Suriye Çıkmazı...

10 Ağustos 2012 Cuma, 06:15
Abone Ol google-news

Artık Suriye sorunu, Ortadoğu’daki bir yerel sorun olmaktan çıkmıştır. Suriye sorunu, Suriye’nin içindeki bir özgürlükler sorunu olmaktan ziyade, Ortadoğu coğrafyasında ABD-Rusya rekabeti olarak koşullarını dayatmaktadır.

Bu yazının başlığını, Emre Kongarın ABDnin Siyasal İslamla Dansı adlı son kitabından ödünç aldım.

Ortadoğu sorununu makro açıdan değerlendiren, bölgedeki değişimin boyutlarını analiz eden bu kitapta Kongar, Suriye konusunu anlattığı bölüme Suriye Çıkmazı adını vermiş, gerçekten çok doğru bir tanım...

Suriyede giderek tırmanan, uluslararası bir çatışma ile karşı karşıyayız...

İlk aşamada, en önlerde yer alan Ankara, bir süredir daha temkinli davranmaya başladı.

Çünkü anlaşıldı ki, Suriye bir Mısır, bir Tunus ve Libya değildir. Suriye, Ortadoğu denkleminin kilit taşıdır.

Suriyenin arkasında sadece İran değil, Rusya ve Çin gibi bugünkü koşullarda dünyanın en önemli devletleri vardır.

Artık Suriye sorunu, Ortadoğudaki bir yerel sorun olmaktan çıkmıştır. Suriye sorunu, Suriyenin içindeki bir özgürlükler sorunu olmaktan ziyade, Ortadoğu coğrafyasında ABD-Rusya rekabeti olarak koşullarını dayatmaktadır.

Suriye sorunu artık uluslararası düzeyde bir yanda ABD ve NATO, öte yanda Rusya ve Çin satrancına ve savaşına dönüşmüştür.

Temel Konu

Suriye konusu aslında Ankara için en temel, en birinci konu haline gelmiş bulunuyor.

Suriye ordusunun terk ettiği bölgelerde Kürt oluşumlarının patlak vermesi, konunun Türkiye yönünden ne derece önemli olduğunu açık bir biçimde ortaya koymuştur.

Aslında Dışişleri Bakanı Davutoğlunun bunu öngörmesi gerekirdi. Ama Stratejik Derinlik kitabının yazarı ve her vesileyle Suriyeye en ağır çıkışlarda bulunan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ne yazık ki Suriye dağılırsa, bunun Türkiye için ne gibi sıcak etnik ve mezhepsel sorunlar doğuracağının boyutlarını hesaplayamamıştır.

Ankara, bu karmaşıklık arasında sıkışmış durumda, bir tarafta ABD, öte yanda kuzey komşu Rusya, doğuda İran ve kendisini direkt olarak etkileyen Kürt sorunu... Suriye kuzeyindeki yeni Kürt oluşumuna çözüm için, Davutoğlunun bulduğu çare, Barzaniye gitmek!..

Kuşkusuz, her hükümet bu gibi konularda herkesle konuşabilir. Ama üst düzey bir heyetle, gösterişli bir biçimde, Erbile özerk bölge başkanına gidip yardım dilemek durumuna düşüldü...

Oysa, Kuzey Suriyede Kürt oluşumu ortaya çıkınca, Suriyeli Kürtleri destekleme kararı aldığını bütün dünyaya açıklayan, Suriyedeki Kürtleri eğitiyoruz diyen o Barzani değil miydi?

Hiçbir Kürt oluşumuna karşı gelmem, Kürtlere karşı silah kullanmam, diyen o Barzani değil miydi?

İşte ünlü Davutoğlunun stratejik derinliği bu kadar...

Rusya-Suriye ikilemi

Başbakan Erdoğanın geçen ay Moskovada Putinle görüşmesi Suriye konusunun önemli sınır taşlarından birisidir.

Rusyanın Suriye konusundaki tutumu açıktır ve Suriyeye dışarıdan bir askeri müdahaleyi kabul etmeyeceğini açıkça belirtiyor. Şimdi Türkiye, adeta iki güç arasında sıkışmış gibidir. Bir yanda siyasal iktidarını bağladığı ABD, öte yanda Türkiyenin kuzey komşusu ve en büyük dış ticaret ortağı Rusya.

Şu noktalar unutulmamalıdır:

Türkiye enerjide büyük oranda Rusyaya bağımlıdır. Özellikle Rusyadan gelen doğalgazın güvenilir, kesintisiz ve ucuz olarak sürmesi gerekir. Tersi, Türk sanayisi ve günlük yaşamı için felaket olur.

