'Suriye'nin geleceğine, bu ülke halkı karar vermeli'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Suriye'nin geleceğine, bu ülke halkı karar vermeli, kimse durumdan vazife çıkararak, bu ülkenin dış müdahalelerle budanmasına çanak tutmamalıdır'' dedi.

27 Ekim 2012 Cumartesi, 14:18
Abone Ol google-news

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin İstanbul İl Başkanlığı'nın Kurban Bayramı dolayısıyla Grand Cevahir Otel'de düzenlediği bayramlaşma töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, hassasiyet düzeyi yüksek bir dönemde Kurban Bayramı'nı karşıladığını belirterek, bölücü terörün kanlı saldırılarının iki bayram arasını deyim yerindeyse zehir ettiğini söyledi.

Bu bayram günlerinde şehit yakınlarına, evlatlarının ve eşlerinin eksikliğini göstermemek için üzerlerine ne düşüyorsa yapmaya hazır olduklarını belirten Bahçeli, ''Her şeye rağmen huzur, barış ve istikrarın mumla arandığı bir dönemde bayram günlerinin derin anlamına ve sunduğu manevi imkanlara sığınıyoruz. Dilerim ki, ihtiyacımız olan birliğe, talep ettiğimiz dirliğe ve dört gözle beklediğimiz beraberliğe bayram günleri münasebetiyle ulaşır, bu mukaddes zamanlar hatırına vasıl oluruz. Bizi ayırmak isteyenlere en güçlü ve kalıcı cevap, bayramın manevi nimetlerle dolu anlamında saklıdır'' diye konuştu.

Bahçeli, altın çağını yaşayan ihanetin zincirlerinden boşanan kötü niyetin, hak ettiği dersi almasını inanç ve kararlılıkla temenni ettiklerini ifade ederek, bu yolda her şeyi göze aldıklarını, bozulan ahlakın düzelmesini, yıpranan kardeşliğin sağlamlaşmasını ve yozlaştırılan milli kimliğin yeniden ayağa kaldırılmasını umutla temenni ettiklerini, tehdit edilen güvenliğin, sarsılan muhabbetin korunmasını arzu ettiklerini kaydetti.

Cumhuriyeti kuran Gazi Mustafa Kemal'in hatıralarının kılavuzları olduğunu vurgulayan Bahçeli, hareketlerinin kurucusu merhum Alparslan Türkeş'in sözleri, nasihatlerinin ise asla ayrılmayacakları, hilallerle parıldayan yolları olduğunu söyledi.

'Türkiye zor günler geçirmektedir'

Bahçeli, Türkiye'nin zor günler geçirdiğini ifade ederek, ''Etrafımız adeta ateş çemberine alınmıştır'' dedi. Arap Baharı aracılığıyla Suriye'de yükselen kaos dalgası ve bu ülkeyle savaş sınırına gelmenin yakın zamanların en kritik gelişmeleri arasında yerini bulduğunu anlatan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Halı hazırda bayram münasebetiyle Suriye'deki gerilimin sakinleşmesi, aklı selimin öne geçmesi sevindirici olup, bayramdan sonra da bu ülkede kalıcı ateşkesin tesis edilmesi bizim en halisane dileğimizdir. Suriye'nin geleceğine, bu ülke halkı karar vermeli, kimse durumdan vazife çıkararak, bu ülkenin dış müdahalelerle budanmasına çanak tutmamalıdır. Bilhassa AKP hükümeti çok dikkat ve itina göstermeli, Türkiye'yi geri dönüşü olmayan yollara sokmamalıdır. Üzülerek söylüyorum ki, Türkiye kötü bir yönetimin tüm sonuçlarını yaşamak ve buna katlanmak zorunda bırakılmıştır. Her alanda hezimet, her alanda hüsran ve her yerde bunalım hakimiyet kurmuştur. Milletimizin dayanma ve direnme eşikleri kırılma noktasına kadar bükülmüş durumdadır. Türkiye, Damat Ferit ruhunun zulüm ve açmazlarına Ebu Cehil acımasızlığının türlü misallerine maruz kalmış haldedir. AKP menşeli ucuz hamasetler ve yapay milli irade sözleri günü ve durumu kurtarma kurnazlığında gelinen aşamayı göstermesi bakımından hepimize bir fikir vermiştir.''

