Tezkere için kim ne söyledi?

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın gittiği her yerde ''analar ağlamasın, anaların gözyaşları dinsin'' dediğini aktaran DTP, ''Aynı Başbakan'ın, böylesi bir süreçte Meclisin önüne savaş tezkeresi getirdiğini'' iddia etti. İşte TBMM'de kabul edilen sınır ötesi operasyona izin veren tezkerenin kabul edilmesi konusunda siyasilerin yorumları...

06 Ekim 2009 Salı, 14:14
Abone Ol google-news

TBMM Genel Kurulu'nda, Hükümete sınırötesi operasyona izin veren tezkerenin görüşülmesi sırasında, Hükümet adına konuşan Dışışileri Bakanı Ahmet Davutoğlu, terörle mücadelede ekonomik, sosyal, kültürel ve uluslararası önlemlere paralel olarak, askeri kuvvet seçeneğinin masada tutulmasının; caydırıcılıklarını güçlendireceğini, hareket alanlarını genişleteceğini söyledi.

Bakan Davutoğlu, görüşülen tezkerenin tek hedefinin, PKK terör örgütü olduğunu bildirerek, ''Iraklı kardeşlerimize, Irak merkezi hükümetine, bölgesel yönetimine zarar vermek ya da Irak'ta her biri bizim akrabamız olan Araplara, Kürtlere, Türkmenlere, Süryanilere, Şiilere, Sunnilere zarar vermek söz konusu değildir'' diye konuştu.
TSK'nın, bugüne kadar yürütülen sınır ötesi askeri operasyonlarda Iraklı sivillere zarar verilmemesine ve sivil yerleşim birimlerinin hasara uğratılmamasına azami özeni gösterdiğini vurgulayan Davutoğlu, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi kapsamında, tam ve kapsamlı iktisadi entegrasyon için gayret gösterdikleri bir dönemde, Irak'ın istikrarını olumsuz etkileyecek bir girişim içinde yer almalarının düşünülemeyeceğini belirtti.

Davutoğlu, konsey bünyesinde adeta tek bir hükümet olarak yürütülecekleri çalışmalar ile Irak devlet sisteminin daha etkin şekilde işlemesine yardımcı olarak, Iraklıların, daha müreffeh ve istikrarlı bir ülkede yaşamalarını sağlayacaklarını söyledi.

Davutoğlu, Başbakanlık tezkeresinin TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerinde, diplomatik çalışma alanlarından birinin, bölge ülkeleri nezdinde yaptıkları çalışmalar olduğunu belirtti. Davutoğlu, 1990'lı yıllarda benzer askeri harekatlar yürütüldüğünde bölgeden, bütün dünyadan Türkiye'ye yönelik eleştiri dalgası geldiğini anımsatarak, bölgeden, son 2 yıl içinde bu askeri harekatlar sırasında Türkiye'ye yönelik tek bir eleştiri yapılmadığını kaydetti. Davutoğlu, eleştiri gelmemesinin nedeninin; başta Suriye ve Irak olmak üzere, bütün bölge ülkeleri, İran, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün'ün terör tehdidine karşı ortak bilinç etrafında buluşturulması olduğunu belirtti.

Hemen hemen bütün bölge ülke liderlerinin Ekim 2007'den Mart 2008'e kadar olan dönemde Türkiye'ye gelerek, teröre karşı desteğini ifade ettiğine işaret eden Davutoğlu, son olarak Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın bu konudaki net tutumumun, her türlü takdirin üzerinde olduğunu vurguladı.

 

"Mesele, siyasi iradenin olmayışıdır"

MHP'nin izin süresinin uzatılması tezkeresini tam olarak desteklediğini kaydeden Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı, "Sınırötesi askeri müdahale yetkisinin muhatabı, milli güvenliğin sağlanmasından Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne karşı sorumlu olan hükümettir" dedi.

Terörle mücadele ve Irak'ın kuzeyine askeri müdahale konusunun içinde bulunulan siyasi ortam ve şartlardan soyutlanarak ele alınamayacağını belirten Bölükbaşı, yetki süresinin ikinci kez uzatılmasının TSK'ye askeri operasyonlarını durdurma çağrısının yapıldığı, teröristlere örtülü af tartışmalarının yaşandığı ve terör örgütünün taleplerinin siyasi gündeme taşındığı bir ortamda yapıldığını kaydetti.

