Bahçeli, Türk Tabipleri Birliği'ni hedef aldı: 'Gidişleri olsun da gelişleri olmasın'

MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu. TTB'yi hedef alan Bahçeli, "Eğer bu ülkeden gitmesi gereken birileri varsa o da TTB'nin yönetimine çöreklenmiş bir avuç bölücü ve Türkiye karşıtıdır. Haydi buyursunlar. Gidişleri olsun da gelişleri olmasın" dedi.

15 Mart 2022 Salı, 10:40
Bahçeli, Türk Tabipleri Birliği'ni hedef aldı: 'Gidişleri olsun da gelişleri olmasın'
Abone Ol google-news

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin haftalık grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

Bahçeli, konuşmasında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu ve Türk Tabipleri Birliği'ni hedef aldı.

Erdoğan'ın hekimler için 'Giderlerse gitsinler' sözlerine karşın "Cumhur İttifakı hekimlerimizin ve diğer sağlık çalışanlarımızın her zaman destekçisi, dert ortağıdır" diyen Bahçeli, "Diyorlar ki hekimlerimiz Türkiye'yi terk ediyormuş. Bilmiyorlar ki kalpleri vatan ve millet sevgisiyle çarpan hekimlerimizin hiçbir yere gittiği veya gitmeyi düşündüğü yoktur. Eğer bu ülkeden gitmesi gereken birileri varsa o da TTB'nin yönetimine çöreklenmiş bir avuç bölücü ve Türkiye karşıtıdır. Haydi buyursunlar. Gidişleri olsun da gelişleri olmasın" ifadelerini kullandı.

Bahçeli'nin satırbaşları:

Dün kutladığımız 14 Mart Tıp Bayramı taşıdığı pek çok anlamının yanı sıra vefanın, feragatin, erdemin, eşsiz ve emsalsiz bir özverinin başta doktorlarımız olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızda nasıl bayraklaştığını ifade eden özel bir gündür. Doktorlarımıza, hemşirelerimize, ebelerimize, tıbbın yüz akları olan insanlarımıza ne yapsak az, ne söylesek eksiktir. Onlara gönül borcumuzu ödememiz kolay değildir. Ülkemizde ilk koronavirüs vakası 11 Mart 2020'de açıklanmış ilk vefat ise 17 Mart 2020 tarihinde gerçekleşmişti. İki yılda salgının ağır sonuçlarına maruz kaldık. Düşüş trendinde olan vaka sayılarına rağmen maalesef can kayıpları halen devam etmektedir.

Siyasetten ticarete, kültürden sanata, ülkeler arası ilişkilerden diplomasiye, ekonomiden çalışma şartlarına kadar salgın her yeri tasallutu altına aldı. Beşeriyet zor ve meşakkatli bir sürecin bütün olumsuzluklarıyla sarsıldı, yüzleşti.

Canı veren Allah'tır, elbette alan ya da alacak olan Allah'tır. İnsana düşen önce tedbir almak sonra tevekkül etmektir. Koronavirüsle mücadelede doktorlarımız ve sağlık çalışanlarımız hayatlarını riske atmak pahasına insan üstü bir gayretle mücadele etmişlerdir. Hepsine müteşekkiriz. Hepsine şükran duyuyoruz. Gece gündüz demeden fedakarlık anıtı haline geldiler. Türkiye, sağlık alanında övgüyle bahsedilen bir başarı yakalamışsa bunun halkasında doğru yönetim ve isabetli altyapı yatırımları olduğu kadar doktorlarımız, hemşirelerimiz, ebelerimiz, hasta bakıcılarımız, teknik kadro vardır.

Sağlık çalışanlarımızın temel sorunlarını, haklı taleplerinin bilincindeyiz. Nitekim sayın Cumhurbaşkanımızın dün açıkladığı 5 müjdenin çok değerli ve sevindirici olduğu kanaatindeyiz.

MHP ve Cumhur İttifakı, hekimlerimizin ve diğer sağlık çalışanlarımızın her zaman destekçisi, dert ortağıdır.

TTB'YE: GİDİŞLERİ OLSUN DA GELİŞLERİ OLMASIN

TTB'nin bu kara propagandanın sevk ve idaresinin yapıldığı nifak yuvası olarak her yalana, iftiraya sarıldığı aleni bir gerçek olarak karşımızdadır. Bunlar hipokrat yeminlerini çiğneyen, hekimliğin itibarına menfur ideolojik saplantılarla zarar veren yüz karalarıdır.

Şimdi de diyorlar ki hekimlerimiz Türkiye'yi terk ediyormuş. Bilmiyorlar ki kalpleri vatan ve millet sevgisiyle çarpan hekimlerimizin hiçbir yere gittiği veya gitmeyi düşündüğü yoktur. Eğer bu ülkeden gitmesi gereken birileri varsa o da TTB'nin yönetimine çöreklenmiş bir avuç bölücü ve Türkiye karşıtıdır. Haydi buyursunlar. Gidişleri olsun da gelişleri olmasın. Bunlar dışında giden olursa da keyifleri bilir. Mevlana gibi, "Sanmasınlar yıkıldık, sanmasınlar çöktük; bir başka bahar için sadece yaprak döktük" deriz.

