Turhan Yükseler: 'Devlete sesimizi duyuramadık'

Pandemi döneminde müzik emekçileri için girişimlerde bulunan Turhan Yükseler “Devlete sesimizi duyurmayı başaramadık” diyor. Pop müziğin durumunu eskisinden de kötü bulduğunu ifade eden Yükseler rap, hip-hop gibi akımların da fazlaca ‘arabesk’ tarza kaydığını düşünüyor.

15 Ağustos 2020 Cumartesi, 12:19
Turhan Yükseler: 'Devlete sesimizi duyuramadık'
Abone Ol google-news

Geniş kitleler onu 80’li yıllarda Eurovision şarkı yarışması’nda Türkiye’nin orkestra şefi olarak tanıdı. Aralarında Ajda Pekkan, Neco, Cem karaca gibi çok sayıda ismin bulunduğu sanatçılarla yaptığı çalışmalar Turhan Yükseler’i bir dönemin en önemli aranjörleri arasına soktu. Müzikten hiç kopmayan Yükseler şu sıralar Avangarde Orkestra ile yeni bir müzikal oluşumun içinde. Turhan Yükseler ile geçmişten günümüzüe müziğin başrolde olduğu bir söyleşi yaptık.

Avantgarde Orkestra ile bir araya gelişiniz nasıl oldu, hikâyesini sizden dinleyelim. Ve tabii bu birliktelikte amaç ne?

Bir arkadaş toplantısında karşılaştığım dostum Muhsin Süyen ile sohbet ederken, öncülüğünü yaptığı Avantgarde Orkestra üzerinde yoğunlaştı konuşmalarımız. İlk temel böyle atılmış oldu. Müzikal değerlerden ödün vermeden ve kaliteli müzik dinlemek isteyen müzikseverlere hitap etmeyi hedefleyen bir planımız var. Orkestra sayısal olarak triodan 45 kişilik senfonik pop icra edebilecek şekilde müzisyenlerden oluşuyor. Dolayısıyla icra edebileceğimiz çeşitli türler söz konusu. 

Ajda Pekkan, Cem Karaca, Fikret Kızılok, Neco… Birlikte çalıştığınız sanatçılar saymakla bitmez. Bunca ismin arasında hayatınızda özellikle unutulmaz iz bırakanlar hangileri oldu? 

1986 yılında Uluslararası Çesme şarkı yarışmasında besteleyip yönettiğim ve Neco’nun seslendirdiği Some How isimli parça 1.lik ödülünü alınca farklı bir mutluluk yaşamıştım. Benim müzik yolculuğumda bir ilk idi. 2 sene öncede MFÖ ile Londra’da muhteşem bir ses sistemi ile konser vermiştik. Bugüne kadar ülke içinde ve yurtdışında binlerce konser çalmışımdır. Ancak bu da farklı bir  ilk idi diyebilirim.

Yapımcı, aranjör ve besteci olarak deneyimli bir isimsiniz. Yeni teknolojileri takip ettiğinizi düşünüyorum. Dijitalleşmenin müziğe olan artı ve eksileri neler sizce?

Artıları medeniyetin nimetlerinden iyi bir kullanıcı iseniz olabildiğince faydalanıyorsunuz. Fakat bu teknolojiler hayatımıza girmeden önce melodilerin ve enstrümanların saf bir sıcaklığı vardı. Bu kayboldu. Yeni yeni bu yolun  o kadar da iyi bir yol olmadığını fark eden bazı prodüktörler analog ile dijitali harmanlamaya çalışıyorlar ki bu da iyi bir yeni başlangıç.

‘EUROVİSİON LİSELER ARASI YARIŞMALAR GİBİ’

Siz daha önce Türkiye’yi Eurovision’da temsil etmiş biri olarak artık yarışmaya katılmamamızı nasıl yorumluyorsunuz?

Özelliklerini kaybetmiş bir yarışma. Katılmamamızın benim için bir sakıncası yok. Ahbap, çavuş ilişkileri ve de çok güzel dekorlar önünde bizde ki liseler arası müzik yarışmasının bir tık önünde sergilenen performanslar. 

Bundan birkaç yıl önce "Bugün Türk pop müziği diye bir şey yok" demiştiniz. hala böyle mi düşünüyorsunuz?

Değişen bir durum yok, yani evet. Hatta bu kelamı ettiğim yıllardaki şarkı ve şarkıcılar günümüzdekilerden daha bile iyi idi.

Kalben, Gaye Su Akyol, Nilipek, Ceylan Ertem, Jehan Barbur gibi kadın şarkıcılar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hepsi kendilerine yakıştırdıkları bir tarz oturtmuşlar. Mukayese yapmam ama Kalben’i samimi, Jehan Barbur’u saygılı buluyorum.

Bir yandan da son yıllarda rap, hip-hop gibi akımlar Türkçe müzikte yükselişe geçti. Onları dinleme fırsatınız oluyor mu, nasıl buluyorsunuz?

Fazla enterese olmuyorum. Dinlediklerimden şöyle bir sonuç çıkarabilirim. Bana göre arabesk söyleme tarzını benimsemedim. Tercihlerini böyle kullananlar var. Bu sebeple Ceza’yı daha başarılı buluyorum.

‘YAPILAN YARDIMLAR CILIZ KALDI’

Pandemi sürecinde sıkıntıya düşen müzik emekçileri için girişimlerde bulundunuz. Nasıl bir sonuç elde edildi acaba bu girişimlerden? Devletin hatırı sayılır bir katkısı oldu mu?

Türkiye’de kaç tane müzik emekçisi var bilinmiyor. Ben ve arkadaşlarım bir liste oluşturmaya çalıştık. Yaklaşık 10.000 müzisyene ulaştık ki esas sayının %15’i gibi. Yani 70.000’ler bandında tahminimiz. Ama bu arkadaşların büyük bir çoğunluğu kayıt altında olmadıkları için sesleri duyurmakta zorlandık. Cılız yardımlar yapıldı, lafı bile edilemez. Devlete sesimizi duyurmayı başaramadık. 

Cumhurbaşkanlığı tarafından düzenlenen ve 30 milyon TL harcanan Yeditepe Konserleri için ne düşünüyorsunuz? 

Olumlu bir adımdı bana göre ama uygulama şöyle olmalıydı. Bahsi geçen meblağın içinden %20 civarında bir pay listelenmiş ve ihtiyaç sahipleri olanlara dağıtılsaydı ki bir kişiye 1.000 tl gibi bir rakam yapar. İşte o zaman küçük bir nefes söz konusu olabilirdi. Menajer ve yapımcılar üzerinden planlandı bildiğim kadarıyla, burada faal olarak sahne yaşamını sürdüren müzisyenlerden fikir alınsa idi şayet daha adil bir dağıtım söz konusu olabilirdi.