Kılıçdaroğlu'na 'Erdoğan'ın kuklası' benzetmesi... AKP medyasından Alman basınının analizine tepki

Kılıçdaroğlu'na 'Erdoğan'ın kuklası' benzetmesi... AKP medyasından Alman basınının analizine tepki

28.05.2026 11:21:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
Kılıçdaroğlu'na 'Erdoğan'ın kuklası' benzetmesi... AKP medyasından Alman basınının analizine tepki

CHP ile ilgili 'mutlak butlan' kararı ve Genel Merkez'e yönelik polis baskını Alman basınında da geniş yankı buldu. Alman medyasının olayları nasıl haberleştirdiğine ilişkin bir analiz yayımlayan Deutsche Welle, AKP medyasının hedefi oldu. Melih Altınok, "Alman Devleti’nin resmi yayın organı Deutsche Welle bile 'Erdoğan bugün CHP’nin başına bir kukla yerleştirdi' diyor" dedi.

CHP'ye 'mutlak butlan' kararının yankıları sürerken, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin Kemal Kılıçdaroğlu'nun başvurusu üzerine verdiği karar doğrultusunda CHP Genel Merkezi polis zoruyla tahliye edildi ve mahkeme tarafından genel başkanlık görevinden alınan Özgür Özel ile ekibinin binadan çıkarıldı.

Yaşanan olaylar tüm dünyada olduğu gibi Alman basınında da geniş yankı buldu. 

Ülkenin önde gelen gazeteleri yaşananları sayfalarına taşırken, AKP medyası ise yorumlara sert tepki gösterdi.

"BAZI MİLİTANLAR VAR ORADA, AMA..."

İktidara yakınlığı ile bilinen A Haber'de konuya dikkat çekerek, Alman basınını hedef alan yandaş Melih Altınok "Alman Devleti’nin resmi yayın organı Deutsche Welle bile 'Erdoğan bugün CHP’nin başına bir kukla yerleştirdi' diyor" dedi.

Sabah yazarı Bercan Tutar da, "Bazı militanlar var orada, ama eskiye göre çok çok azalmış" ifadesini kullandı.

ALMAN BASINI YAŞANANLARI NASIL GÖRDÜ?

DW Türkçe'de yer alan analize göre; Frankfurter Allgemeine Zeitung'daki (FAZ) yorumda, CHP Genel Merkezi'nin basılması AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın giderek otoriterleştiğinin bariz bir göstergesi olarak değerlendirildi: 

"İlk bakışta, Ankara'daki CHP Genel Merkezi'nin basılması, Türkiye'nin otoriter bir sisteme doğru uzun yürüyüşünde 'sadece' bir başka adım gibi görünebilir. Ancak bu adım, Recep Tayyip Erdoğan'ın attığı diğer birçok adımdan daha ağır. Cumhuriyetin kurucusu Atatürk'ün partisinin düşmanca bir şekilde ele geçirilmesinden çekinmiyor. Boyun eğen bir yargıcın yardımıyla CHP'nin başına bir kukla yerleştirdi. CHP Genel Merkezi'nin basılmasını birçok Türk bir dönüm noktası olarak görüyor. Soru şu: Bunu, oy haklarını kurtarmak için son bir uyarı olarak mı anlayacaklar, yoksa tüm çabaların artık boşuna olduğuna dair bir işaret olarak mı? Ve şimdiye kadar Erdoğan'ı destekleyenler, onu otokratik devlete giderken de takip edecek mi?"

Frankfurter Rundschau, son gelişmeler karşısında AB'nin ve Alman hükümetinin Türkiye politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini şu ifadelerle savundu:

"Federal hükümet, Türkiye'nin AB'ye katılma çabasını destekliyor. Dışişleri Bakanı Johann Wadephul bunu geçen hafta yeniden teyit etti. Ankara'daki son gelişmeler karşısında Berlin'in bu yanılsamaya daha ne kadar tutunmak istediğini insan merak ediyor. Bir mahkeme, en büyük muhalefet partisi CHP'nin yönetimini görevden alıyor ve polis, henüz kesinleşmemiş bir kararı coplarla uygulamak için CHP Genel Merkezi'ni basıyor. Analist Gönül Tol, Türkiye'nin giderek daha fazla Rusya modeline yaklaşmakta olduğunu yazıyor. Eleştirmenler, Erdoğan'ı şimdiden bir "Türk Putin" olarak görüyor. Böyle biri Brüksel'de masada mı oturmalı? AB, Türk demokrasisinin giderek hızlanan tasfiyesini, perspektifsiz üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılması ve Gümrük Birliği'nin genişletilmesine ilişkin görüşmelerle ödüllendirmemeli. Şimdi, Türkiye'yi hâlâ bir aday ülke olarak tutmak isteyip istemediğine karar vermek zorunda."

Pforzheimer Zeitung ise, yorumunda AKP hükümetine yönelik eleştirilerini NATO perspektifiyle dile getirdi:

"Temmuz ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO ülkelerini Ankara'daki zirvede ağırlayacak. (Bu) bir zamanlar övülen üye devletlerin değerler topluluğunu, siyasi bir söylem olarak bir kenara itebilir. NATO, Rusya'nın caydırılmasıyla yeni bir eski görev bulmuş olsa da, bu ABD ve Türkiye için sadece kısmen geçerli. Amerika Birleşik Devletleri, başkanıyla birlikte Avrupa'daki müttefiklerinden uzaklaşırken, Almanya AB dışındaki diğer orta güçlerle açıkça ittifaklar arıyor. Türkiye bu güçlerden biri. Cumhurbaşkanının (Erdoğan) kafasına eseni yapmasına kim şaşırır?"

Saarbrücker Zeitung da, yorumunda NATO zirvesinin Ankara yerine Brüksel'de yapılmasını önerdi:

"Bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türk muhalefetine yönelik son darbesine Batı'nın verebileceği doğru yanıt olur. Bu karar için ABD ve Avrupa'nın, Türkiye'nin Ortadoğu'daki rolü ve Rusya'ya karşı silahlanmadaki öneminden ziyade demokrasi ve hukuk devleti normlarını öne koyması gerekir. Bu yapılmazsa, Erdoğan bunu şimdiye kadar olduğu gibi devam etmesi için bir davet olarak anlayacaktır. NATO bunu desteklememelidir, rahatsız edici olsa bile."

İlgili Haberler