NATO’da cılkı çıkartmaca

19 Ağustos 2015 Çarşamba

El insaf.. Durum daha ne kadar “acıklı” bir hal alabilir? Salt realitelerden kopukluk da değil artık bir ülke yönetiminin bu denli “onursuz” duruşu insana dokunuyor.
IŞİD’le koalisyona tam katılım karşılığı İncirlik kozu ile düşülen halleri, kamuoyuna “büyük mutabakat” diye sunulanların boşluklarını yazdık çizdik. Türkiye’yi yöneten siyasi heyetin yalanlana yalanlana bir hal olunan hedefleri artık kanıksanmışken sonunda NATO’dan “90’lık gol” yendi. Artık “müttefiklerle” resmi düzeyde “görüntüyü kurtarmak” bile namümkün.

***

ABD ve Almanya, NATO müttefiki olarak Türkiye’nin talebiyle 2013’te konuşlandırdıkları Patriot savunma sistemlerini vaktinden önce çekme kararı aldılar. Gerekçeleri, Türkiye’nin Suriye’den kaynaklı balistik füze tehdidinin “çok düşük” olduğu. Patriotlar, Türk savaş jetinin 2012’de Suriye hava sahasını ihlali sonucunda düşürülmesi ve sınırda vatandaşlarımızın kim vurduya gitmesi üzerine Ankara’nın çağrısıyla konuşlandırılmıştı. Uçağımızın düşürülmesi hâlâ şaibesini korurken 2013’te gelen Patriotlar tek bir tehdit bile algılamadı.

***

Hal böyleyken Alman Savunma Bakanı Ursula van der Leyen, geri çekme kararının NATO’nun Haziran 2015 değerlendirmesi uyarınca alındığını duyurdu, “Tehdidin doğasının değiştiğini ve Esad’dan kaynaklanan tehdidin yerini cihatçı isyancıların aldığını” belirtti. ABD de ekimde süresi dolan Patriot’ların konuşlandırmasını yenilemeyeceğini, kritik modernizasyon için Amerika’ya gönderileceğini açıkladı. Neyse ki, gerekirse bir hafta içinde geri getirileceğini ekleyerek…
Ardından İngilizce AA’da bir haber… Başlığı “Suriye füzeleri Türkiye’ye düşebilir.” Spotu “ABD, Almanya Patriot füze konuşlandırmasını sona erdirme planını açıklarken Suriye füzelerinin Türkiye’yi vurma riski devam ediyor.” Kaynak, ismini açıklamayan bir NATO yetkilisi. Demiş ki, “Suriye füzelerinin Türkiye’yi hedef almasına dair tehdit düşükken Suriye içindeki muhalefet güçlerine yönelik füzelerin Türkiye’ye düşme riski devam ediyor.”

***

Resmi ajansın haberi insana “güleriz ağlanacak halimize” dedirtiyor. Perde arkasını NY Times’a fısıldayan ABD’li yetkililerden okuyoruz. Özeti, “İncirlik pazarlığının sürdüğü hassas dönemde Erdoğan ile Obama’nın telefon konuşmasındaki onaylarına kadar Patriot’ları çekme kararı söylenmedi, iki hafta önce bildirilince Türk yetkililer ‘mosmor oldu’. Zaten Pentagon Suriye tehdidine hiç inanmadı, Patriot’ları ‘sembolik jest’ olarak yolladı.” Bu durumda Türk hükümeti de “yalancı çoban” konumuna düşürülüyor.

***

Batılılara “alçak” da diyebiliriz elbette. Ama bütün bunlar Suriye tehdidini aslında kimin ürettiğini gizlemez. Elâlemin diline düşmeyi de engellemez. Tehdit algısı üzerine istişareleri içeren ittifak anlaşmasının 4. maddesi NATO’nun 1949’daki kuruluşundan beri Soğuk Savaş yılları dahil beş kez işletilmişken (Polonya ile Litvanya’nın geçen yıl Rusya’nın Kırım’ı ilhakındaki çağrısı dahil), bunların üçüne Türkiye’nin imza attığı ve bu işi “alışkanlık haline” getirdiğini sağda solda okursunuz.

***

Desteklenen sözde ılımlı İslamcı grupların “Halep’in fethi” gündemini NATO’ya mal etme çabaları nafile... De facto “tampon bölgeleri” için şart olan “uçuşa yasak bölge” ısrarı savuşturulup durulur… “Mülteci yerleştirme” temalı “güvenli bölgeler” kaale alınmaz... 31 canın kim vurduya gittiği Suruç saldırısının ardından sözde IŞİD, özde Kürtlere savaş açılır, 4. madde ile ittifak istişareye çağrılır; yayımlanan bildiride “güçlü dayanışma, terörle mücadeleye tam destek ve NATO güvenliğinin bölünmezliği” genel teması altında “polis ve askerlere diğer saldırılar” denilerek PKK açıkça anılmaz bile. Küresel ittifak sisteminde dahil olunan kulüpte bile “şov amaçlı” hamlelerle işin cılkı çıkartılır. Bu memleketi yönetenlerin ABD ambargosu yediği de oldu ama hiç bu hallere düşülmedi.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

ABD’de darbe tehdidi 7 Eylül 2018
Zaharçenko darbesi 5 Eylül 2018
Donbass cephesinden 23 Ağustos 2018