesi, akıl alacak şey değil. İzmirlilere hakaret ediyorsunuz. Bunu söyleyen Başbakan, İzmir Anakent Belediyesi'nin yatırımlarını engelliyor. 'Yerel yönetimlere özerklik şartı getireceğiz' derken bunu kast ediyoruz.

'Baraj yapacağım' diyoruz 'Yapma' diyorlar. 'Ben de yapmam' diyor. Niçin? 'İzmir'i cezalandıracağım.' Oy zamanı geliyor İzmir'den oy istiyor. 9 yıl geçti İzmir'e ne yaptınız? İzmirliye ne yaptınız? Engeller dışında ne verdiniz? Kullandığı sözcükleri bırakın bir Başbakan'a bir insana bile yakıştıramıyorum.''
 

''Kanal İstanbul gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayal"

Türkiye'yi 21. yüzyılda kendi coğrafyasında en güçlü ülke haline getirmek istediklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, İzmir'i tüm Avrupa'nın en önemli sağlık merkezlerinden biri haline getirmeyi hedeflediklerini anlattı. Ayakları yere basan ve birbirini bütünleyen projeler hazırladıklarını, Kanal İstanbul Projesi'nin ise gerçekleşmesinin mümkün olmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Kanal İstanbul gerçekleşmesi mümkün olmayan bir proje hayalidir. Neden gerçekleşmesi mümkün değil? Gelen gemiler kılavuz dahi almak zorunda değil. Bu sorun çözüldü mü? Montrö Sözleşmesi, taraf olan bütün ülkelerin imzaladığı bir sözleşme. Biz bu projeyi gündeme bile almadık. Tartışma konusu bile yapmadık. Yarımadayı neden ikiye bölüyorsunuz? Biz bu projeleri yapsak şimdi yer gök inlerdi. 'Şu CHP'ye bakın maliyeti belli olmayan, uluslararası ilişkileri çözülmeyen bir konuda milletin önüne proje koyuyor' derlerdi. ''

İzmir'de kentsel dönüşüm alanında ve başka alanlarda yapacakları bir çok projeleri olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, ''İzmir turizmden hak ettiği payı alamıyor. Bunları aşamıyoruz. Aşabilirsek İzmir'e çok önemli katkılar yapmış oluruz. İzmir, olağanüstü vergi ödüyor. Kamudan aldığı pay çok sembolik. İzmir bunu hak ediyor mu? 9 yıldır hiçbir şey vermeyenler şimdi oy için geliyorlar'' dedi.

İzmir'in projelerinin hayata geçmesinin Hükümet tarafından onaylanmasına bağlı olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, hükümetin tüm belediyelere eşit mesafede olması gerektiğini dile getirdi. Hava kirliliği konusunda da hükümetin sorumlu olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Hava kirliliği konusunda da birisi suçlanacaksa, iktidarın suçlanması lazım. Kömürü anakent belediye başkanı mı dağıtıyor? Kullanılmayan doğalgaz için para ödedik. Ver gecekondudaki vatandaşlara. İran'a vereceğin parayı onlara ödersin. Paran kendi ülkende kalmış olur.

İktidar gölge etmesin İzmir kendi olanaklarıyla marka kent olmaya aday. Şimdi gelmiş konuşuyor. 9 yıldır neden yapmadınız? Elinizden tutan mı var? İzmir'i seviyoruz, sorunlarını çözeceğiz. İzmir kendi bölgesinde Avrupa'nın en güzel yeşil kentlerinden birisi olacak. Sayın Başbakan, ödenek ve projeyi birbirinden ayıramıyor. İzmir'in parası var. Ödeneğe ihtiyacı yok.

İzmir'e engellemelerin kalkması lazım. Kamu İhale Kurumu tarafından İzmir'in projelerinin engellendiğini ispat edersem kendisi Başbakanlıktan ayrılacak mı? Ben elma gönderiyorum ama o armut diyor. Biz, açık, net, somut söylüyoruz. Ödenek ayrıdır, paradır. İzmir'in parası var. Belediyenin olanakları var ama engelleniyor.''
 

''Önceliğimiz doğa"

Kılıçdaroğlu, hidroelektrik santrallerine ilişkin bir soru üzerine de şunları söyledi:

''Bölge halkı istemiyorsa, ciddi haksızlıklar yaratıyorsa onlara sıcak bakmayacağız. İptal etme yetkisinin olup olmadığını hukukçulara danışacağız. Maliyeti ne olursa olsun çevreye zarar veriyorsa, doğaya zarar veriyorsa o HES'i iptal edeceğiz. Önceliğimiz doğa. Altın arama konusunda da duyarlılığımız devam ediyor. Pek çok milletvekili İzmir'e geldi, maden alanlarını incelediler. Aynı duyarlılığımızı sürdüreceğiz, bu konuda kimsenin kuşkusu olmasın. Ankara'ya sokulmayan arkadaşlarımız var. Adalet ve Kalkınma Partisi bir duyarlı kitleyi Ankara'nın içine sokmuyor. Ellerinde silah yok, molotofkokteyli yok. Haksızlıklara karşı tepkilerini dile getirmek istiyorlar siz tepkilere izin vermiyorsunuz.''

Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da İzmir'in sorunlarının çözümü konusunda sıkıntı yaşadıklarını, hazine arazisi alamadıkları için kamulaştırma yapmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Kılıçdaroğlu, basın toplantısının yapıldığı otele gelirken, Balçova ilçesinde parti otobüsünden vatandaşları selamlayarak karanfil dağıttı. İlçede çiçeklerle karşılanan Kılıçdaroğlu, karşılayanların tek tek ellerini sıkarken, programına geç kalması nedeniyle parti otobüsünden inerek, Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya'nın makam aracıyla otele ulaştı.