Mehmet Ali Güller

NATO’nun beyin ölümü

11 Kasım 2019 Pazartesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Economist dergisine verdiği röportajda “NATO’nun beyin ölümü yaşadığını” söyledi. Macron’a göre beyin ölümünün nedeni ise birincisi ABD ile AB arasındaki koordinasyon eksikliğiydi, ikincisi ise Türkiye’nin Suriye politikasıydı…

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Macron’un bu açıklamasını “yersiz bir sözlü saldırı” olarak niteleyerek Transatlantik ortaklık bizim için vazgeçilmez” dedi.

Merkel’in sözleri, kuşkusuz ABD ile AB arasındaki gerilimi artırmamaya dönüktü. Yoksa ABD ile NATO konusunda yaşananlar bakımından Berlin, Paris’ten farklı düşünmüyordu.

Avrupa ordusu

Amerikan Hegemonyasının Sonu isimli kitabımda ayrıntılı yazdım: Berlin ve Paris, önüne “ABD’ye ve NATO’ya bağımlılığı azaltma” hedefi koymuş durumda.

AB ülkeleri bu nedenle 13 Kasım 2017’de savunma alanında daha sıkı işbirliği ve koordinasyon için “Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği Savunma Anlaşması (PESCO)” imzaladı.

Dönemin Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, PESCO’nun Avrupa için bir alternatif olacağını belirtti. Diğer yandan AB ülkeleri önlerine “Askeri Schengen Bölgesi” kurma hedefi de koydu.

Macron, 6 Aralık 2018’de ABD’ye bağımlı olmayan egemen bir AB ordusu kurmadıkça Avrupalıların güvende olamayacağını söyledi.

Macron’dan daha da ileri giden Merkel, Berlin’in “gerçek” bir Avrupa ordusu istediğini belirterek, bunu sağlayabilmek için “Avrupa Güvenlik Konseyi” kurulmasını savundu.

Dahası Macron, Avrupa ordusu istedikten kısa bir süre sonra Alman Parlamentosu’nda konuştu ve “ABD’den bağımsız olmayı” birliğin önüne görev koydu.

ABD’den bağımsız AB isteği

İşte asıl mesele de buydu. AB, ABD’den adım adım bağımsızlaşmak istiyordu. AB ordusu çıkışı bunun içindi…

O günlerde hem Berlin’den hem de Paris’ten “bağımsız AB” mesajları geliyordu:

Örneğin eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, ABD işgali altında gibi olmamalıyız, yeni müttefikler aramalıyız” diyordu.

Örneğin Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, ABD ile AB ilişkilerinin gözden geçirilmesi gerektiğini” söylüyor, “Washington’a eskisi gibi güvenilmediğini” belirtiyordu.

Örneğin Fransa Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, Almanya’yla birlikte bağımsız Avrupa finans mekanizmasını geliştirme kararı aldıklarını” duyuruyor ve “Avrupa’nın vasal toprak değil, bağımsız kıta olmasını istiyoruz” diyordu.

Yeni bir dünya kuruluyor

Peki AB, neden ABD’den bağımsızlaşmak istiyor?

Bunun belirleyici nedeni ABD’nin hegemonyasının inişe geçmiş olmasıdır. Zayıflayan ABD’nin çekim gücü azalıyor.

Dahası ekonomisi zayıflayan ABD, “transatlantik müttefiki” AB’ye ticaret yaptırımları uyguluyor, hatta AB’nin güvenliğini sağladıklarını belirterek, NATO’ya olan borçlarını ödemesini istiyor!

Berlin ABD’ye rağmen Çin’le İpek Yolu, Rusya’yla enerji anlaşmaları imzalıyor; Berlin ve Paris, ABD’ye rağmen İran’la ticaret yapıyor.

Kısacası yeni bir dünya kuruluyor, AB de o dünyada daha bağımsız bir konumda olmak istiyor!

NATO dağılır mı?

Peki, NATO dağılır mı?

Kuşkusuz NATO sadece bir askeri örgüt değildi, siyasal bir ittifaktır. Dahası ABD’nin üye ülkeleri denetim altında tutmasının da aracıdır. Bu nedenle SSCB ve Varşova Paktı dağıldığında, NATO varlığını sürdürdü.

Ancak bugün ciddi ciddi NATO’nun geleceği, üstelik ABD’de sorgulanıyor. Dahası ABD Başkanı Donald Trump açık açık NATO’yu anlamsız bulduğunu söylüyor. Hatta Neo-Conlar bile bu konuda Trump’a destek veriyor.

Öyle ki ABD Temsilciler Meclisi, bir oldubittiyle karşılaşmamak için bu yılın başında ABD’nin NATO’dan çıkmasını yasaklayan bir tasarıyı bile geçirdi!

Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da, NATO beyin ölümü yaşıyor” diyen Macron’un sözleri üzerine NATO’nun değişmesi ve gelişmesi gerektiğini, aksi takdirde ittifakın hükümsüz olma riski taşıdığını belirtti!

Tabii bugünden yarına NATO’nun dağılması söz konusu değil, ama NATO üyelerinin günden güne “bağımsız” hareket etmeye başladığını da önemle belirtelim.

Emperyalist savaş aygıtı NATO’nun dağılması, tün dünya için çok yararlı bir gelişme olacaktır!