‘Gariban’ ve ‘ezik’

22 Haziran 2018 Cuma

Birkaç yıl önce Yalova’da Altın Balık’ta çalışırken tanıdığım dostum Hasan Datça’dan telefon etti:
-Abi nasıl buluyorsun Muharrem İnce’yi?
-Doğrusunu istersen, başlangıçta benim gönlümdeki aday değildi. Ama şimdi
ne kadar yanıldığımı anladım. Beni bir yana bırak, kendisine önceden destek verenleri de olumlu anlamda şaşırttı.
Hasan keyifle kestirip attı:
-Ben sana ne kadar zaman önce söylememiş miydim!..
Son seçim kampanyası başlayalı beri Muharrem İnce’nin memleketi Yalova ünlendi.
Yalovalı Muhrrem Hoca meydanlarda haykırıyor:
-Tayyip Bey bana gariban diyor, evet ben garibanım, garibanın temsilcisiyim. O ise Beyaz Türk’tür.
Muharrem İnce miting meydanlarında, TV söyleşilerinde, AKP’nin oy getirisi açısından en velut iddiası olan garibanın temsilcisi, savunucusu, simgesi özelliğini Tayyip Bey’in elinden aldı.
Yalova’nın Elmalık köyünden çıkma fizik öğretmeni Muharrem İnce alanlarda konuşurken, Elmalık’taki baba evinin bahçesini sularken, bisikletle dolaşırken, her adımda biraz daha garibanı kucaklıyor, halka yaklaşıyor. Tayyip Bey ise büyük görkemli sarayında, masadaki planın üzerine eğilip, yazlık sarayının detaylarını incelerken, bin odalı konutunun koridorlarında yürürken, mazlum garibanlardan gittikçe uzaklaşarak, bir zamanlar CHP için kullandığı, küçümseyici “Beyaz Türk” libasına biraz daha bürünüyor.

***

Ne oldu da gariban, mazlum olarak kutsadığı, topluluklara kendi rakiplerini Beyaz Türk olarak sunan, Türkiye’nin zencileri olarak yola çıkan AKP’nin lideri, mazlum garibanın sözcülüğünü Yalovalı İnce’ye kaptırırken, kendini ringin Beyaz Türk köşesinde buluverdi?
Sorunun cevabı AKP’nin Yalova milletvekili adayı Meliha Akyol’un sözlerinde yatıyor.
Meliha Hanım’ın, geçenlerde Yalovalı seçmenlerinden söz ederken, onları “oradan buradan Doğu’dan göç etmiş kendini ifade edemeyen EZİK İNSANLAR” olarak nitelediğini duyanlar, çok yadırgadıkları bu açıklamayı şaşkınlıkla biraz da skandal olarak karşılamışlar.
Meliha Hanım, belki de “ezik” derken, Muharrem İnce’nin kendini özdeşleştirdiği “mazlum gariban”ı kastetmiş olabilir.
Ama ülkemize hiç yabancı bir kavram olmayan mazlum gariban, daha çok yaygın bir Amerikan deyimi olarak kullanılan ve 16 yıllık iktidarında artık AKP zihniyetini de yansıtan “loser”ın karşılığı olan “ezik”ten çok, farklı bir düşünce sisteminin ürünüdür.
Halkımızın çoğunluğunu kapsayan mazlum gariban, hünerinden, emeğinden başka hayat kavgasında dayanacak bir şeyi olmayan, yaşamın ve çarpık düzenin zulmüne uğramış insana denir.
Garibanın bu durumunu ortadan kaldırabilmek için, ona yaşam ile mücadelesinden başarıyla çıkması için fırsat eşitliği sağlanması gerekir. Dayanışma toplumlarının ve düzenlerinin en belirgin niteliği, garibana fırsat eşitliği sağlanmasıdır.
Altta kalanın canı çıksın!”, “gemisini kurtaran kaptan!” şiarının egemen olduğu paranın tek değer, ne pahasına olursa olsun kazanmanın tek amaç olduğu toplumlarda hep kaybetmeye alışmış, bulunduğu yere layık görünen, sürekli başarısızlığın simgesi geri kalmış adamın durumunu ifade eden “loser”dan mülhem ezik ise, ikinci sınıf olmaya mahkûm, o rol için doğmuş, bulunduğu yere layık adamı temsil eder.
Bu gibi toplumlarda, altta kalana fırsat eşitliği sağlamaya yönelik önlemleri alarak, onunla dayanışmaya girişme düşüncesi egemen değildir.
Ne pahasına olursa olsun kazanmanın amaç olduğu bireyci toplumlarda, “ezik”ler, bulunduğu yere layıktırlar ve orada kalmaya da mahkûmdurlar.
Görülüyor ki, mazlum gariban ile ezik arasındaki fark, nüans olarak nitelenebilecek kadar küçük olmayıp uçurumlar kadar büyüktür.
Garibanın, kendine fırsat tanınmasından yana olana, kendisini ezik olarak niteleyeni yeğlemesi, vahim sonuçlar doğuracak bir toplumsal yamukluktur.
Toplumun yamukluk derecesi ise iki gün sonra sandıkta belli olacaktır.


Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020