Neden susuyorsunuz?

22 Aralık 2019 Pazar

Cumhuriyet’in unutulmaz baş yazarı İlhan Selçuk, 14 Temmuz 1966 tarihli Pencere’sinden, Türkiye’nin 17 yıldır yaşadığı yozlaşmanın yolunu döşeyen aymazları uyarıyor, ihaneti sorguluyordu:


Gazete sayfalarında bir liste dolaşıyor. İnsan avına çıkılmış Türkiye’de... Ya sömürmeye katılacaksınız, ya icabınıza bakılacak. Bir devlet makamında oturuyorsanız görünmez bir el altınızdan koltuğu çekiverecek, özel yerde çalışıyorsanız işinize son verilmesi çeşitli yollardan gerçekleştirilecek, siyasi hayatta iseniz hiç beklemediğiniz bir anda bir iftiraya uğramanız mümkündür. Ya satın alacaklar, ya avlayacaklar, ya çürütecekler.

Bu konu üstünde bu kadar ısrarla durmamızın sebebi yakın geleceğimizde daha iyi anlaşılacaktır.

Geçen yıl bir Amerikalı petrolcunun merkeze yazdığı gizli rapor ele geçirilip gazetelerde açıklanmıştı. O rapordaki tavsiyelerin başında Türkiye’deki milli petrol satışı kampanyası yürüten yöneticilerin değiştirilmesi gerekiyordu. Ve gene o raporda: “...Türkiye’deki petrolü millileştirme havasının sona erdirilmesini sağlayacak bir hükümet değişikliğinin sağlanması...” arzu ediliyordu.

Bu arzular gerçekleşmiştir. Demirel iktidarı başa geçince Petrol Ofis Genel Müdür Muavini Özer Derbil’i, T.P.A.O. Genel Müdürü İhsan Topaloğlu’nu yerlerinden uzaklaştırmıştır. İPRAŞ rafinerisindeki Türk Genel Müdür Suat Yasa, Hukuk Müşaviri Haydar Arseven, Ankara Temsilcisi Muhtar Uluer, Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Topaloğlu tasfiye edilmişlerdir.

Susmak, insanı sorumdan kurtarmaz. Bu vatanı sevdiğini iddia eden sağcı yazar neredesin? İHL öğrencisi sen neredesin? Ya camilerde halkla konuşan müftü efendiler, vaizler! Sizler neredesiniz? Ya ticaret odalarının, sanayi odalarının sözcüleri, özel teşebbüs erbabı, sizler neredesiniz?

Bu kadar açık ihanet ve bu kadar büyük bir tehlike karşısında neden susuyorsunuz? *


Roman kahramanı bir yönetici


İlhan Selçuk’un “Neden susuyorsunuz?” başlıklı yazısında adı geçen ve ABD’nin isteği üzerine vatan haini muktedirler tarafından tasfiye edilen Suat Yasa, İstanbul Saint Joseph Lisesi mezunuydu. O yıllarda sadece ulusal tekstil sanayiini yaratmakla yetinmeyip; devlete hizmet edecek kalifye eleman yetiştiren Sümerbank’ın sınavını kazanarak Avrupa’da yükseköğrenim görmeye gönderilen üstün nitelikli öğrencilerden biri oldu. Kimya mühendisliği okumak istiyordu.

1938 yılında, Sümerbank burslu diğer öğrencilerle birlikte İstanbul’dan gemiyle yola çıktı. Romanya üzerinden trenle Belçika’ya ulaştı. Liege Üniversitesi’nin Kimya bölümüne kaydını yaptırdı. Bir yıl okuyabildi.

İkinci Dünya Savaşı patlayınca Türkiye’ye dönmek zorunda kalan tüm burslu öğrenciler, devlet kurumlarına stajyer olarak yerleştirildi. Suat Yasa, İzmit’teki SEKA fabrikasında çalışıyordu. Bursluların ABD’ye gönderilmesine karar verilince, uzun bir gemi yolculuğundan sonra Chicago’ya vardı. 1943’te Northwestern Üniversitesi’nden BS diplomasını, 1945’te Michigan Üniversitesi’nden kimya yüksek mühendisi diplomasını aldı. ABD’de kalıp çalışması önerildi. Ama Suat Bey, kendisini okutan vatana ve kuruma borcunu ödemek gerektiğine inanıyordu. 15 yıllık zorunlu devlet hizmetini yapmak üzere Türkiye’ye döndü.


Altın hırsızı Almanya


Sümerbank’ın Karabük Demir Çelik Fabrikası’nda, hiç ölçülmemiş baca gazlarının ısısını ölçme uygulamasını başlattı. Bu işlem için şahsen 70 metrelik bacaya tırmandı. Murgul Bakır Fabrikası’nda, saflaştırmak için yıllardır Almanya’ya gönderilen bakır cevherinin içinde altın bulunduğunu ve Almanların bu altını sessizce iç ettiğini ortaya çıkardı. Aldığı önlemlerle, fabrikayı tarihinde ilk kez kâra geçirdi.

1960’tan sonra İPRAŞ (bugünkü TÜPRAŞ) rafinerisinin kurucu genel müdürü oldu. ABD’ye satılmış vatan haini muktedirler tarafından tasfiye edilmeden önce, sıvılaştırılmış petrol gazı dağıtan İpragaz, Aygaz gibi şirketlerin kurulmasına öncülük etmişti.

Tasfiye edildiğinde özel sektöre geçip, hükümet isteyince tekrar devlete dönerek daha yıllarca hizmet etti, ülkesine.

Fransızların çok doğru bir deyişi vardır: Köpekler, kedi doğurmaz!

Dürüst, yurtsever Suat Yasa’nın oğlu, Kimya Yüksek Mühendisi Murat Yasa, günümüzde Türkiye’nin çalışan haklarına en saygılı iş insanlarından biri. Kurucusu olduğu Aromsa şirketi, bu yıl KALDER’in “Mükemmellik” ödülünü aldı.

Liyakat sahipleri, liyakat sahibi çocuklar yetiştirir.

Liyakatsiz olanlar ise ne yaparlarsa yapsınlar, kendi benzerlerini...

Kadim Cumhuriyet gazetesi okuru ve dostu Murat Yasa’yı kutlarım.


*İlhan Selçuk’un yazısından alıntıdır.


Yazarın Son Yazıları

Çok mu geç, Valentine? 16 Şubat 2020
Opera’daki hayal 9 Şubat 2020
Deprem 26 Ocak 2020
Sadizmin kollarında 5 Ocak 2020
Yılbaşı sıkıntısı 29 Aralık 2019
Neden susuyorsunuz? 22 Aralık 2019
Cinayet mi, suikast mı? 15 Aralık 2019
Casus kazanı Türkiye 24 Kasım 2019