Futbol çelişkiler yumağı

KONUK YAZAR | Suavi Yardımoğlu, Cumhuriyet'in Ege'si için yazdı...

19 Ekim 2021 Salı, 10:01
Futbol çelişkiler yumağı
Abone Ol google-news

Futbolda her geçen gün baş aşağı bir gidiş var. Daha bir hafta önce Kulüpler Birliği MHK'ye ültimatom verip, "Bu MHK sistemi değişmelidir" derken, hakemlerimiz onbinlerce futbolseverin gözünün içine baka baka, arının yuvasına çomak sokuyor, ortalığı karıştıracak kararların altına imza atıyor. 

İşin bir başka ilginç ve üzücü boyutu, hataları azaltmak için FIFA'nın uygulamaya koyduğu VAR uygulamasının Türk Futbolu'nda bir kaos kaynağı haline dönüşüp olayları içinden çıkılmaz hale getirmesi...

Maçın ardından antrenörlerin söyleyeceği iki kelimeye bile görüntü ambargosu koyan sistem ise çifte standardın dibine vuruyor. Bu kayırmacılığa çanak tutuyor. Bazı pozisyonlar sansürleniyor, bazıları es geçiliyor. İş İstanbul'un üç büyükleri ya da Trabzonspor söz konusu olunca dakikalarca ileri-geri sarılıyor, ama VAR'da dahi incelenmeyen İzmir ve Anadolu kulüplerinin pozisyonlarından bahis bile edilmiyor. 

Örnek mi? İşte en çarpıcısından... 

Trabzonspor - Fenerbahçe maçında karşılaşmanın kaderini değiştiren Kim Min-Jae'nın itelemesi ile Karagümrük'ün golü bulduğu Karamoh'un dirseği, üç aşağı beş yukarı "omuz omuza" ya da "göğüs göğüse" olarak nitelenen hemen hemen aynı pozisyonlardı. Birincisinde kıyamet koptu, ikincisi bir cümle ile geçiştirip gidildi. Üstelik siyah beyazlı ekibin penaltısı golcü Marco Paixao topun başına geçip atış yapmayı beklerken, iki-üç önceki pozisyon gerekçe gösterilip iptal edildi.

Pozisyonlar her görüşe açık, farklı değerlendirilebilir. Ancak burada asıl olan bakış açısı ve VAR'ın çözüm üretmek yerine futbolun asıl irdelenmesi gereken yönlerini (teknik-taktik- performans) çimlere gömmesi, sürekli bir hakem tartışmasına yol açması. İsteyen istediği pozisyonu değerlendiriyor, istemediğini pas geçiyor. 

Futbolda olmasa da, orta düzeylerde bu düdüğü biz de üfledik. Yıllardır da futbol izliyoruz, eleştiriyoruz. 

Hakemlikte son karar başhakemindir. Hakemliğin bir mekaniği vardır. Nerede duracağın, nereye koşacağın, hangi açıdan en iyi görüşü yakalayacağın, adı üstünde yardımcı ile nasıl yardımlaşacağın hepsi bellidir. Bir de kanaat denen bir olgu vardır. Bazı okasyonlar kuralda yazmaz. Her şeyi kurala bağlarsan futbol hakemi değil trafik polisi olursun, düüürt aşağı, düüüürt yukarı, düüürt sağa, düüürt sola...

Bu duruma düşmemek için de futbolun ruhunu özümsemek gerekir.

Türk Futbolu bunları çoktan unuttu. Maç oynanırken, adam araya giriyor kavga ayırmaya çalışıyor. Kardeşim sen hakemliğini yap, ya maçı durdur. Durdurmazsan da sor yardımcına ver cezasını. Sahaya çıkan pozisyonu değerlendirmek yerine kulağını VAR'a dayıyor. Ne şiş yansın ne kebap. Maçları VAR yönetiyor.

ANTRENÖR MİKSERİ

Teknik adam işi ise tam bir trajikomedya... Bu konuda son günlerin en çarpıcı gelişmesi Manisa FK'da yaşandı. Namağlup şampiyon olup TFF 1.Lig'e çıktıktan sonra galibiyete hasret kalan ekipte, yeni bir mağlubiyet gelince Naci Şensoy'un görevine bir maç sonra son verildi. 

Burada asıl sorgulanması gereken Şensoy, ya da Manisa FK yönetimi değil. Sistemi "antrenör değirmeni"nden "antrenör mikseri"ne dönüştüren anlayış ve vurdumduymazlık.

Değirmen suyla ya da rüzgarla çalışır, yani şöyle bir döner bir - iki tur atar. Ama mikser düğmesine basarsın hemen öğütür. Sorun artık değirmenden, miksere dönüştü.

Bir dönem, antrenöre "yılda sadece iki ya da üç kulüp değiştirebilirsin" diye sınırlama getiren sistem, ipleri serbest bırakınca işin suyu çıktı. 

Bir iki istisna dışında kimse hangi ölçütlere göre antrenör atayacağına dikkat etmiyor. Takımın, camianın yapısına uygun mu? Hangi vade de çalışacak? Hangi sistemle oynatacak? Hedefi hangi süreci ve neyi kapsıyor? Hangi transferleri, hangi bütçeyle istiyor? Transferi kendi mi yapacak? Alt yapıya mı önem verecek? Eldekiyle mi yetinecek? 

Tüm bunlar hiç bir şey ifade etmiyor. Hele bir de takımın yıldızı ile ters düştün mü? Yandı gülüm keten helva!

Biri gitsin diğeri gelsin. Nasıl olsa 10 binin üzerinde antrenör var. Adam başka bir sıfatla sahaya çıkıyor, taktik veriyor, oyuncu değiştiriyor, takımı yönetiyor, o zaman diploması yeterli. Ama iş maç sonu demeç vermeye gelince yetersiz. Yerine "diplomasını kiralayan" bir başka teknik adam çıkıyor. Al sana başka bir kara mizah örneği.

Antrenör trafiğine yetişmenin olanağı yok. Nasıl ve kimlerin devreye girdiği ayrı bir konu. Çelişkiler ise bu sütunlara sığmayacak kadar çok.   

Ondan sonra sahada ne oynadığı belli olmayan, yıldızların ardına sığınan, son dakika golleriyle mucize arayan Milli Takım ve başında Alman U23 Antrenörü...