TGC Olağan Genel Kurulu başladı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, Türkiye'nin ifade özgürlüğü sıralamasında ne yazık ki 123. sıra gibi çok aşağılarda yer alan bir ülke olduğunu söyledi. Toplantıda ayrıca Orhan Erinç'in listesindeki aday isimler açıklandı.

28 Nisan 2010 Çarşamba, 12:59
Abone Ol google-news

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkan Adayı Orhan Erinç'in listesindeki isimler açıklandı. Konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamaya göre, Yönetim Kurulu aday listesi; Orhan Erinç, Vahap Munyar, Turgay Olcayto, Sibel Güneş, Gülseren Güver, Zafer Atay, Orhan Ayhan, Arif Kızılyalın, Recep Yaşar, Doğan Satmış ve Ahmet Özdemir'den oluşuyor.

Denetleme Kurulu'nda İhsan Yılmaz, Ümit Kanoğlu ve Engin Başçı, Balotaj Kurulu'nda Muammer Tuncer, Yalçın Çınar, Olay Tan, Sevim Ertemur, Nurcan Sabur, Hüseyin Başusta, Murat Bayar, Haşmet Yavuz, Azize Şenbülbül ve Şevket Uygun, Onur Kurulunda ise Hıfzı Topuz, Melih Aşık, Niyazi Dalyancı, Şükran Soner, Celal Başlangıç, Orhan Karaveli ve Ergin Konuksever yer alıyor.

 

Orhan Erinç'den sert mesajlar

TGC'nin 43. Olağan Genel Kurulu, cemiyetin Burhan Felek Konferans Salonu'nda başladı.
Genel Kurul açılış konuşmasını yapan ve faaliyet raporu hakkında bilgi veren Orhan Erinç, geçen 3 yılın basın dünyası için zorlu bir dönem olduğunu, yasama yürütme ve yargı erkleri arasında başlayan gerginlik ile iktidar ve muhalefet partileri arasında süregelen çekişmenin, halkın yansız, doğru bilgilenme hakkı için haber uğraşı veren gazetecileri de bir biçimde etkilememesinin olanaksız olduğunu kaydetti.

Kurulduğu 1946 yılından bu yana demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işleyebildiği bir Türkiye özlemiyle görev yapan TGC yönetim kurullarının, basın özgürlüğüne, çok sesliliğe, ifade özgürlüğüne, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlılığını, çalışmalarıyla ortaya koyduğunu dile getiren Erinç, basın sektöründe 212 olarak adlandırılan 5953 sayılı yasa ile çalıştırılan gazeteci sayısında bu yıl da bir gelişme olmadığını, buna karşın ekonomik kriz sonrası sektörde baş gösteren işten çıkarmalarla gazeteciler arasındaki işsizliğin ciddi bir sorun olarak ortaya çıktığını vurguladı.

Orhan Erinç, demokrasinin bir tahammül rejimi olduğunu, eleştirinin, fikir tartışmasının, yazı, çizi ve ifade özgürlüğünün bulunmadığı toplumların, demokrasiyle yönetildiğini kimsenin söyleyemeyeceğini ifade ederek, şunları kaydetti: ''Son 2 yıldır, gazetecilere karşı siyasilerden yöneltilen eleştirilerin dozu artmış, göreve çıkan muhabir, foto muhabiri, kameraman meslektaşlarımız pek çok olayda bir yandan güvenlik güçlerinin, öte yandan da olaya neden olan tarafların şiddet içeren müdahalelerine maruz kalmışlardır. İnanıyoruz ki Türkiye'nin, basın özgürlüğü açısından dünya sıralamasındaki yerinden, iktidarıyla, muhalefetiyle siyasiler de memnun değillerdir. Cemiyetimizin, genel kurulu sonrası yönetiminde görev alacak meslektaşlarımızın bu bağlamda yapacakları çalışmalarda ve üstlenecekleri sorumlulukla gazeteciler arasındaki ayrışmayı gideren, çok sesliliği hayata geçiren aktif bir tutum içinde olacaklarına güvenim tamdır.''

Basın kartının kimlik kartı olarak kullanılması

TGC Başkanı Erinç, mesleğin en önemli sorunlarından birinin de basın kartlarının, yönetmelikte kimlik olarak kullanılabileceği belirtilmiş olmasına karşın, bu konuda çeşitli direnmelerle karşı karşıya kalınması olduğunu dile getirdi.

