Uzmanlar, yeni mutasyon hakkında ne diyor?

İngiltere Başbakanı Boris Johnson dün, "Virüs mutasyona uğradı, yeni tip virüs yüzde 70 daha bulaşıcı" açıklamasında bulunurken, Sağlık Bakanı Matt Hancock, "Kontrolü kaybettik" demişti. Açıklamaların ardından alınan yeni tedbirler ile birlikte yurttaşlar arasında “aşı etkisiz mi olacak” endişeleri arttı. Peki, uzmanlar yeni koronavirüs mutasyonu hakkında ne diyor?

21 Aralık 2020 Pazartesi, 15:30
Uzmanlar, yeni mutasyon hakkında ne diyor?
Abone Ol google-news

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, dün yaptığı açıklamada "Virüs mutasyona uğradı, yeni tip virüs yüzde 70 daha bulaşıcı" şeklinde konuşurken, Sağlık Bakanı Matt Hancock ise "Kontrolü kaybettik" demişti. Açıklamaların ardından alınan yeni tedbirler ile birlikte yurttaşlar arasında “aşı etkisiz mi olacak” endişeleri arttı.

Cumhuriyet’in görüşlerine başvurduğu uzmanlar, toplumun paniğe kapılmaması gerektiğini belirterek mutasyon hakkında bilimsel olarak konuşmanın çok erken olduğunu ve bilimsel verilerin siyasetin karar alma hızına erişmeyeceğini söyledi.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Bölüm Başkanı Ahmet Özdoğan, kimsenin paniğe kapılmaması gerektiğinin altını çizerek, "Şu anda bir algı operasyonu yaratılmaya çalışılıyor. Kimse paniğe kapılmamalı. Bilimsel açıklamalar için beklenmesi gerekiyor. Söz konusu mutasyon hakkında bir açıklama yapmak için henüz erken" dedi.

"AŞILAR DEĞİŞİM ÖZELLİĞİNE SAHİP"

Aşıların mutasyon ile ilişkisine değinen Özdoğan, şunları kaydetti:

"Mutasyonun aşıyı etkileyip etkilemeyeceği ile ilgili büyük endişeler var. Virüsün değişimi gibi aşılar da şekil değiştirebilir. Alman aşısı bu değişimi hızlı bir şekilde sağlayacak özelliğe sahip. Aynı şekilde Alman aşısı kadar hızlı olmasa da Çin aşısı da kendini mutasyona uydurabilir. Artık aşı için 1 yıl beklemeye de gerek yok, teknoloji hızla değişti. Virüsün nerede nasıl mutasyona uğradığını bilebiliyoruz.

Ancak söz konusu mutasyon çok yeni bir aşamada. Yayılımının nasıl gerçekleştiği de henüz bilinmiyor. İngiltere'deki, Noel tatilinin etkisi var mı, yok mu, yeni mi değil mi... Bu soruların cevaplarını daha bilmiyoruz."

"KORKU İMPARATORLUĞU YARATILIYOR"

Bu süreçte akıl, mantık ve bilimin ışığında hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Özdoğan, "Bir korku imparatorluğu yaratılmış durumda. ‘Mutasyon oldu ve artık aşılar çalışmaz’ demek çok yanlış bir ifade. Evet, belki aşının koruyuculuk süresini etkileyebilir ancak dediğim gibi keskin ifadeler kullanmak için henüz çok erken" diye konuştu.

"BİLİMSEL VERİLER SİYASETİN HIZINA ERİŞEMEZ"

Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’den (CNRS) Araştırmacı Ahmet Civaş, mutasyonun aşının etkinliğinde değişim yapmayacağına dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı:

"Virüsün diken proteininde bir mutasyon olduğu konusunda bir yayın yok. Bu tür bir mutasyon sonrası oluşabilecek virüs varyantının özellikleri konusunda da bir yayın yok. Bu tür bir mutasyon aşının etkinliği üzerinde bir değişim yapmaz veya aşının etkinliğini azaltmayabilir. Bilimsel gerçek elde etme hızının siyasetin karar alma ve basının haber yayma hızına erişmesine de olanak yok."