Bütün sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı'nı tebrik ediyorum. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti kınıyorum. Bu melanet hastalığın sonuna yaklaşmaktan memnuniyet duyuyorum. Her gecenin bir sabahı vardır, o sabahın ışığı ufukta görünmüştür.

KILIÇDAROĞLU'NUN DİYARBAKIR GEZİSİNİ HEDEF ALDI

CHP Genel Başkanı iki günlük Diyarbakır gezisi esnasında Çanakkale önlerine gelen zalimlerin izinden yürüdüğünü teşkil ederek 'Tarihimiz kirli, yüzleşmemiz gerekir' diye konuşmuş. Tarihimize kirli demek namertliktir, nankörlüktür. Vatan ve millet sevgisinden nasipsizliktir. Kılıçdaroğlu'nun karanlık tarihini bilemeyiz. Şayet kastettiği Türkiye ve Türk milletinin tarihi ise önce Çanakkale'ye bakmasını sonra da zillet emellerini gözden geçirip aklını başına devşirmesini tavsiye ederim.

Türkiye'nin yüzünü kızartacak bir tarihi yoktur. Bunu iddia edenler Çanakkale'de tepelediğimiz düşmanın bugünkü devamıdır. Çanakkale bir şuurdur, bir ufuktur, bir gururdur, aziz şehitlerimizin zafer emanetidir. Bu emanet başımız üstündedir, namusumuzdur asla kirletilemeyecektir.

Kılıçdaroğlu kendisiyle, kendi tarihiyle yüzleşebilir. Hatta beklenen de budur. Ancak Türk tarihi ile yüzleşme niyeti varsa uyarıyorum ki bu tarih Kılıçdaroğlu'nun tarihi değildir. Buna hiç hakkı yoktur. Yozgat'ta başka Diyarbakır'da başka konuşan bir siyasetçiye güven duyulamaz.


Kılıçdaroğlu'nun mertse, gözü kesiyorsa ağzından ıslanmış baklayı çıkarsın da görelim. Nereye varmak istediğini açıklasın da duyalım. Kimlerin hesabına çalıştığını açıklasın da gerçek yüzünü tanıyalım. Sayın Kılıçdaroğlu söyler misin Türk milleti kimden özür dileyecek? Nedir senin meselen? Kimlerdir seni böyle seferber eden?

Kılıçdaroğlu milletin huzuruna çıkıp derhal özür dilemeli, çarpık sözlerinden, çürük siyasi emellerinden dolayı pişman olduğunu belirtmelidir. Aksi halde tarihimize kirli demesinin ağır sonuçlarına katlanmak durumunda kalacaktır.

Çanakkale deyince gözleri yaşarmayan kim varsa onlara dikkat edeceğiz, onlara karşı dikkatli olacağız. Çünkü onlar bizden değildir, esasen ve manen milletimize ait olmayanlardır.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI

Savaşın 20'nci günündeyiz. Rusya ile Ukrayna'yı kapsamına alan ateşkesin acilen tesisi, kalıcı barışın inşası için tek yol diplomasi ve diyalogdur. Barışın dışında ikinci bir seçenek yoktur. Uluslararası toplumun inisiyatif üstlenmesi gerekmektedir. Karadeniz'in kuzeyinde yeni bir Suriye çıkarmanın kimseye faydası olmayacaktır. İki ülkenin birini diğerine tercih etmeye niyetimiz yoktur. Tutumumuz ilkeseldir. Türkiye'yi Rusya'ya karşı yaptırıma zorlayan çevreler samimi ve dürüst değildir. Ülkemiz Rusya'nın savaş gemilerine geçişi kapatmıştır. Bizden talep edilen ne var ise orantısızdır. Türkiye'nin özel şartlarını dikkate almayan tek yanlı beklentilerdir. Bazı siyasilerin sık sık S-400'leri gündeme taşımaları başkalarının ajandalarına göre hareket ettikleri görülmektedir. Batı'nın gizli gündemine nasıl kapıldıkları tüm berraklığı ile ortaya çıkmıştır. Bu doğru değildir, Türkiye'nin çıkarına değildir. Dış politikada duygusallık, manevrasızlık, dolduruşa gelmek çok tehlikeli kırılmalara yol açar. Devlet yönetmek başkadır, her yelkene rüzgar açmak başkadır. Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna politikası dengelidir. Makuldür, milli hedef ve çıkarlarımızla muvaffaktır. Kimse ezbere konuşmasın. Kimse yabancı başkentlerin merceğinden gelişmelere bakmasın. Bu ülke Amerikalılardan daha çok Amerikalı geçinenlerden, NATO'culardan daha NATO'cu geçinenlerden çekmiştir.

Uluslararası kuruluşlar inandırıcılıklarını kaybetmiştir, havlu atmıştır. Müesses nizam her yerinden yara almıştır. BM teşkilatı, kanın durması, barışın sağlanması hususunda hiçbir şey yapılamamıştır. Artık yeni bir reforma ihtiyaç vardır, bu kaçınılmazdır.

