‘Teröre Karşı İslam İttifakı’

19 Aralık 2015 Cumartesi

“Suudi Arabistan’dan böyle bir toplantı, geniş kapsamlı bir birliktelik için bir davet geldiğinde olumlu baktığımızı söyledik. Teröre karşı İslam ülkelerinin birlikte bir ses vermeleri, terörle İslamı özdeşleştirme çabası içinde olanlara en iyi cevaptır. İslam ülkeleri arasında yürütülen bu çaba doğru yönde atılmış bir adımdır.”
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Bulgaristan gezisi sırasında, Suudi Arabistan Milli Savunma Bakanı’nın aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 34 İslam ülkesinin “Teröre Karşı İslam İttifakı” adı altında bir ittifak kurdukları yolundaki açıklaması hakkında ne düşündüğü sorulduğunda yukarıdaki yanıtı vermiştir.
İslam ile terörün özdeşleştirilmeye çalışıldığı, IŞİD’in hemen her yerde en büyük tehlike olarak görüldüğü bir ortamda, İslam ülkelerinin başta IŞİD olmak üzere, her türlü terör ile mücadele konusunda bir araya gelmeleri, meselenin arkasında nelerin olduğunu bilmeyenler için tabii ki sevindiricidir.
Ama şu anda Suriye’de olduğu gibi geçmişte de Irak’ta faaliyet göstermiş olan terör örgütlerinin ardında, hangi siyasal ve mezhepsel hesapların yattığını bilenler, biraz daha dikkatli davranmak gerektiğini sezerler ve bazı soruları hemen sorarlar.

***

Nitekim kolay kolay kül yutmayanlar takımından olanlardan Soner Yalçın, 34 ülkenin Suudi Arabistan önderliğinde teröre karşı İslam ittifakı kurdukları haberi üzerine şu soruyu soruyordu 17 Aralık tarihli yazısında:
“El Kaide’den IŞİD’e kadar bu terör gruplarının finansörü belli değil mi?
Bu terör örgütlerinin Selefi/Vahabi olduğu belli değil mi?”
Hadi diyelim ki, bunlar da aydılar, başlangıçta El Kaide’yi IŞİD’i desteklemenin yanlışlığını anladılar. Peki, bu ittifakın içinde kimler yer alıyor, kimler yer almıyor?
Merkezi Riyad’da olacak olan ittifakın içinde İran, Irak ve Suriye yer almıyor.
Bu durumda, ittifakın bir İslam ittifakı olmaktan çok bir Sünni ittifakı olduğunu söylemek mümkündür ki, Soner Yalçın ona da itiraz ederek, “İttifakın lideri Suudi Arabistan Sünni değil, Selefi/ Vahabi’dir ve bunlar Sünni düşmanıdır” diyor.
Konuyu biraz olsun eşeleyince görülüyor ki, yeni gelişmeler karşısında ihtiyatlı olup her oluşuma kafadan balıklama dalmamak, katılımın sınırlarını iyi belirlemek gerekir.

***

Enver Paşa aymazlığı, Türkiye’yi Osmanlı’nın şanlı günlerine ve hatta Turan’a götürecek diye kafadan “Birinci Paylaşım Savaşı” batağına daldırdı, milyonlarca vatan evladını kumarda yitirdik.
Erdoğan - Davutoğlu ikilisi de, hiçbir tutar yanı olmayan, bir Osmanlı ihtişamı tutkusuyla ham hayallerin peşinde koşarken Ortadoğu batağına kafadan dalıyor.
Suudi etiketli İslam ittifakına yaklaşırken son derece de dikkatli olmak ve bunun yine terör filizlendirecek, Sünni Şii ihtilaflarına gebe olduğunu, her Suudi damgalı girişim gibi bunun da Selefi Vahabi tohumlarını taşıdığını görmek gerek. Suudiler Vahabi saplantılarından vazgeçmezler, varlıklarını da Osmanlı’nın sona ermesine borçlu olduklarını hiçbir zaman unutmazlar. Ve bu bilinçle, ellerine geçen her fırsatta Osmanlı’dan kalanlardan taş üstünde taş bırakmazlar.
Hareketin kapağındaki İslam etiketine bakarak, gerçek yapısını görmezden gelmek, nice badireye yelken açmak, nice belaya kafadan dalmak sonucunu doğuracaktır.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

İyi insan 19 Mart 2024
Laiklik nedir? 6 Mart 2024
Yıldönümü 3 Mart 2024

Günün Köşe Yazıları