Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Sağın diliyle sol siyaset yapmak

05 Ekim 2018 Cuma

Leş gibi ayak kokan popülizmin sultasındaki cehalet toplumlarında akademik ölçütler öcü olarak
algılanırlar. Kifayetsiz muhterislerin egemenliğindeki mediokrasilerde elitler ve aydınlar düşman görülüp, sürekli horlanıp, vasatın yetersizlik çizgisine doğru çekilirler.
Bu bataktan kurtulup, aydınlığa erişmenin yolu, popülizm ile kol kola girmiş olan vasatlığa ve cehalete savaş açmaktır.
Vasatlıkla, popülizmle ve cehaletle onların dilini konuşarak savaşmak mümkün değildir. Onların yenilmesi ancak aklın dilinin egemen olmasıyla mümkündür.
CHP’nin Abant kampında sunduğu “Yerel Seçimler 2019 Stratejisi - Yöntem, Hedefler, Öncelikler Öneriler” raporunda yapılan “Entelektüel, akademik ve elitist bariyeri aşıp, sağ partilere oy veren büyük kesimin dilini kullanmak” önerisinin yapılması bunları bir kez daha düşündürdü.

***

Abant kampı raporuyla ilgili haberi okurken, popülizm ve vasatlık bataklığında debelenen toplumlarda hödüklük gibi, aydın ve elit düşmanlığının, bulaşıcı olduğu ve sağın tekelini kırarak, genel toplumsal bir afet olarak solu da tehdit ettiğini görmemek mümkün mü?
Popülist sağın dilinde, aydınlanma, özgürlük, temel hak ve özgürlükler, laiklik gibi sol için vazgeçilmez olan kavramların karşılıkları yoktur ki sağın diliyle sol politika yapılabilsin.
Türkiye’de 71 yıldır bu gerçek zaman-la kendi yerinin ortanın solu olduğunu söyleyen CHP’ye anlatılmaya çabalanıyor, ama nafile!
CHP’de sağın dilini kullanma hevesi 1947 Kurultayı’nda ortaya atılan, “muhalefettekiler, bizim ‘dinsiz’ olduğumuzu söylüyorlar, hatta bize din düşmanı diyorlar. Bu suçlamalardan kendimizi kurtarmalıyız, bizim de en az onlar kadar dine saygılı olduğumuzu göstermeliyiz” düşüncesiyle başladı. Ve hayrettir, İnönü dahil birçok çevrede yankı buldu.
Akımın başını çeken Hamdullah Suphi Tanrıöver ile Sinan Tekelioğlu, ABD’nin Türkiye’ye dini değerlere ağırlık veren politikalar önermeye başladığı bir dönemde, önerilerinin partilerinde etkili olmasıyla yetinmediler ve bir süre sonra CHP’den ayrılıp, DP’ye geçtiler.Önerileri üzerine tutulan yol, CHP’yi, Tekelioğlu ile Tanrıöver’i DP listesinden TBMM’ye taşıyan 1950 seçimlerinde sandık bozgunundan kurtaramadı.
Ama sağın dilini kullanma merakı ikide bir depreşen bir illet olarak sürdü gitti. Günümüz CHP’si ağır toplarından Gürsel Tekin’in Genel Başkanı’nı da yanında sürükleyerek, kara çarşaflar üzerine altıokundan biri de laiklik olan CHP’nin rozetini, kısa bir süre sonra sökülüp atılmak üzere iğnelemesinin fotoğrafı hâlâ gözümüzün önündedir.

***

Abant raporu gösteriyor ki Sinan Tekelioğlu, Hamdullah Suphi ve Gürsel Tekin düşüncesi hâlâ partideki egemenliğini sürdürmektedir.
Bu düşüncenin ne sonuç verdiğini ise 70 yıldır, her seçimde görüyoruz.
Ama durmadan sağa çeken tekeri patlak araba gibi sağ saplantısı içinde olanlar hâlâ gereken dersi almamakta direniyorlar.
İçinde solun vazgeçilmez kavramlarının karşılığı bulunmayan sağın diliyle sol siyaset yapılmaz. O kıçın kıçın dalan şaşkın ördek politikası olur.
Solun derdini anlatabilmek için kullanması gereken dil, vatandaşa emeğe öncelik veren, demokrasiyi, laikliği, temel hak ve özgürlükleri, kuvvetler ayrılığını, bağımsız yargıyı savunan politikalarının yaşama geçirilmesinin, ekmek kavgasını kazanabilmesinde doğrudan etken olacağını anlatmaktır.
Sol politika, özgürlük için sol, emeğin kutsallığı için sol, hak ettiği ekmeğini kazanabilmesi için sol, adalet için sol, evlatlarının herkesle fırsat eşitliği içinde yarışabilmesi için solun gerekli olduğunu vatandaşa anlatabilecek bir dille yapılabilir ancak.
Popülizmin dayanılmaz baskısına teslim olarak, sağın diliyle, sol politika yapmaya çalışanlar, ortanın değil, olsa olsa hamakatın solunda yer bulabilirler ancak.
Abant’taki koskoca kampta bu gerçeği dile getirecek kimse yok muydu?

Tümü Ali Sirmen - Son yazıları

Kaşıkçı olayında neden İstanbul seçildi? 16 Ekim 2018 Sal
‘Asker kaçağı İsmet Paşa’! 12 Ekim 2018 Cum
Kriz tek başına gelmez 9 Ekim 2018 Sal

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Gürsel Tekin