Staj yaptığı gemiden, İtalyan hapishanesine

Staj yaptığı gemiden, İtalyan hapishanesine

24 Ağustos 2015 Pazartesi, 21:29
Abone Ol google-news
 
İtalyan özel harekat polisi, 4 Haziran 2015 günü uluslararası sularda seyreden bir Türk gemisini devriye botları ve uçakla takip etti. Türk bandıralı Dalyan Denizcilik’e ait ‘Meryem’ isimli kuru yük gemisi, Sicilya boğazında kargosunda 12 ton esrar ile ele geçirildi. Piyasa değerinin 40 milyon Avro olduğu düşünülen uyuşturucunun bulunduğu geminin 10 Türk mürettebatı, 75 gündür Palermo’da bir hapishanede. Mürettebatın arasında hayatında ilk kez gemi yoluculuğuna çıkmış, 22 yaşındaki stajyer denizci M. Hakan Sınmaz da bulunuyor. Mersin Üniversitesi Denizcilik Meslek Yüksekokulu’ndan yüksek onur belgesiyle mezun olan Hakan’ın ilk uluslararası yolculuğu, İtalyan polislerin gemiye el koymasıyla sonuçlandı. Aradan geçen 75 günde ailesi Hakan’la telefonda hiç görüşemedi. Hakan ailesine yazdığı mektupta onların yüzünü karartacak hiçbir şey yapmadığını, bayramda ailesinin yanında olacağını söyledi. Staj yaptığı firma, ona vermesi gerektiği ücretini ödemediği için oradan ayrılmak istiyordu, ama stajının yanmasından korktuğundan haziran ayının sonunda stajının biteceği günü bekleyecekti. Hakan, Dalyan Denizcilik’in stajyer olarak çalıştırıp parasını ödemediği ilk kişi değildi.
 
Aile haberi TV’den öğreniyor
 
Sınmaz ailesi haberi televizyondan alıyor. Bir yük gemisinin 12 ton uyuşturucuyla yakalandığını duyan aile, geminin Hakan’ın staj yaptığı ‘Meryem’ gemisi olduğunu öğrenince olanlara inanamıyor. Dışişleri bakanlığını arayan aile, Hakan’ın stajyer olduğunu belirtiyor, ancak Dalyan Denizcilik’ten muhattap bulamamak aileyi endişelendiriyor. Hakan’ın en küçük kardeşi, şirket sahibi armatörün telefonunu buluyor. Görüşmede armatör çok üzgün olduğunu, böyle bir olaydan haberi olmadığını, kendisinin de mağdur, kandırılmış, perişan olduğunu, yapabileceği hiçbir şey olmadığını söylüyor. Olaydan sonra da, şirket sahipleri hakkında savcılık tarafından hiçbir soruşturma açılmamış. Aylardır oğlunun sesini duyamamak, baba Mustafa Sınmaz’ı çok yıpratmış durumda. Baba Sınmaz, oğlu Palermo’da bir hapishanede beklerken, en parlak zamanlarının ondan haksız yere çalındığını düşünüyor. “Sınava girecekti burada, kaçırdı” diyen sitemkar baba, devletin erişilmez bürokrasisinin umursamaz tepkilerini almaktan bitkin düşmüş durumda. 
 
Gemiden ayrılmak istemiş
 
Hakan, ailesini gemi yakalanmadan kısa süre önce Ereğli’de karaya çıktıklarında arıyor. Para alamadığını, gemide erzak problemi olduğunu ve artık orada çalışmak istemediğini söylüyor. Otobüse atlayıp İstanbul’a gelen Hakan’ı gemidekiler arayıp ikna edince stajının yanmasını istemeyen Hakan gemiye geri dönüyor. Çünkü Hakan’ın gemicilik lisansı alabilmesi için açık deniz stajına ihtiyacı var. Hedefi döndüğünde dikey geçişle dört senelik eğitimi tamamlamak. Ancak işler planlandığı gibi gitmiyor. 
 
İtalyan cezaevinden mektuplar
 
İtalya’da Hakan ve mürettebata İtalyan bir avukat tutulmuş. Hakanın cezaevinden yazdığı ilk mektup, içinde bulunduğu durumun vahametinin farkında olmadığını gösteriyor. Kısa süre sonra oradan çıkacağını düşünen Hakan, bayramda ailesinin yanında olmayı arzuluyor. Üniversite sınavları yaklaşan ortanca kardeşi Furkan’ı soruyor, herkese selam gönderiyor. Bayram zamanı gelen ikinci mektup ise ailenin Hakan’dan aldığı son haber. Geçen sene vefat eden babaannesinin ölüm yıl dönümü olan 8 Ağustos’ta orada olmak istediğini söylerken, ailesinin mutlaka babaannelerinin mezarını ziyaret etmeleri gerektiğini hatırlatıyor. 
 
‘Sesimizi duyun’
 
Ailenin iletişime geçtiği avukatlar yapılabilecek birşey olmadığını, İtalyan yetkililer dışında kimsenin bilgi sahibi olamayacağını ifade ediyor. Ailenin isteği İtalya’da yaşayan ya da İtalyan hukukunu bilen birilerinin onlara yardımcı olması. Soruşturma sürecinin nasıl ilerlediği, Hakan’ın neyle suçlandığını bilmeyen aile, desteğe muhtaç. Hakan’ın ortanca kardeşi Furkan, “Amacımız sesimizi başbakanımıza, dış işleri bakanımıza duyurmak ve mağduriyetimizi anlatıp yardım istemek” diyor. Hakan’ın başına gelenlere şaşıran Mersin Üniversitesi Denizcilik Yüksek Meslek Okulu müdür yardımcısı da “Çok sevdiğimiz, derece yapan bir öğrenciydi. Böyle bir şey yapacak biri değil, biz de çok üzüldük” dedi. 
 
‘Türkiye armatör çöplüğü’
 
Dalyan Denizcilik, olaydan sonra ortadan kayboldu, kayıtlardan düştü. Şirketin Kabataş’taki adresinde artık başka bir firma var. Meryem gemisinin ele geçirilmesinden sonra kimse onlara ulaşamadı. İtalyan Sahil Güvenliği Komutanlığından alınan bilgiye göre şirketin sahibi başka bir suçtan yurtdışında hapiste. Deniz Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Recep Canpolat, yüzlerce Türk denizcinin yurt dışında hapislerde olduğunu söylüyor. Canpolat bunun sebebini, “Türkiye armatör çöplüğü” şeklinde açıklıyor. Mesleği gemicilik olmayan kişilerin, icrayla eski gemiler alıp, yasadışı işlerde kullanmak isteyenlere gemilerin kiralandığını söyleyen Canpolat, “Sahte belgelerle yurtdışında bulunan sahte firmalar üzerinden taşımacılık yapılıyor. Uyuşturucu kaçakçılığı, insan kaçakçılığı, gemi sahiplerinin gemilerini kiralayarak yüksek gelir sağlayabildiği alanların başında geliyor.” diye ekledi.