AKP hükümetinin Irak'la stratejik işbirliği kurduğunu ancak terörle mücadele anlaşması yapamadığını ifade eden Deniz Bölükbaşı, "Terörle mücadele ciddi bir iştir, bu ciddiyetin asgari gerekleri yerine getirilememiştir. AKP hükümetinin komşularla sıfır sorun politikasıyla ilk önce sıfırlanan terörle mücadelede işbirliği olmuştur" dedi.

Bölükbaşı, "Terörle mücadelenin amacı, terör tehdidinin etkisiz hale getirilmesi ve tasfiyesidir. Bu mücadelenin etkili bir şekilde icrası için esas olan siyasi irade ve kararlılıktır. Mesele Yüce Meclis'in askeri müdahale izninin süresini uzatması meselesi değildir. Bu elbette yapılacaktır. MHP'nin desteği tamdır. Mesele siyasi iradedir, olmayan budur" diye konuştu.


DTP'den ilk tepki

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilen tezkereyle ilgili  "Oyumuzun rengi belliydi. Grup toplantısında yaptığım konuşmada da nedenlerini çok açık bir şekilde ortaya koydum. Başından beri çatışma, imha, inkar politikalarının bu sorunu çözmeyeceğini ifade ediyoruz. Yeni döneme uygun politikalarda toplumu kucaklaştıracak bir mantığın öne çıkması gerekir" diye konuştu.

DTP Grup Başkanvekili Gültan Kışanak ise Başbakan Tayyip Erdoğan'ın gittiği her yerde ''analar ağlamasın, anaların gözyaşları dinsin'' dediğini belirterek ''Ancak, aynı Başbakan'ın, böylesi bir süreçte Meclisin önüne savaş tezkeresi getirdiğini'' iddia etti.

Hükümetin, Meclisten ''gençleri bir yıl daha ölmeye ve öldürmeye gönderme yetkisi istediğini'' ileri süren Kışanak, ''Siz, gençlerimizi ölmeye ve öldürmeye gönderirseniz, anaların göz yaşları nasıl dinecek?'' diye sordu.

''Bu tezkereye 'evet' oyu verirken, Edirnekapı Mezarlığında feryat eden gencecik kadını düşünün. Hakkari'de Kürtçe ağıt yakan anayı düşünün'' diyen Kışanak, şunları söyledi:
''Çok eskilere gitmenize de gerek yok. Bu Parlamentonun çıkarttığı iki tezkereden sona yaşanan can kayıplarını düşünün. Vereceğiniz 'evet' oyunun, yeni ocaklara ateş düşüreceğini, Edirnekapı mezarlığında feryat eden kadınlara, Hakkari'de ağıt yakan analara yenilerini ekleyeceğini unutmayın.

Ülkemizde yaşanan bu anlamsız savaşı bitirebiliriz. Savaşa 'dur' diyebiliriz. Ölme ve öldürme siyasetine izin vermeyebiliriz. Çocuklarımızı yaşatabilir, geleceğimizi birlikte kurtarabiliriz. Barış hakkımızı sonuna kadar kullanalım.

Mahatma Gandhi'nin çok güzel bir sözü var: 'Göze göz, dünyayı kör eder.' Resmi tarih kitaplarında her savaşın bir kazananı ve bir kaybedeninin olduğu yazsa da aslında hiçbir savaşın kazananı yoktur. Savaşlar her iki tarafa da açlık, yoksulluk, düşmanlık, sevgisizlik, ölüm, güvensizlik, mutsuzluk gibi telafisi mümkün olmayan yada onarılması uzun zaman alacak kayıplar yaşatır.

Barış hakkı ise bünyesinde yaşama hakkını, şiddete, silahlanmaya, savaşa karşı çıkma hakkını da barındıran bir insan hakkıdır. Biz DTP olarak, 'göze göz' politikasının geleceğimizi karartmasına fırsat vermemek için barış hakkımızı kullanıyoruz ve bu tezkereye 'hayır' oyu veriyoruz. Tüm vicdanlı milletvekillerini de 'hayır' oyu vermeye davet ediyoruz. Bu parlamento savaş kararları veren bir parlamento değil, barış kararları veren bir parlamento olmalıdır diyoruz.''