Basın Kartı Yönetmeliğinin, değiştirilmesi ve basın kartının kimlik olarak geçerli sayılması için Yönetim Kurulu olarak çalışmalar yaptıklarını dile getiren Erinç, 5953 sayılı yasa kapsamında çalışan gazetecilerin, basın kartı alabildiğini, yürürlükteki Basın Kartı Yönetmeliğinin ise 12 Eylül hukukunun düzenlediği Basın Yasası'na uygun sınırlamalar içerdiğini kaydetti.
Erinç, şunları söyledi:
''Pek çok meslektaşımız, ifade özgürlüğü konusundaki çabaları nedeniyle Basın Yasası'nda sayılan suçlardan mahkum olmalarına karşın, basın kartı alma hakkını kazanamamışlardır. Basın Kartı Komisyonunda yaptığımız çalışmalar sonunda, basın kartları verilmesi hususunda, 12 Eylül hukukuna dayalı sınırlamaların kaldırılması için çaba harcanmıştır. Bu konuda diğer bazı meslek kuruluşlarının da katkılarıyla Basın Yasası'ndaki koşullara uygun hale getirilmiş bir Basın Kartı Yönetmeliği Taslağı hazırlanarak, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a sunulmuştur.''

Gazeteciler hakkında açılan davalar

TGC Başkanı Erinç, Türk Ceza Kanunu'nun ifade özgürlüğünü sınırlayan bazı maddelerinin uygulanması sonucu çok sayıda gazeteci için soruşturma ve dava açıldığını ve bu konuda çeşitli sıkıntılar bulunduğunu, bunlardan birincisinin bazı meslektaşlarının tutukluluk hallerinin uzaması konusu olduğunu söyledi.

Bu konuda Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Deniz Yıldırım ve Ufuk Akkaya ile ilgili zaman zaman girişimlerde bulunulduğuna işaret eden Erinç, TCK'dan kaynaklanan en önemli sıkıntının, karşı çıktıkları 26 madde içinde yer alan ''soruşturmanın gizliliğini ihlal'', ''adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs'', ''özel hayatın gizliliğini ihlal'', ''soruşturmanın gizliliğini ihlal'' ile ilgili maddelerden açılmış olan soruşturmaların çokluğu olduğunu söyledi.
Erinç, itirazlarını dile getirirken, bu 26 madde içindeki birkaç maddenin hapiste gazeteci sayısını artıracağını belirttiklerini vurgulayarak, şunları söyledi: ''TCK maddeleriyle ilgili gazeteciler hakkında 4 bin 139 soruşturma açıldığını biliyoruz. Bu soruşturmalardan 1600 kadarı takipsizlikle sonuçlanmış, 17'si mahkumiyetle bitmiştir. İkinci sıkıntımız hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusunda Ceza Muhakemesi Yasası'nda getirilen kuraldır. Biz TCK ile ilgili önerileri yaparken, para cezasına çevrilmesi ya da ertelenmesi söz konusu olduğu için üst ceza sınırının 2 yıl olarak belirlenmesini istemiştik.

Denetimli serbestlik uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusu daha önce 1 yıllık hapis cezasına uygulanırken, şimdi bu 2'ye çıkarıldı. İki yıla çıkarılmasından sonra örneklerini bildiğiniz meslektaşlarımız 1 yıl 11 ay veya 1 yıl 2 ay gibi hapis cezalarına mahkum oldular. Ve 2 yıllık hükmün açıklanmasının geri bırakılması kuralı gereğince de kendilerine verilen hapis cezalarının açıklanması geri bırakıldı. Bu şu anlama geliyor. 5 yıl içinde benzer bir suç işlerlerse, açıklanması geri bırakılan hükmün de katılmasıyla iki hapis cezasını toplam olarak çekecekler. Bu, 5 yıl, bir gazetecinin, yazarın, fikir insanının düşüncelerinin ipotek altına alınması sonucunu doğuruyor ve deniyor ki 'Bak çok dikkatli yaz, iktidarın, muhalefetin veya bazı kişilerin aleyhinde yazmazsan senin için iyi olur.'

Şimdi bir yandan ifade özgürlüğü diyoruz, bir yandan da denetimli serbestlikle birlikte denetimli ifade özgürlüğü sürecine girmiş bulunuyoruz. Türkiye ifade özgürlüğü sıralamasında ne yazık ki 123. sıra gibi çok aşağılarda yer alan bir ülke. Umuyoruz ki Sayın Bakan'ın taslak olarak hazırlayıp tasarılaşması için Bakanlar Kuruluna sunacağını belirttiği çalışmada bu da yer alacaktır.''

Genel Kurulda faaliyet ve denetleme kurulu raporlarının oylanarak aklanmasının ardından, söz alan gazeteciler, cemiyetin eski gücünü kaybettiğini, düşüncelerini yazan gazetecilerin yargılandığını, ancak buna karşın etkin mücadele verilmediğini dile getirdiler.

Kongrede, mevcut başkan Orhan Erinç ile TGC'nin mevcut Genel Sekreteri Celal Toprak iki ayrı liste ile seçimlere girecekler.