Toplu sözleşme tartışmaları

Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası (Bem-Bir-Sen) Genel Başkanı Mürsel Turbay, yerel yönetimlerde mutlaka ''kurum sözleşmesi'' yapılmasını ve muhatabın yetkili sendika olmasını istediklerini, bunun dışında bir şeyi kabul edemeyeceklerini bildirdi.

26 Ağustos 2011 Cuma, 07:55
Abone Ol google-news

Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası (Bem-Bir-Sen) Genel Başkanı Mürsel Turbay, 12 Eylül referandumuyla birlikte kamu çalışanlarına toplu sözleşme hakkının verildiğini, bu konuyla ilgili ikincil mevzuat çalışmasının devam ettiğini hatırlattı.

Hükümet ile konfederasyonlar arasında ''toplu sözleşmenin tarafları ve türü'' konusunda görüş ayrılıkları olduğunu ifade eden Turbay, yerel yönetimler hizmet kolunun yetkili sendikası olarak kamuda genel ve tek bir sözleşmenin imzalanmasına karşı olduklarını söyledi. Sözleşmenin konfederasyonlar tarafından imzalanmasını da kesinlikle istemediklerini vurgulayan Turbay, ''Yerel yönetimlerde mutlaka kurum sözleşmesi yapılmasını ve muhatabın da yetkili sendika olmasını istiyoruz, bunun dışında bir şeyi kabul edemeyiz'' dedi.

Hükümetin konfederasyonlarla tek bir sözleşme yapıp ''işin içinden çıkmak istediğini'' savunan Mürsel Turbay, yerel yönetimlerde bu sistemin uygulanmasının mümkün olamayacağını, ILO ve uluslararası sözleşmelerin de buna izin vermeyeceğini kaydetti.
Yerel yönetimlerde belediyelerin, il özel idarelerinin bütçelerinin ''özel bütçeler'' olduğunu anımsatan Turbay, ''Eğer hayırlı bir iş yapılmak isteniyorsa yerel yönetimlerdeki şirket çalışanları ile kamudaki taşeron firmaların çalışanlarına sendikal hak verilsin. Daha sonra da tüm taşeron firmalarla tek tip toplu sözleşme yapabiliyor mu böylece görmüş oluruz'' diye konuştu.

Kurumların kendi idari yapılarına göre toplu sözleşme türlerinin belirlenmesini, yerel yönetimlerde ise kurum sözleşmesi yapılmasını istediklerini dile getiren Turbay, bu anlamda yerel yönetim hizmet kolunda bulunan üç sendikanın birlikte hareket ettiğini ve kurum sözleşmesi dışında hiçbir şeyi kabul etmeyeceklerini söyledi.

Toplu sözleşmenin sadece mali ve sosyal haklarla sınırlandırılmak istendiğini de öne süren Turbay, daha önce de 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununa göre mali ve sosyal hakların görüşüldüğünü anımsattı. Turbay, ''Eğer mali ve sosyal hakların dışına çıkılmazsa, masanın ismi sadece toplu sözleşme masası olarak değiştirilmiş olur'' dedi.
 

''Hakem kurulu tarafsız olmalı''

Mürsel Turbay, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun yapısı konusuna da değinerek, kurulun, 4'ü kamu işveren kurulundan, 4'ü sendikalardan, 1'i yargıdan ve 2'si de üniversitelerden olmak üzere toplam 11 kişiden oluşmasını arzu ettiklerini bildirdi.
Kamu Hakem Kurulunun tarafsız olması gerektiğinin altını çizen Turbay, kurulun, hükümetin kendi atadığı kurumlardan seçilmesini asla kabul etmeyeceklerini söyledi.
Hizmet kollarının tamamen kaldırılarak tek tip bir sendikal yapılanmanın oluşturulmak istendiğini ileri süren Turbay, ''Bunun altını dolduramazlar. Bunu teklif etmek bile, sendikal anlamda bir yere gelmiş kamu çalışanlarını geriye götürür. Kamu çalışanlarının kazanılmış haklarının ellerinden alınması değil, gelişen Türkiye'de ve dünyada yeni kazanımları elde etmeleri gerekir'' dedi.

Yetkili sendikaya üye olmayan işçilerin dayanışma aidatı vererek imzalanan Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlanabildiğini hatırlatan Turbay, dayanışma aidatı olmadan yetkili sendika olunmasının bir anlam ifade etmeyeceğini söyledi.
Kurum sözleşmelerini her belediyeyle, her il özel idaresiyle ayrı yapmak istediklerini belirten Turbay, Türkiye'nin hem coğrafi yapısının hem de metropol şehirlerin yaşam standardının tek tip sözleşmeye izin vermeyeceğini sözlerine ekledi.