Kasım güneşi yakın bir dost gibi. Her sabah değil, ama arada bir geliyor. Bahçeye çık, güneşte otur, seyret ağaçları, çiçekleri, yoldan gelip geçenleri dercesine...
\nZaman insana hem dost, hem düşman. Hele bir süreliğine tek başına isen. Beklemek bir açılımı, bir iyi haberi, bir güzel duyarlığı...
\nNeyse ki, bahçede sekiz kedi var. Bir kez yazmıştım, önce beş idiler, derken yakınlarını da çağırdılar. “Buyrun burda iyi insanlar var, sabah akşam bize bir şeyler veriyorlar” diye... Başa çıkmak zor. Birkaç ay önce küçük yavruydular. Anneleri gelir bakardı, ama şimdi o anne bir çeşit canavar oldu. Önce kendini düşünüyor, yemeğe ortak olan yavruları dövüyor, horluyor... Dünkü yavrular da başlarının çaresine bakmak zorunda kalsın diye!
\nHayvanları sevmek güzeldir. Hele kedileri, köpekleri. Daha doğrusu doğanın yarattığı tüm varlıkları!
\nDalıp gidiyorum onların oyununa! Saklambaç onlarda, kovalamaca, güreşmece!.. Yiyeceklerini almak için canla başla uğraşıyorlar. Kapıları kapatmazsan dalıyorlar evin içine. Bir değil, beşi birden! Haydi ara da bul, hangi yatağın altına, dolabın içine...
\nBir Benek vardı, elimizde büyüdü. Bir arkadaştı, sözden anlar, laf dinler, kucağa çıkar, bakınca seni anlar. Ama yok oldu gitti? Bizlerin suçu, bırakıp gidersen İstanbul’a, sevdiğin kediyi bir dost evine bırakırsan, dönüşte bulamazsın!
\nSevgili Bekir Coşkun’la eşi yıllardır sevdikleri kedilerle, köpeklerle yaşıyorlar. İkide bir okuruz serüvenlerini. Bir içten sevgidir, bağlılıktır. Biraz hastalansalar yanlarındadırlar. Yaz bitince alırlar sevdiği kedilerini ya da köpeklerini, Ankara’ya götürürler. Arkalarında bırakmazlar. Hayvansever demek az gelir, gerçek yaşamayı, yaşatmayı sevmektir bu!
\nGüneşte oturuyorum. Elimde dedemin bastonu, arada bir kalkıp birkaç adım atıyorum. Demir kapıya bir git, bir gel! Sonra otur, dal kendi dünyana! Yazını yazdınsa, yeni bir yazı, yeni bir öyküyü düşlerinde yaşat! Yaşam budur diye!
\nBirkaçı toplandı etrafımda. Daha doymamışlar! Her biri ayrı bir kişilik! Eski zaman adamları kediyi Tanrı saymışlar. Yer içer uyur, sevişir o kadar, topluma da kendine de bir yararı yok, bencil mi bencil demişler! Oysa onlar da yalnız kendini düşünenlerimiz gibi...
\nYine de iyi ki varlar! Bizlere değişik tat veriyorlar. Ta çocukluk günlerime götürüyorlar. Evdeki kedileri sevmek için ilkokuldan kaçıp onlara döndüğüm günleri yaşatıyorlar...
\nGüneş çekildi, kediler bir yerlere kaçıştı. Hadi, ben de odama 50 yıllık daktilomun başına!..
\n\n