Yoksa başkanlık rejiminin dünyadaki en haksız, hukuksuz yetkilerle donatılmış modeliyle de yetinilmeyerek yıllar içinde geliştirilmiş sınırsız haksızlık, hukuksuzlukların içinde, iğne oyası gibi geliştirilen uygulamalarının yanlarına kâr kalabildiği ustalıklarında, ülkenin getirildiği çarpık düzenin haksızlıklarını, sonuçlarını görmemek inadındaki son çırpınışlar mı?
Şeytana papuç giydirecek ustalıkta tuzakların birazcık altları deşildiğinde ustalarına şapka çıkarmamak olanaksız. Ama gelin görün ki ülkemizde yaşayanların tümü için, yandaşları da içlerinde, yüzde 80’lerin üstünde, yüzde 90’ları için geçerli olan yaşama dönük kayıplar, istatistikler içinde istediğiniz kadar hile yapabilseniz bile yaşam sonuçlarının karabasanı saklanamaz boyutlarda.
Düzenin kaymak tabakaları bile İstanbul gibi çarpık bir kentleşme yapısında karayollarının tıkanması yüzünden giderek daha büyük oranlarda toplu taşımacılığa sığınmak zorunda kalıyorlar. Raylı sistemlerde bile iş saatlerinde istif kalabalığında yolculuk taşınması gerçeği ile yüzleşiliyor. Sürekli kapıların kapatılabilmesi yolunda uyarılar yapılmak zorunda kalınıyor. Bir avuç varsıl ile çoğunluk adım adım değil hızla yoksullaşmakta olanlar iç içe.
Onlara bir avuç gerçekten yetenekli, içtenlikli yaşayabilmek üzere müzik yapanları katın. Çoğunluk gerçek ya da sahte yardımla yaşamaya çalışanlar, dilenmeyi çıkış görenleri katın. Nefes alınması zor, bir o kadar da ülkemizin içine düşürüldüğü yaşam gerçeğinin aynası kaynaşmalar ile çatışmacılıklar...
***
Saray dünyasına kapanmış, hesap kitap yapanların bu çarpık düzende, gerçekten dünya ölçeğinde en uzun süreli sürdürülebilmiş düzenin, aynı koşullar, yöntemler içinde artık sürdürelemez noktalara gelindiğini görmezlikten gelebilmenin olanağının kalmadığını anlamakta inatlaştıklarının ayrımına varamıyorlar mı? Bilemem ne kadarı ile ayrımındasınız? Ancak geçmişteki Boğaz Köprüsü’nden atlayıp intihar edenlerin haberleri artık yok. Önlemleri kolaylıkla alınabildi. Ancak günümüzde hâlâ en kestirmeden intihar yöntemi tren raylarına atlanarak yaşanıyor. Gerçi onların da haber konusu olmamasının önlemleri alındı. Ama yolcular biraz dikkatli olmaları hallerinde öğrenmiş oluyorlar.
Raylı sistemlerde sır gibi saklanan bir başka durum ise saatlerle ayakta, yolda kalma gerekçelerinin içinde, kayırılmış taşeron sistemlerine devredilmiş işlerdeki harcamalardan kaçınmaların bedelleri de olabiliyor. Yalıtım sistemindeki denetimsizlikte, bazen bir kuşun çıplak kalmış noktaya konması, parçalanarak yanması ile hatlarda çıkan arıza ile saatlerce yollarda kalınması cabası, ekonomik bedeli üzerinden bir bilgiye ulaşılabiliyor mu?
***
Yazımı sürdürüyorken benim için sürpriz bir haberi içim burularak öğrendim. İstanbul’un nitelikli eğitimde ön sıralarda yeri olan Bilgi Üniversitesi de iflas etmiş olarak kapanmış. Ne kadar çok değerli bilim insanımız, bu özel üniversitenin çatısı altında değerli öğrenciler yetiştirmeyi başarmıştı. İlkesel bilim ilkeleri gereği özel üniversitelerin ülkemiz koşulları içinde doğru bir çözüm olduklarına inanmasam da... Çok uzun yıllardır çok niteliksiz siyasal hesaplarla yükseköğretim de içinde eğitimin tümü yapılanmaları içinde yaşanan olumsuzluklara tanıklık etmenin yorgunluğunda, Cumhuriyetin kuruluş yıllarının tam tersi yok edilişlerine tanıklık etmenin burukluğu içinde kimi değerleri koruyabilme çabalarını saygı ile izliyordum.
Boğaziçi Üniversitesi’nin siyasette tüketilmesindeki iktidarların affedilemeyecek suçundan sonra, bir olumlu örnek daha genel tüketimlerin kurbanı oluvermiş. Özeti bu çarpık düzen artık böyle sürdürülemeyecek. Doğa yasaları yaşamdan, nefes almadan yana açılımların ittifaklarını üretecek.