'Sorunlar yumağına dönüşen Türkiye...'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanlış ve hatalarla iç içe geçmiş politikalarının siyasetteki zarafet ve seviyeyi düşürdüğünü'' ileri sürerek, şunları kaydetti: ''Hesapsız, ölçüsüz, kontrolsüz tavır ve tutumlar, Türk milletinin birlik ruhunu, 1000 yıllık kardeşlik duygusunu cepheden karşısına almıştır. Acziyet ve çaresizlik içinde kendi kazdığı kuyuya düşen AKP yılana sarılmış, tehlikeli planların kucağına düşmüştür. Sorunlar yumağı haline dönüşen Türkiye'nin tek ve yegane sorumlusu hiç kuşku yok ki, Adalet ve Kalkınma Partisi'nden başkası değildir. Türkiye'de milli değerler, saldırı ve taciz kıskacında tutuluyor. Milli ilkelerimiz kayıtsızlıkla sarsılmaktadır. Milli tarihimiz 'yüzleşme' adı altında çaptan ve gözden düşürülmektedir. Ekonomide dipsiz kuyular oluşmaktadır. Maalesef Türkiye Cumhuriyeti milli devlet niteliğini kaybetmiş, üniter yapısı zedelenmiş, 1000 yıllık ortak değerlerinin içi boşaltılarak milli birliği sarsılmış. Türk milletinin toplumsal dokusunu hedef alan hain amaç ise köklerinden kültüründen ve tarihinden kopmuş, geçmişinden utanan, kişiliksiz, bilinçsiz, ürkek ve itaat eden bir toplum haline getirilmesi, daha açık bir ifadeyle ezik ve silik bir topluma dönüştürülmesidir.''

 

Bölücü terör meselesi

Bahçeli, ''çetin meseleler, çıkmaz sokaklar ve yangın yerine dönen millet hayatının'' bulunduğunu, bölücü terör meselesinin de bunların başında olduğunu ifade ederek, ''terör örgütü PKK'nın taleplerinin taksit taksit karşılandığını ve dün bu çerçevede gerçekleşmesi imkansız ve hayal mahsulü ne varsa bugün pervasızca yerine getirildiğini'' ileri sürdü.

Devlet Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Bölücülük güç toplamış, terör cüret kazanmış ve Türkiye kanlı tuzağın göbeğine düşmüştür. İmralı canisiyle yapılan ve pazarlıklar artık gizlenmeden icra edilmektedir. Türk milleti bölünmeye ve dağılmaya razı edilmek istenmektedir. Şehitlerle ikna edilmeye kayıplarla teslim alınmaya çalışılmaktadır. Görünen odur ki, AKP Hükümeti sözde demokratikleşme reformlarını tamamen PKK'ya endekslemiştir. Bölücü çevreler boş durmamış ve cezaevlerinde açlık grevi başlatarak, yeni bir dayatma kampanyası fitili tutuşturulmuştur. KCK davası kapsamında 58 cezaevinde sayıları yaklaşık 658'i bulan tutuklu ve hükümlülerin 46 gün önce başlattıkları açlık grevi tam anlamıyla gözdağı ve tehdide dönüşmüştür. Bu doğrultuda isteklerine ulaşacaklarını hesaplamışlardır. PKK kış aylarına girerken eylem sahasını dağdan cezaevine çekmenin vahşiliğine soyunmuştur. Cinayet şebekesi bu kez kendi militanlarını boğazlamaktadır. BDP sözcülerinin müşterek ölümden bahsetmesi de aynı zalimlik ve kalitesizlik olarak değerlendirilmelidir.''

''Cezaevinde ölüme yatanların birinci olarak İmralı canisinin tecrit şartlarının kaldırılması, ikinci olarak ana dilde eğitim, üçüncü olarak da mahkemelerde ana dilde savunma taleplerini dayattıklarını'' ifade eden Bahçeli, şöyle konuştu: ''Adalet Bakanlığı'nın açıklamalarından ana dilde savunma ile ilgili çalışmaların Bakanlar Kurulu'nun gündemine geleceği anlaşılmaktadır. Açlık grevi yoluyla bu hıyanet istekleri karşılanacak olursa Türkiye tükenecek ve bundan sonra bu tip yolların daha fazla görülmesine zemin hazırlanacaktır. Kimin neyi hangi yöntemlerle beklediğinin bir önemi yoktur. Ne var ki, bölücü terör yandaşları bastırdıkça alacaklarını direndikçe elde edeceklerini çoktan anlamışlardır. Böylelikle AKP'yi 40 satır mı 40 katır mı muammasına sokmuşlardır. AKP hükümetinin cezaevindeki gerilimi sözüm ona yatıştırmak amacıyla taviz kafesine göz göre göre girmesi, bundan sonra göze alınamayacak hadiseler zincirine yol açacaktır.''