"TAHMİN EDİLEMEZ DEĞİL"

Koronavirüs, grip virüsünden bile hızlı şekilde mutasyon geçirmesi, RNA kaynaklı virüslerin ortak özelliği olduğunu söyleyen Biyokimya Uzm. Dr. Soner Yeşilbaş:

"Aşıyı kalıcı ve güvenilir tedavi yöntemi olmaktan uzak tutan, belli aralıklarla sürekli aşı olmayı gerektirmesi ve koruyuculuğu kişiden kişiye değişken olması ve de aynı kişide bile viral mutasyonlardan kaynaklı etkinliği azalabilmesindendir. Hepatit B gibi yani DNA virüslerinde büyük mutasyonlar görmeyiz ama RNA virüslerinin değişmeye müsait yapıları vardr. Aşı geliştirilmesini, değişmesi imkansız olan bölgelerinin tespitiyle mümkün kılar ve bu da laboratuvar şartlarda neredeyse imkansızdır, ancak tahmin edilemez değildir."

"MUTASYON AŞININ ETKİSİNDE BİR DEĞİŞİM YARATIR"

"Aşı dediğimiz zaman bağışıklık sistemini uyarıcı nitelikte olan, ancak enfeksiyon yapmayan, zararlı etkisi azaltılmış ve zayıflatılmış, ancak uzun vadedeki etkilerini öngöremediğimiz virüslerden bahsediyoruz" şeklinde konuşan Yeşilbaş, virüs kendi kendini çoğaltan bir yapıya sahip olduğunu söylerek, şunları söyledi:

"Virüsler truva atı gibi hücreye gizlice girerek, hücrenin onların istediği molekülleri üretmesini sağlar. Aşıların hangi antijenin hangi alt bölgesine karşı yapıldığı önemli. Hepimiz enfeksiyon geçirebiliyoruz, hepimizin genetik yapısı farklı. Ürettiğimiz antikorlar da aynı değil. 

Aşı; özellikle herkese aynı maddeye karşı antikor ürettiriyor. Ama kişi belki de o protein bölgesine uygun antikor üretmeye uygun sahip değil. Aşının içinde değişmeyen antijenik protein veya mRNA parçaları vardır. Mutasyon virüsün bu parçalardan bazılarını değiştirecek boyutta ise ve bu değişim bizim aleyhimize(bulaşıcılığın artması...vs) ise, viral RNA’da daki bu mutasyon(değişim), aşının etkinliğinde az veya çok azalma yaratma potansiyelindedir. Söz konusu aşının, mutasyona uğraması beklenmeyen yerleri hedef alması gibi, mesela spike proteinin ACE2 ile bağ yaptığı bölgelere. Virüs sürekli mutasyon geçirse dahi aşılar bütün muhtemel mutasyonları hesaba katarak oluşturulması imkansız olduğu için, mutasyon aşının etkisinde bir değişim yaratır." 

"AMAÇ; GÜNÜ KURTARMAK OLMAMALI"

Aşının koruma özelliğine de değinen Yeşilbaş, "Aşı yüzde 70, yüzde 90 etkili deniyor. Bu demek değil ki 'aşı beni yüzde 90 koruyacak'. Bu yüzdeler aşının toplumun ne kadarını koruyacağını gösteriyor. Aşının değişkenlikleri göz ardı etmeyecek şekilde etkili olması gerekiyor. Hem insanların hem de virüsün değişkenliğine göre etkinlik gösterecek bir aşı üretmek çok zor. Aşının yan etkilerini bilemiyoruz. Amaç; günü kurtarmak olmamalı. Bugün GDO'lu ekmek ya da mısır yemiyoruz. Ama aşı olduğumuzda o geni almış oluyoruz. Bugün aşı olacaksak yarın ne olacağımız belli değil. Aşının alternatif olarak doğal içerikli ilaç ve gıda takviyelerine yönelmekte fayda var" dedi. 

Yeşilbaş son olarak, "Türkiye'de bir sürü bilim insanı bu konularda çalışmalar gerçekleştriyor ancak ortak bir alanda buluşamıyorlar. Devlet sınırlı sayıda oluşturulan Bilim Kurulu dışında tüm bilim insanlarını bir araya getirecek bir ortam oluşturmalı" diyerek Sağlık Bakanlığı'na da çağrıda bulundu.