Olaylar Ve Görüşler

Kadın Cinayetleri ve Siyasal Şiddet - Prof. Dr. Erendiz ATASÜ

22 Haziran 2021 Salı

Ülkemizin kanayan yarası kadın cinayetlerine karanlık bir boyut daha eklendi. Bunalmış erkeğin kadına yönelttiği kıyıcı şiddete bağnaz siyasetin tahammülsüzlüğü katıldı. Böylece zaten vahim olan durum daha da vahimleşti. HDP İzmir İl Başkanlığı’na giren kara yürekli bir adam, karşısına çıkan, hiç tanımadığı, ona hiç bir fenalığı dokunmamış, anılan mekânda tek başına olan, üstelik silahsız bir insanın, gencecik bir emekçi kadının canını alabildi!

Böyle bir kıyıcılığı kim yapabilir? Herhalde insan olmaktan vazgeçmiş biri. Uzak ve yakın tarih, böyle kimselerin tek başlarına hareket etmektense perde arkasındaki bir takım güçlerin aleti olduklarını gösteriyor. Türkiye’de hukukun durumu ortada; dolayısıyla olayın tamamen aydınlatılabileceğine dair kimsenin pek umudu yok. Siyasi karşıtlık ile bir insanı gözünü kırpmadan öldürebilmek arasındaki uzun mesafenin bu denli kısalması, aslında tehlike çanlarının hepimiz için, tüm yurttaşlar için çaldığına işaret ediyor.

TERCİHLER VE SONUÇLARI

Bu satırların yazarının HDP’nin siyasal görüşlerine yakınlığı yoktur. Ancak sempati başka, kabullenmek başka, insan hayatının dokunulmazlığına saygı ise bambaşkadır. Ülkemizin yurttaşlarının yüzde 15’ine yaklaşan kesiminin oy verdiği, güvendiği, yasal bir siyasi partiyi ve o partinin Türkiye Cumhuriyeti’nden, eski deyişle temiz kâğıdı” yani sabıkasızlık belgesi alarak milletvekili adayı olmuş, seçilmiş, TBMM’ye girmiş üyelerini, ortaya yeni ve inandırıcı kanıtlar koymadan terörist ilan edemezsiniz.

Ederseniz, hangi soydan gelirse gelsin, aklını ve sağduyusunu yitirmemiş, vicdanını satılığa çıkarmamış hiçbir yurttaşı ikna edemesiniz. Ama insanlıktan vazgeçmiş kişilerin çevreye arz ettiği tehlikenin katlanmasına yol açarsınız.

Gelenekçi, ataerkil anlayışta, erkeğin öfkesinin ve şiddetinin dokunulmazlığı vardır, adeta saygındır. Bu şiddet, patlamaya hazır bir volkan gibi, doğa olayı gibi kabul edilir. Hem doğal” karşılanır hem ondan ürkülür. Volkan püskürecekse püskürür, deprem olacaksa olur, sorumlu sayılamaz... Canınızı kurtarmak için alınacak tedbir varsa o tedbirin alınması, şiddete maruz kalacak olanlardan beklenir yani erkekten öfkesini dizginlemesi beklenmez. Bu toplumsal kabul, erkekte pervasızlık yaratır.

KADINI İNSAN SAYMAYAN ANLAYIŞ

Ülkemiz yönetimleri nicedir, ataerkil erkekliğin saldırganlığını dönüştürücü hukuki ve kültürel çabalardan vazgeçti, hep bildiğimiz gibi. Yaşı uygun olanların hatırlayacağı üzere, AKP’den çok önce başladı bu olumsuz gidişat. AKP’nin aşırı uçlarının iyice sivrilmesine de katkıda bulundu. Bize işkence aleti ne gerek, emrimizde taş gibi delikanlılar var” diyerek övünülecek bir laf etiğini sanan bir emekli general geliyor aklıma da yüzüm kızarıyor.

Erkeklik organını işkence aletiyle özdeşleştirmeyi marifet sanan bu zavallı anlayış karşısında güleyim mi ağlayayım mı, bilemiyorum. İşte benzer görüşlerle egoları bir yandan balon gibi şişirilmiş, öbür yandan derin ekonomik sarsıntılar, işsizlik, işlevsizlik yüzünden kendi gözlerinde değersizleşmiş, öfkesi burnunda kimi genç adamlar için bağnaz siyasal görüşlerin uzantılarına dönüşmek bir çözüm oluyor. Kadını insandan saymamayı içselleştirmiş kişi, politik karşıtını da yok edilecek haşarattan saymaya pek kolay uyum sağlıyor.

PROF. DR. ERENDİZ ATASÜ


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları