Yetim bir roman!

Sempatizan, 2019 Aralık ayında aramızdan ayrılan Mehmet Mez’in, ülkemizin 1960’lı yıllarının sonlarından 1980’li yıllara uzanmadan önceki dönemde yaşananları okuru sıkmadan edebi dilin tüm inceliklerini kullanarak yansıttığı bir roman. Kişisel tarih üzerinden ülkemizin çalkantılı yıllarına ışık tutan kitabın bütününde o dönemde yaşananlar kronolojik bir sıralama olmaksızın roman dili tadında anlatılıyor.

10 Haziran 2021 Perşembe, 00:01
Abone Ol google-news

YAZARIN SORGULAMALARI

1970 yılı öncelerinde sağ ya da sol eğilimli öğrenci grupları eylemlerini üniversite işgalleri ile bütünlemektedirler. İ.Ü. İktisat Fakültesi’ndeki öğrenciliği sırasında üniversite kütüphanesinde yarım mesai çalışan yazarımız, orada önce solcu daha sonra da sağcı grubun tehdit dolu eylemlerinin ortasında kalmıştır.

Romanla aynı ismi taşıyan ilk bölüm “Sempatizan”da tek bir mekânda gerginlik dolu saatlerde üstelik sıkıcı ortamda olanları okurken “Godot’yu Beklerken” öyküsünü anımsıyorsunuz.

Kitabın başlangıç bölümünü oluşturan ilk 48 sayfasında, yaşananların anlatılmasının yanında yaşam acemisi yazarın o ortamdaki düşüncelerini, aldığı eğitimle ilgili öz sorgulamalarını izlemekteyiz. Yazarın bu sorgulamaları diğer bölümlerde de sürüp gidecektir.

22 BÖLÜMDEN OLUŞUYOR

22 bölümlü kitabın ikinci bölümünün başlığı “El Toro”dur. Yazar bu başlığı, hukuk eğitiminin ardından babasının emekli ikramiyesiyle Londra’ya giden oportünist Metin Boğacı’nın soyadından esinlenerek seçmiştir.

Metin Boğacı’nın karakter özelliği oraya gidiş öyküsünden ve oradaki yaşamındaki kesitlerden anlaşılabilmektedir. İlginçtir, Boğacı ile yazarın yaşamları yakın gelecekte ve yazarımızın üniversite mezuniyetinden sonraki ilk işinde kesişecektir.

“Maişet Motoru” başlıklı bu üçüncü bölümde yazarın aldığı eğitim ve karakter yapısıyla patronu Boğacı’nın davranışları sürekli bir çatışmaya dönüşmektedir.

O kadar ki; Boğacı, babasının ölümüne bile yeterli ilgiyi göstermeyince yazarımız bu ilgisizliği şaşkınlıkla izlemekte ve düşüncelerini dile getirerek yakınmaktadır:

“Oysa ben, sevilen yakınların ölümünü, insanların yaşamsal tavırlarının yeniden gözden geçirilmesi için kilometre taşlarından biridir sanırdım.” (s.149)

Yazarımız bu düşünceler ile baş başa kaladursun askerlik için işinden ayrılırken patronunun öğütleri onun karakter yapısını tümüyle yansıtacaktır:

“Bu memlekette ya uyanık, açıkgöz, vurdumduymaz olup paraya ulaşacaksın; ya da babam gibi cetvel misali doğru, idealist, hümanist ama yoksul olarak kalacaksın.” (s.163)

MEZ’DEN ÖZENLİ VE ETKİLİ DİL

Roman, yazarın “Üçtaş” başlıklı askerlik anılarının ardından yeni iş yaşamında ve ertesinde başından geçen ilginç olaylar dizisi yanında ülkemizin sorunlarının da dile getirildiği sonraki on sekiz bölümle sürüp gidecektir. Hem de okurken kitabı bırakmak istemeyeceğiniz bir akıcılıkla…

Mehmet Mez, romanında akıcılığı sağlamak amacıyla dil ögesini son derece özenli ve etkili kullanmaktadır. Nitekim; bir yanlışlık sonucu düştüğü hapishanedeki kısa günlerini anlatırken yazdıkları bakın ne kadar ilginçtir:

“Saatlerin tümünün geri kaldığından şüphelenecek kadar ağır geçen zaman içinde…” (s.439)

“Berbat bir temsilin provasız acemi aktörleri gibiydik.” (s.454),

“Dışardayken sen günleri tüketirsin, içeride günler seni tüketir! Kendi tenine sığmaz olursun.” (s.467)

Kitaptaki ya şu tanımlamalara ne dersiniz?: “Bedbaht bir günde mutlu anılardan daha kötü bir şey olamaz.” (s.186), “İki yerde inançsız insan bulunmaz, motoru tutuşmuş bir uçakta ve hastanelerin yoğun bakım odalarında.” (s.201)

Az da olsa cinsellik ve erotizmden örnekler de var kitapta: “Ateşlisi ise ne kadar özlenir, gecenin ilerleyen saatlerine ne kadar ötelenirse o kadar iyi…” (s.228)

Kitapta bazı dizgi hatalarını belirleyebildim: (Yanlışlar açık renkli, doğrular koyu renklidir): İki satir - iki saattir (s.102), omadığıydı - olmadığıydı (s.107), kitapit halatı - kitap ithalatı (s.114), Cemal Ağa - Cemal Aga (s.124), kaya - Kaya (s.409), İki de - İkide (s.409).

Romanın da “yetimi” olur mu demeyin. Mehmet Mez; yaşamının son yıllarında Umutların Yeşil Kaldığı isimli şiir ve Soprano isimli öykü kitaplarıyla yayın dünyasına adım atabilmişti.

Ne yazıktır Sempatizan’ın yayımını göremeden 2019 Aralık ayında vefat ederek aramızdan ayrıldı. Bu durumda Sempatizan, yayın dünyamızın yetimi sayılmaz mı? Mehmet Mez; kim bilir ne kadar da isterdi bu kitabını görmeyi, eline almayı! …

Son bir not: Kitabın iki yerinde bir kelimeye rastladım: “Umuzura” (s.256, 435). Tüm sözlükleri taradım, yakın çevreme ve Mez’in yakınlarına sorup soruşturdum. Üzüntülüyüm, bilene rastlayamadım, sonucu aramayı okurlara bırakıyorum.

Sempatizan / Mehmet Mez / Dark İstanbul Yayınları / 495 s. / 2021.