Çocuk tacizinin önlenemeyen devamlılığı

30 Haziran 2021 Çarşamba

Bir çocuğun...

Tanıdığı ya da tanımadığı...

Yakını olan ya da uzak bir bağı bulunan...

Bir erkek ya da kadın ya da eşcinsel ya da farklı bir cinsel yönelimi olan bir yetişkin tarafından...

Bedenen ve ruhen suiistimal edilmesi...

Cinsel açıdan kullanılması, hırpalanması, zarar görmesi neden bir suçtur, bir ahlaksızlıktır, bir kötülüktür, bunu herkes bilir.

Ama bunu herkesin biliyor olması bir işe yaramaz.

Önemli olan, bunun önüne geçmenin neden zor olduğunu bilmek, gerçeklerle yüzleşmekte. 

Çocukları yetişkin tacizinden ve şiddetinden korumak ve kurtarmak için hukuk başta olmak üzere sahip çıktığınız tüm değerleri gözden geçirmeniz gerekir.

Aile nedir, ne işe yarar?

Baba ve anne olmanın yükümlülükleri nelerdir?

Bireyin özgürlüğü nerede başlar ve nerede biter?

En önemlisi de cinsellik nedir?

Ve bir insanın bedeni, gerçekten kendisine mi aittir?

Bu soruların cevaplarını ararken uğrayacağınız duraklar ve soracağınız başka başka sorular sadece sizin değil, o çocukların da kurtuluşu olacaktır. 

ÇOCUKLARI KORUMAK

Dini tabulara ve arkaik ahlak anlayışlarına göre biçimlenen ahlakın ve hukukun gölgesinde yaşamayı kabullenirseniz, çocukları yetişkinlerin zaaflarından ve saldırganlıklarından ne bu ülkede koruyabilirsiniz ne de başka bir ülkede.

Camilerin, sinagogların, kiliselerin ve tapınakların siyasette şu ya da bu şekilde etkin olma iddiasını elinin tersiyle itmeyen...

Ve gelenekleri, görenekleri aklın süzgecinden geçirerek bambaşka bir ahlak arayışına girmeyen insanlığın kaderinde çocuklarını şu ya da bu şekilde tanrılara hep kurban etmek vardır. 

Yetişkinlerin bilinçli ve özgür bir cinsel hayatı olması için çocukların cinsellik ve özgürlük konusunda doğru bilgilendirilmeleri gerektiğini bildiği halde...

Onlara bedenleriyle ilgili gerçekleri öğretmekten sakınan, hayallerine, isteklerine, yönelimlerine ahlaki bir korumacılıkla engel koymaktan gocunmayan...

Yasalarını yaparken öncelikli olarak insanı ve insanlığı değil de mülkiyeti umursayan... 

Ve bu yüzden de çocukları hayatlarını karartacak korkunç gerçekler karşısında savunmasız bırakan insanlık, en medeni ülkelerde bile tehlikeli bir kısırdöngü içindedir.

ÂDEM VE HAVVA MİTİ

Bugün Elmalı’daki yargı sürecinde sizin güvensizliğinizi kamçılayan ve yargısını ve kararlarını sorgulatan hukuk sistemi ülke özelinde zaten sorunludur.

Ama bunun ötesinde...

Tüm dünyadaki benzer olaylarda farklı ölçülerde de olsa insanlığın çıkmazları birbirine paralel ilerler.

Âdem ve Havva mitini bilinçaltında hep canlı tutan...

Ve kendi hatalarını hayali bir yaratıcıda aynalamanın patolojisini sorgulamaktan ısrarla kaçınan insanın kurduğu sistem, geri kalmışlığı ölçüsünde artan bir şiddette, çocuklarına hep zarar verir.

O yüzden bugün Elmalı davasında hakları yeterince korunmayan o iki çocuk için öfkenizi diri tutarken...

Bir yandan da kendinize sorun:

Tüm duyarlılıklarınıza ve bilincinize rağmen, sizi aile ile inanç ile iktidar ile ilgili tabuları sorgulamadan ne alıkoyuyor?

Baba, anne ve çocuk kutsalını yerle bir etmeden o karanlığı aydınlatamayacağınızı idrak etmenizi ne engelliyor?

Dini tabularla şekillenen ahlakın ikiyüzlülüğüyle yüzleşmekten neden kaçıyorsunuz?

İktidar algınızı değiştirmeden, mülkiyet ve mahremiyet kavramlarını sorgulamadan çocuklarınız için daha güvenli bir dünya inşa edemeyeceğinizi hiç mi bilmiyorsunuz?

Elmalı davasındaki o iki çocuğa ve onlarla benzer girdapları yaşayan, yaşayacak olan diğer çocuklara karşı bir sorumluluk hissediyorsanız...

Onları yetişkinlerin kanıksanmış vahşetinden gerçekten korumak için önce kendi içinizde irili ufaklı devrimler yapmalısınız.

Siz değişmezseniz, hiçbir şey değişmez.

Ama birilerinin inatla değişsin isteyeceği yepyeni bir düzende de...

Kimse çocukları böyle kolay kolay üzemez. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Vatandaşın evi 23 Temmuz 2021
Mültecinin evi 21 Temmuz 2021
Uçağın kadar konuş! 9 Temmuz 2021