Öte yandan Rusya pazarı, öncelikle Türkiyenin tarım ürünleri ve dayanıklı tüketim malları ihracatımızda çok önemlidir.

2011 yılında Rusyadan 24 milyar dolarlık enerji ithalatı yaptık. Aynı yıl bu ülkeye yaptığımız 6 milyar dolarlık ihracatımızla Rusya Türkiyenin dış ticaretinde 7. sıradadır.

Dış ticaretimizde bu derece ağırlığı olan Rusya ile olan ilişkiler, Suriye uğruna soğutulabilir mi?

ABD’nin tutumu

ABDnin Suriye konusundaki tutumunda son günlerde ufak bir çizgi kayması görülüyor.

Hataydaki sınır ihlallerini Türkiyenin kırmızı çizgisi olarak ilan eden, böylece bizim milli çıkarlarımızı bize işaret eden ABD Dışişleri Bakanı Clinton değil miydi?

Suriyenin kuzeyinde baş veren Kürt oluşumundan sonra, Türkiye Suriye sınırına doğal olarak askeri yığınak yapmaya başladı. Bu hareketliliğe karşı ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ventrell, Şu anda durumu daha fazla askerleştirmenin ilerleyecek yol olduğunu düşünmüyoruz dedi. Gazeteler bu açıklamayı, ABD bile Türkiyenin askeri hareketliliğini fazla buldu diyerek verdiler. (3 Ağustos 2012)

ABD ve Ortadoğu

ABD çok hareketli, Clinton geçen ay geldi. Geçen hafta ABD Savunma Bakanı Panetta Ortadoğudaydı.

Yine geçen hafta ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Philip Gordon İstanbuldaydı. Bu hafta sonu, 12 Ağustosta Clinton tekrar İstanbula geliyor.

Suriyenin giderek üçe, hatta dörde bölüneceği belirtiliyor. Bu bölünme, komşu ülkeler, özellikle Türkiye ve Lübnandaki gelişmeleri tetikleyecektir. Hizbullahın Güney Lübnanda bağımsız bir oluşum yaratmasıyla, İsrailin istikrarlı yaşamı tehlikeye girebilir. Öte yandan bu bölünme Ortadoğuda korkunç bir Sünni-Şii çatışmasına da yol açabilir.

Bu korkunç kaos, acaba ABDnin aklını başına getirdi mi, sorusu yabancı yorumcular tarafından soruluyor...

Geçen hafta ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Philip Gordon, Esad rejimi giderken, Suriye içinde bölünmeye karşı olduklarınısöyledi. Suriyenin kuzeyinde otonom bir Kürt yapılanmasına karşı olduklarını, böyle bir girişimin konuyu kaygan bir zemine götürdüğünü belirtti.

Hem Suriyenin muhaliflerine her türlü destek verilecek, hem Esadın gitmesi istenecek hem de Suriye içinde bölünmeye karşı olunacak.

Bu nasıl olacak! Sayın Gordona sormak gerekir...

Şemdinli hareketi

Tüm bu oluşumlar içerisinde, PKK de Şemdinlide kurtarılmış bir bölge yaratmak için geçen hafta harekete geçti.

Buradaki yakıcı soru şudur:

PKK Şemdinlide bu derece büyük bir harekete girişmek için lojistik desteği nasıl sağladı?..

Şemdinliye o silahlar Kuzey Iraktan, Kandilden geliyor. Bunların gelişini Barzani görmüyor, engellemiyor. Ama Barzani şu anda en büyük dostumuz.

Bu silahların ve teröristlerin gelişini, Kuzey Irakı denetleyen ABD görmüyor. Bize bilgi vermiyor. Üstelik TSKnın Kandile girmesini de engelliyor.

Ama Bayan Clinton önümüzdeki hafta, teröre karşı olduklarını ve Türkiyenin ABDnin en kıymetli stratejik ortağı olduğunu tekrar açıklayacak. Türk halkı da bunları TVlerden izleyecektir...

Ankara konumunu iyi değerlendirmelidir. Rusyanın tutumunu, Ortadoğudaki nazik yapıyı, sınırlarımızdaki güvenliği göz önünde tutmalıdır. Şahinliği bırakmalı, ağırbaşlı hareket etmeli ve herkesi sakin olmaya davet etmelidir.

Eğer yapabilirse...