Tiyatro çok işe yarar...

Üç aydır Diyarbakır'dayım. İnsan gibi insanlarla karşılaşmanın sevinci, 6-7 Ekim olaylarının getirdiği, çoluk çocuk 50 ölünün acısı, isyan, otelden ya da tiyatrodan çıkamamanın korkusu. Silahlar, yakılan lastikler, dumanlar, dumanlar ve prova ve prova...

08 Aralık 2014 Pazartesi, 10:04
Abone Ol google-news

1997 yılıydı. İzmit Şehir Tiyatrosu’nda çalışıyordum. Depremi yaşadık. Acılar, ölümler yaşadık. Tiyatromuzun bahçesi yeni mekânımızdı. Akla ilk gelen sorulardan biri “Tiyatro ne işe yarıyor?” idi. Sonra baktık ki depremin ikinci gününden itibaren kentte elektrikler kesildi. İşte, tiyatro işe yarayacaktı!

Tiyatronun jeneratörü vardı! Korkarak girdiğimiz binamızdaki jeneratörü çalıştırdık, tiyatrodan dışarı bir sürü uzatma kablosu çıkardık ve bahçede yaşayan, uyuyan herkese elektrik sağladık. Tiyatro işe yaradı. Sevindik.

Üçüncü gün olduğunda tüm genç tiyatrocularla “tiyatro gerçekten ne işe yarar?” diye tartışıyorduk. Nelere nelere yaramıyordu ki tiyatro. Deprem ertesi kurulan çadırlarda çocuklara oyunlar oynamak, onları yaşadıkları felaketten birkaç saat olsun uzak tutabilmek ve dünyayı biraz daha güzelleştirmek için değiştirmek...

Hatırlıyorum, o dönemde “Deprem ve Doğal Felaketlerde Tiyatro Ne İşe Yarar” başlığı altında uluslararası bir kongre organize etmeyi bile düşünmüştüm İzmit’te.

2014 yılı, eylül, ekim, kasım. “Murtaza”, “Diktat”, “Hırçın Kız”... Üç aydır Diyarbakır’dayım. İnsan gibi insanlarla karşılaşmanın sevinci, 6-7 Ekim olaylarının getirdiği, çoluk çocuk 50 ölünün acısı, isyan, otelden ya da tiyatrodan çıkamamanın korkusu... Silahlar... Silahlar, yakılan lastikler, dumanlar, dumanlar ve prova ve prova...

Ve Kürtçe oyunlar (Diyarbakır Şehir Tiyatrosu: “Mem û Zîn”) ve Türkçe oyunlar (Diyarbakır Devlet Tiyatrosu) ve Kobane ve Ezidiler ve, ve seyirciler... Salonları dolduran, her gün daha iyisini, daha güzelini isteyen seyirciler. Üç ya da beş liraya oyun seyreden seyirciler.

Van’da eksi 27 derecede salonları, şu sırada “çadırları” dolduran çocuklar. Tüm bölge seyircileri, Batman, Elazığ, Urfa, Viranşehir, Mardin. Bölgelerde tiyatroları kapatmak doğal afet kadar acıklı, acı verici. Ezidilere yapılanlar kadar korkutucu, ürkütücü.

Ziyaret edebildiğim bir çadırda Ezidi bir baba “Bize o kadar çok saldırdılar ki... Yağmur yağmasın, bir battaniye ile dağın tepesinde bile uyuruz biz” demişti.

Tiyatro çok işe yarar. Bir battaniyemiz, anlatacak bir şeylerimiz olsun yeter ki.