Mafyanın ve iktidarın selameti, ülkenin kıyameti

21 Mayıs 2021 Cuma

Köfteci Yusuf’u, üzerine çökmek isteyen mafyadan kurtaran devlet refleksi...

Bu ülkeyi, üzerine çökenlerden kurtarmak için harekete geçmiyor.

Hatta aksine, kimin nereye, ne koşullarda çökeceğine...

Ve kimin nereye, ne sebeple çökemeyeceğine dair karar yetkisi olduğunu kendi bünyesinde rasyonelleştirebiliyor.

Bundan cesaret alan ve devletle bağı olan herkes onunla aynı dili konuşmanın peşinde.

Halk bile iktidarın suçlarını deşifre eden bir mafya babasına sempati beslemek üzere. 

Bu hengâmede, turizmin, sağlığın, eğitimin, basının, hukukun, inanç ve ifade özgürlüklerinin, kadın, çocuk, LGBTİ+ birey, insan ve hayvan haklarının, azınlıkların üzerine...

Sit alanlarına, kıyılara, derelere, tarlalara, dağlara ve taşlara çökenler daha da cesaretleniyor.

İşin içine hâlâ yargının girmemiş olmasından kimse şüphelenmiyor.

Ve bütün bunlar biz nicedir eylemci değil, sadece uslu birer izleyiciyiz diye böyle devam ediyor.

ESKİ DİZİLER

Bu, ilk değil.

Biz daha önce 17-25 Aralık’ta olanları da dizi izler gibi izlemiştik.

Sonra 15 Temmuz’da olanları da dizi izler gibi izledik.

KHK’lerin çıkarılışını, öğretim görevlilerinin hırpalanışını, HDP’li vekillerin tutuklanışını, Gezi olaylarındaki gerçeklerin saptırılışını, Kavala’nın yargılanmasını, seçim sonuçlarıyla oynanmasını, orada burada bombalar patlatılmasını, açılım yalanlarını ve açılımdan vazgeçme senaryolarını, hepsini hep dizi izler gibi izledik.

Hukukun elimizden kayıp gidişini izledik.

Laikliğin yok edilişini izledik.

Ülkenin bir Ortadoğu cehennemine çevrilişini izledik.

Barışın savaş pazarlıklarına feda edilişini izledik.

Türban özgürlüğü bahanesiyle kadınların hayatlarının daraltılışını izledik.

Milli eğitimin dini temellere oturtuluşunu izledik.

Hayat tarzlarımıza sinsi sinsi müdahale edilişini izledik.

Ordu ve polis kurumunun içinin oyuluşunu izledik.

Meclis’in yetkilerinin elinden alınışını izledik.

Siyasilere yapılan haksızlıkları izledik.

Madencilere, çiftçilere, köylülere nasıl davranıldığını izledik.

Kamu mallarının satılışını, doğal zenginliklerin, sit alanlarının, tarım alanlarının, derelerin, denizlerin, dağların, taşların asıl sahiplerinin ellerinden alınıp onlara zarar verecek sermayelere devredilişini izledik.

Ve tek adam rejiminin, önüne çıkan engelleri tek tek yıkarak ve o yıktıklarının üzerine saraylar yaparak arşa yükselişini izledik.

Katil hep uşak

Şimdi de...

Bir mafya babasıyla bir İçişleri Bakanı’nın birbirleriyle papaz olup ortalığa saçtıkları karanlık ilişkileri dizi izler gibi izliyoruz. 

Adam dövdüren, mekân bastıran ve gücünü kara paralardan alan yeraltı dünyasıyla politik dünyanın ilişkilerini biz dizi izler gibi izlerken, onlar da bizi izliyorlar.

Tepkisizliğimizi... Çabuk ikna oluşumuzu... Hafızasızlığımızı... Kendimizi çaresiz hissedişimizi... Katlanışımızı...

Ve olan bunca şeyin arasındaki o net ve tek bağı kurmayışımızı bir kez daha kendi zafer hanelerine kaydediyorlar.

Her seferinde senaryoyu yazan belli, yöneten aşikâr, oyuncular tanıdık ve son bildik.

KATİL, HEP UŞAK.

O yüzden bu karmaşanın sonunda varılacak noktaya da kimse şaşırmayacak.

Bugün olanlar, bundan sonra olacakların bundan önce olanlardan asla daha iyi olmayacağının göstergesi olacak. 

Kimin, kimin için çalıştığının ve bunca zamandır ne işler karıştırdığının ortalara dökülmesi, eğer o ülkede demokrasi varsa, basın işini doğru yapıyorsa ve hukuk tıkır tıkır işliyorsa kıymetlidir. 

Aksi halde bunların hepsi, kirli bağları olan iktidarla mafyanın selameti ve ülkenin kıyameti demektir. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

‘Hadi’ ama kime hadi? 11 Haziran 2021