
TAŞ GİBİ BİR GERÇEKLİK!
Mehmet Güler, yeni romanı Taş Üşümesi’ni (h2o Kitap / 210 s.), halkının büyük çoğunluğunun geçen yüzyılın başında tehcir edildiği bir kasabada bulunan tarihi bir Ermeni kilisesinin restorasyon serüveninde bir araya gelen insanların ortaklaşan hikayesi üzerine kurgulamış.
İddiası olan bir belediye başkanı, emekli bir tarih öğretmeni, halktan bir kaç kişi ve istenen yardım üzerine, kilisenin onarım masraflarıyla birlikte işi idare ve yönetmek üzere gönderilen, gönüllü bir mimarın ve diğerleri…
Yazar bildiğimiz, tanımlanan bir coğrafya üzerindeki “taş” gibi bir gerçekliği, geçmişteki derin izlerini, onlara ait can yakan öyküleri en yakın tanıklıkların derlenmesi ve de tarihi gerçeklikleri göz ardı etmeden işlemiş.
Ele alınan bir diğer konu yakın tarihimizdeki - roman zamanına denk gelen - siyasal olaylar ve bunların özellikle kasaba gençlerinden bazıları üzerindeki etkileri.
Yazar bu dönemi de gerçeklikler - siyasi cinayetler, faili meçhuller vb.- çerçevesinde ele alıp iki genç insanın yaşamı çerçevesinde olanca çıplaklığıyla ortaya koyarken, insana ait her duyguyu vicdanları harekete geçirecek bir yaklaşımla işliyor.
EVRENSEL BİR ANLATIM
Romanda kiliseye ait bölümler, araç-gereç isimleri, taş işçiliği terimleri, tanımlamalar, mimarlık diliyle yapılarak, kilisenin tarihi, mimari ve ustalık isteyen taş işçiliği özelliklerinin yanı sıra romanın adının geldiği “taş üşümesi” deyiminin taş ustalığındaki anlamı ve sosyal yaşama felsefi olarak uyarlanışı da hakkıyla yansıtılmış.
Anlatımın doğallığı, güzelliği, akıcılığı yanında yapılan ikilemeler ve yankılamalar da ayrı bir boyut katıyor romana…
Kısacası buram buram insan kokan, en yalın haliyle, sevinci, üzüntüsü, cesareti, korkaklığı, ihaneti ve dostluğuyla insanı anlatan; “hangi kültürden olursa olsun” demeyi de ihmal etmeden yüreklerimize, barış ve kardeşlik duyguları yeşerten evrensel bir roman Taş Üşümesi.