2022 yılında ölmek istemiyorum diyen Ukraynalı kız çocuğunu herkes duydu da 2014'te ağır bombardıman sonrası 3 yaşındaki yaralı Suriyeli kız çocuğunun 'Sizi Allah'a şikayet edeceğim' sözünü kimse duymadı.

TÜRKİYE'NİN ARABULUCULUĞU

Türkiye, Rusya-Ukrayna arasında barışın canlanabilmesi için olağanüstü çaba göstermektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın diplomasi trafiği, Dışişleri Bakanımızın gayretleri tebrike layıktır. Hem Rusya ile hem Ukrayna ile konuşabilen bir Türkiye herkesin ilgisini çekmektedir. Son 1 hafta içinde Türkiye'yi ziyaret eden devlet ve hükümet başkanlarının hüviyetine bakıldığında bunların tesadüfi olmadığını görülecektir. Türkiye kutup yıldızı gibi parlamaktadır.

10 Mart 2022 tarihinde Antalya'da yapılan tarihi buluşma ilk kez dışişleri bakanlarının bir araya gelmesine zemin teşkil etmiştir. Antalya'da kurulan masa, umudun masasıdır. Bu masa yuvarlak falan değildir, bu masada zillet değil iki ülkenin barışı ele alınmıştır. Antalya Zirvesi beklediğimiz barış sürecinin ilk basamağı olacaktır.

Bazı köşe yazarlarının Antalya'dan bir şey çıkmadı değerlendirmeleri ağrıyan karınlarının hazım sorunu yaşadığını göstermiştir. Bir kez olsun ülkenizle gurur duyun, korkmayın ne AK Partili olursunuz ne de MHP'li olabilirsiniz. Yalnızca insan olursunuz, yalnızca Türk milletinin ferdi olduğunuzu ispat edersiniz. Bu tipler ya hastadır, dolayısıyla tedavi altına alınmalıdır. Ya da vatan hainidir, gereği derhal yapılmalıdır.

'NE DEMEKSE BU EMOJİ?'

Türkiye barış masasını kurmuşken Kılıçdaroğlu'nun 9 Martçıların izinden yürüyerek yine bir 9 Mart'ta Diyarbakır'a gitmesi, dünya Antalya'yı konuşurken 10 Mart'tan itibaren duyanları infiale sürükleyecek açıklamalarda bulunması es geçilecek bir alçalma hali değildir.

Kılıçdaroğlu'na geçtiğimiz hafta üç soru sordum. 4 parçalı Kürdistan'tan yana mısın değil misin? Terörist Demirtaş'ın ailesi ile görüştükten sonra İmralı canisinin ailesiyle de buluşacak mısın? Zillet ortaklarına büyük Kürdistan'a taraftar olup olmadıklarını sormayı aklından geçiriyor musun? Bizim bir Twitter mesajımı alıntılayarak emojiyle cevap vermiş. Ne demekse bu emoji? Sayın Kılıçdaroğlu emojiyi bırak, ergenler gibi davranmaktan vazgeç. Emelin nedir, hedefin nedir onu söyle.

Sözde Kürt sorununu tanıdığını açıkladın. Bir soru daha soruyorum; Diyarbakır'da PKK'lı teröristlerle görüştün mü? Şehitlerimize bir Fatiha okumayı hiç düşündün mü? Sorularım açıktır. Süren kısıtlıdır, şunu da bil ki sükut istikrardan gelir. Sorularıma cevap vermediğin zaman hepsine evet dedin kabul edilecektir. Emoji de seni kurtaramaz. Kılıçdaroğlu, Diyarbakır Anneleri'nin yanına gitmeyi cesaret edemedi. Korku dağları sarmış, Kılıçdaroğlu analardan kaçmıştır. Tek kelime edebildin mi? Yapamazsın çünkü bugünkü CHP, HDP'nin kostüm giymiş halidir. Bugünkü CHP, Aziz Atatürk'e ihanet etmiş, geçmişine sünger çekmiştir.

Sayın Kılıçdaroğlu, Türkiye dünyada parmakla gösterilirken senin Diyarbakır'da sözlerine ne diyelim. Ülkemizde zaten barış vardır, bunu herkes görürken sadece Türkiye muhalifleri görmekten uzaktır. Kılıçdaroğlu yine yan yattın, yine ters köşedesin. Kürt sorununu çözecekmiş; Türkiye'de var olan terör sorunudur. Sorarım sana Öcalan canisini de serbest bırakacak mısın? Bunları nasıl yapacaksın, hakim değilsin, savcı değilsin. Senin adalete bakışın böyle midir? Kılıçdaroğlu dengeyi kaybetmiş, kayışı koparmıştır. Bu zillet ittifakının dümeni kırıktır, pusulası bozuktur, seyir defteri yırtıktır. Türkiye zillete teslim edilemez.

SEÇİM YASASI

Kanun teklifimizin kısa süre içinde görüşülerek kabul edileceğine inanıyor, sizlerden genel kurul çalışmalarına aktif olarak katılmanızı rica ediyorum.

AYRINTILAR GELİYOR...