Türkiye'nin satılık göçmen çocukları

Düşünce kuruluşu Global’in bünyesinde faaliyet gösteren Göç Çalışmaları Merkezi için iki akademisyen, Doçent Oğuzhan Ömer Demir, Yardımcı Doçent Reyhan Atasü Topçuoğlu ile doktora öğrencisi Alper Akgül, Globalleşen Dünyada Satılık Göçmen Çocuklar çalışması yaptı. Tespitleri bütün dünyadaki göçmen çocukları tehdit eden gerçekler. Bizim göçmen çocuklarımızın durumu da vahim.

09 Ağustos 2015 Pazar, 23:12

Savaştan, çatışmalı ortamdan kaçarak Türkiye'ye sığınan göçmenlerin 850 bini çocuk! Toplam göçmen sayısının da yüzde 53'ü! Sadece kayıtlara geçen bu rakam bile dehşet verici. Resmi kayıtlara geçmemiş ya da kayıt dışı kalmış olanları düşündüğümüzde milyonu fersah fersah aşar. 

Göçmen çocuk deyince bir duracaksınız. Evlerinden, yurtlarından olmuş, en yakınlarını, kardeşlerini, arkadaşlarını kaybetmenin kederini bile yaşayamamış bu çocuklar. Yıkılan evlerine, yok edilen şehirlerine şahit olmuş, ateş altında yollara düşmüşler... Bilmedikleri ülkelere sığınmaları yeter de artar. Hem göçmen, hem çocuk. Daha ne olsun? Ama durun, dahası da var. Bir de satılık ekleyin başına: Satılık Göçmen Çocuk!

Okurken bile aman Allahım oluyorsun. İsyan ediyorsun. Lanet yağdırıyorsun. Ne acımasız bir dünya bu diyen bir çaresizlik düğümleniyor boğazında... Bizim de her an gözümüzün önünde, yanı başımızda olan çocuklar gibi dünyada milyonlarcası var...  Satılık çocuklar onlar, hem de göçmen, sığınmacı, mülteci... 

 

FUHUŞ İÇİN ÇALIŞTIRMA 

Göç Çalışmaları Merkezi için iki akademisyen, Doçent Oğuzhan Ömer Demir, Yardımcı Doçent Reyhan Atasü Topçuoğlu ile doktora öğrencisi Alper Akgül, Globalleşen Dünyada Satılık Göçmen Çocuklar çalışması yaptı. Çalışmaları, "Türkiye'de tespit edilen çocuk ticareti vakaları bulunmaktadır" dedikten sonra bu vakaların çoğunlukla cinsel sömürü ve çalıştırma amaçlı insan ticareti olduğunu söylüyor.

Türkiye'de görülen çocuk ticareti türlerinin önemli başlıklarından biri zorla fuhuş: "Fuhuş amacıyla zorla çalıştırılan kişilerin tacirlere pazarlanması aşamasında tacirlerle iletişim kuran, mağdurla taciri bir araya getiren aracı kişiler var. Bu aracı kişilerin çoğunluğunun aileler, akrabalar veya yakın komşulardan oluştuğu görülüyor. Bazı ailelerin çocuklarını belli bir ücret karşılığında tacirlere sattıklarına da şahit olunuyor. Tamamı fuhuş yapmaya zorlanan bu çocuklar ortalama 3700 dolar borçlandırılmış, çoğunlukla Antalya, İstanbul ve Trabzon illerinde çalışmaya zorlanmışlar." 

Çocuk mağdurlara seks işçiliği dışında dansçılık, bebek bakıcılığı, tezgâhtarlık ve hastabakıcılık gibi işlerinin vaat edildiğini de buradaki tespitlerden anlıyoruz. Saptamalardan biri de ticarete maruz kalan çocuklarla ilgili verilerin kısıtlı olması ve bu çocukların mağduriyetlerinin kesinlik kazanamaması: "Polis verilerinin kullanıldığı bir çalışmaya göre, 2007-2011 yılları arasında sadece 29 'insan ticareti mağduru' çocuk tespit edilebilmiş. Uluslararası Göç Örgütü, 2004-2012 yılları arasında toplam 34 mağdur çocuğa hizmet sunduğunu ifade ediyor. Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi (ICMPD) tarafından yapılan bir çalışmada ise, 2009-2013 yılları arasında 33 yabancı erkek ve 8 yabancı kız çocuğun ticaret mağduru olabileceği belirtiliyor. Aynı çalışmaya göre, Türk vatandaşı olan 64 erkek çocuk ile 30 kız çocuğun da insan ticareti mağduru olma potansiyeli olduğundan bahsediliyor. Dikkat edilirse, bu çocukların mağduriyetlerinin kesinliğinden değil, mağdur olma potansiyellerinden bahsediliyor. Bu durumu farklı bir okumayla ele aldığımızda, çocuk ticaretine maruz kalan ve tespit edilmiş vakalarda dahi olayın adının tam olarak konamadığı görülüyor."

 

ÇOCUK PAZARLARI

Göçmen çocuk ticaretinin alt başlıklarından biri olarak ele alınan Çocukların Zorla Çalıştırılması ve İşgücü İstismarı konusunda Serdar Değirmencioğlu’nun bir araştırması, Türkiye’de çok dikkate alınmayan ancak varlığı bilinen bazı çocuk ticareti vakalarının altını çiziyor: "Bazı illerde görülen çocuk pazarlarında, ailelerin belirli sürelerle çocuklarını çalışmak üzere başka yetişkinlere teslim ettikleri, çalışmaların karşılığı olan ücretleri aylık periyotlarla ebeveynlerin aldığı ve bunun oldukça normal bir süreç olarak algılandığı belirtilmektedir. Göç ettirilen veya metropollerde sokaklarda yaşayan çocuklar zorla çalıştırılmakta, ayakkabı boyacılığı, çöp toplayıcılığı, mendil satıcılığı, yol kavşaklarında dilencilik gibi işlere koşulmaktadır. Acıdır ki, aileler çocuklarını bir geçim kaynağı olarak görüyor." 

 

BAŞLIK PARASI DA TİCARETE DAHİL

Çocuk yaşta evlilikler ile çocuk ticareti olgusunun ne ölçüde kesiştiği de önemli bir tartışma. Araştırmada “Her çocuk evliliği aynı zamanda bir çocuk ticareti olayı mıdır?” sorusuna cevap aranıyor: "Kanun koyucu 15 yaşın altındakilerle her ne şekilde olursa olsun cinsel ilişkiyi cezalandırıyor. Anayasa Mahkemesi’nin 27 Mayıs 2015 tarihinde verdiği kararla TCK’da yer alan ve çocukları resmi nikah olmaksızın dinsel törenle evlendirmeyi cezalandıran hükümlerini iptal etmesi, maalesef çocuk gelinlerle ilgili endişeleri daha da pekiştiriyor. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne göre, evlilik tarafların karşılıklı rızaları ile ve ücretsiz olarak gerçekleştirilmelidir. Para karşılığında eş olarak alınan bir çocuk, haklarını arayamayabilir, uğradığı haksızlıklar ve istismar gün yüzüne çıkamayabilir. Şiddet veya tehditle bastırılan çocuk evlilikle bir mal gibi satılmış ve alınmıştır. Çocuğun evlendirilmesi karşılığında gelir elde ediliyorsa evliliğin bir çocuk ticareti olayına dönüştüğünü söylemek mümkündür.”