Uzun bir suikast
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

Uzun bir suikast

05.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kısaca “yayılmacı sömürgenlik” demek olan emperyalizm, çağlar boyunca biçim değiştirmiş ama DNA’sı aynı kalmış egemenlik gasbıdır. 

Güncel emperyalizmi “ele geçirdiği her ülke, ulus ya da halk için bir terör örgütü” diye açıklamak mümkün. 

Emperyalist terör örgütüne üye pek çok devlet ve her birinin komutanları, militanları var. Ama bir de küresel başkomutanları var ki güncelleri Trump ve Netanyahu

Üye devletlerin de lojistik destek, bazen de asker verdiği emperyalist terör ordularının başını çeken ABD ve İsrail, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirdikten sonra İran’a yöneldi. 

Savaşı ta 2020 yılında, en tepeden başlattılar: Devrim muhafızları komutanı Kasım Süleymani’yi öldürdüler. 2024’te cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve dışişleri bakanı sözüm ona helikopter kazasında öldü ama külahıma anlatsınlar. 

2026 şubat ayında da dinci rejimin mollabaşı Ayetullah Ali Hamaney ve tüm konsey üyelerini evlerinde, komşularını rahatsız etmeden, nokta atışıyla öldürdüler. 

SUİKAST MİMARLARI 

Gerçekten dronlarla, füzelerle, bombalarla mı yapıldı dersiniz bu suikastlar?

Hayır. 

Emperyalizmin 19. yüzyıldan 20. yüzyıla, “üzerinde güneş batmayan” ustası, Büyük Britanya’nın yöntemini kullandılar. İngilizler, Ortadoğu’yu Osmanlı’dan nasıl koparmışlardı? Arap kabilelerini sandık sandık altınla satın alıp ayaklanmalarını ve Türkleri arkadan vurmalarını sağlayarak... 

Irak’ta Saddam Hüseyin’i Amerikan ordusuna kim teslim etti? En yakınındaki Tarık Aziz! Yıllarca Saddam’ın hizmetinde görünen Aziz, meğer başından beri ABD’nin malıymış, satın alınmış. 

Üst düzey İran yetkililerine yapılan suikastlarda da emperyalist terör örgütünün en ölümcül silahı, elbette milyon dolarlar. Hedeflerini, içerden aldıkları istihbaratla vuruyorlar. 

Ahlakın çürüyüp zenginliğin biricik amaç haline geldiği bir dünyada, paraya hayır diyen dürüst çok az. Satılmaya can atan hain çok. Bastır parayı, söylesin durağı, vursun teknoloji! 

ONCA ZULME, BUNCA YURTSEVERLİK 

Ama savaş yoğunlaştıkça bir de baktı ki emperyalist çete; İran nüfusu hainlerden ibaret değilmiş. Ortadoğu’daki Arap kabile devletlerine hiç benzemezmiş. Hem de molla rejiminin acımasızlığına rağmen hem de üç etnisiteyi barındıran toplum yapısında bir ulus bilinci; onurlu, cesur ve yurtsever bir halk varmış. 

Oysa 1979’da Humeyni ile başlayan molla rejimi, ilk iş olarak devrimi birlikte yaptıkları İran komünist partisi TUDEH üyelerini vinçlerin ucunda sallandırmak oldu. Solcuları, yurtseverleri şahın zindanlarından molla zindanlarına devşirdiler. İdeolojik “mıntıka temizliği” yaptılar. Kızları, kadınları başını örtmedi diye sokaklarda linç ettiler. 

DEVRİM DİYE TERÖR İHRACI 

İslami devrim diye terör ihraç ettiler. 

Ortadoğu’da Hizbullah, Hamas, Husi gibi terör örgütleri yarattılar. Baskıcı ve acımasız devrim muhafızları ordusunu kurdular. Kendi liderlerini koruyamıyorlardı ama komşu ülkelerdeki yurtseverleri öldürmekte pek becerikliydiler! 

Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve nice devrimci aydınımızın katilleri Kum kentine kaçtı. Hiçbirisini iade etmedi, mollalar. 

Öyleyse nasıl oluyor da bugün İran’ın üç etnisiteli halkı tek yürek ve bunca zulmünü gördüğü molla rejimiyle birlik olup emperyalist teröristlere direniyor? Niçin onun bunun mandasını isteyen ya da düşman kazansın diyen yok? 

SAVAŞ ALANI, SATRANÇ TAHTASI 

Soruya en mantıklı yanıtı, Arap asıllı Fransız jeopolitika uzmanı Anas Abdun veriyor. “İran, eğitim düzeyi en yüksek ülkelerden biri” diyor. “90 milyon nüfuslu İran, her yıl 330 bin üst düzey bilim insanı yetiştiriyor. Bu sayı, 300 milyonluk ABD’nin bilimci sayısına eşit. İran’daki mühendislik, matematik, fizik vb. gibi pozitif bilimlerdeki araştırmacı nüfusu; Fransa ile Almanya’daki araştırmacı toplamından fazla. Ve sanılanın aksine, her bilimsel alanda çalışan kadın oranı, tüm AB ülkelerinden yüksek.” 

Başka bir deyişle, Şii radikalizmi bugünlerde Sünni radikalizm gibi cehalete değil; eğitime verdiği önemin meyvelerini topluyor. 

Ve cehaleti sömürmeye alışık ABD ile İsrail, dünyanın en entelektüel ülkelerinden biriyle savaşıyor. Uzun süreceği belli bu suikast satrancında bakalım kimin şahı devrilecek? 

ÖLMÜŞ BİR AYRILIK 

Kendini kar, boran sanan 

derme çatma bir kış var 

dışarda. 

Şarkılara, umutlara kapalı 

yollar. 

Uzak, yolcusuz küçük 

bir otobüs yazıhanesinde 

kilitlenmiş elleri. 

Ölmüş bir ayrılık gelmiş başlarına. 

Bir öğle güneşi beklemişler 

yıllarca. 

Kim bilir hangi şehrin 

hangi parkında. 

Uyuya kalmışlar. 

Kendini kar, boran sanan 

derme, çatma bir kış 

kuşatmış her yandan. 

Uyuya kalmışlar. 

Ölmüş bir ayrılık gelmiş başlarına. 

A. Kadri ERGİN 

NOT: Ankara Kitap Fuarı kapsamında 11 Nisan saat 15’ten öteye ATO Congresium’daki Kırmızı Kedi standında kitaplarımı imzalayacağım. Yolu düşen değerli okurlarımı sohbete beklerim.

İlgili Konular: #İran