Siber saldırılar karşısında acizlik
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Siber saldırılar karşısında acizlik

29.12.2015 09:11
Güncellenme:
Takip Et:

Ülkemizi, hatta kendi bakanlıklarını siber saldırılar karşısında korumaktan aciz kalan hükümetin, 1993’te Türkiye’ye interneti getirmiş olan ODTÜ’ye saldırılarının ibret verici gerçeklerini özetleyeceğim bu yazıda

14 Aralık öğlen saatlerinde, “.tr” uzantılı alan adlarını yöneten ODTÜ Bilgisayar Merkezi’ne yoğun bir siber saldırı başladı. Veri çalmaya değil, erişimi tıkamaya yönelik, DDOS denen bu saldırı, “.tr” uzantılı web sitelerine ve e-mail adreslerine erişimi yavaşlattı. Telekomünikasyon İletişim Birliği (TİB) altında çalışan Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) ile ODTÜ bu saldırıya karşı mücadeleye başladı. Fakat ne USOM ne de Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme (UDH) Bakanlığı herhangi bir açıklama ile yurttaşları uyarmadı.
Bir hafta boyunca, ülkemizi siber saldırıdan koruma sorumluluğu olan UDH Bakanlığı’ndan ses çıkmadı. Saldırıyı uzmanlara danışarak izleyen Füsun Nebil’in sahibi olduğu turkinternet.com haber sitesindeki yazıları dışında, bilgi yoktu ortada. 
Ancak saldırının bittiği 21 Aralık günü, hacker grubu Anonymous adına yapılan bir açıklamada, TC hükümetinin IŞİD’i desteklediği için cezalandırıldığı ve daha sonra bankalara, devlet kurumlarına da saldırılacağı belirtildi. Aynı gün, ODTÜ’den de saldırı hakkında teknik bilgi içeren ve nasıl mücadele edildiğini özetleyen bir açıklama yapıldı.

Yetersiz açıklama
Nihayet, 23 Aralık günü UDH Bakanı Binali Yıldırım, pek de bilgi içermeyen bir açıklama yaptı. Saldırının tüm internet kullanıcılarını kapsamadığını, sadece “.tr” uzantılı alan adı sunucularını hedef aldığını belirten Yıldırım, bu sunucuları ODTÜ’nün işlettiğini, ama aslında kendi bakanlığına bağlı Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu’na (BTK) devredilmesi gerektiğini savundu. Adeta “ODTÜ yerine biz işletiyor olsaydık, daha başarılı savunurduk” diyordu bakan.

ODTÜ’den hatırlatma 
Ertesi gün, 24 Aralık çok hareketli geçti. ODTÜ Rektörlüğü’nden yapılan bir açıklamada, siber saldırının ilk anından itibaren, ODTÜ’nün, UDH Bakanlığı, BTK ve USOM ile yoğun bir iletişim ve ortak bir çalışma yürüttüğü belirtildikten sonra, imalı suçlamalara karşı şu gerçek hatırlatılmıştır: “İnternet teknolojisini ve altyapısını ülkemize kazandıran ODTÜ, siber güvenlik alanında akademik katkılarıyla ülkemize hizmet veren çok sayıda öğretim üyesi ve uzman personeli bünyesinde barındırmaktadır. ODTÜ Enformatik Enstitüsü’nde, NATO işbirliği de dahil olmak üzere, birçok ülkenin ağ uzmanlarına siber güvenlik alanında eğitimler verilmektedir.”

Bakandan suçlamalar 
Aynı gün, Binali Yıldırım imayı bırakıp açıktan ODTÜ’yü suçlayan bir açıklama yaptı. Önce, siber saldırının “davul zurna ile gelmediği”ni veciz bir şekilde hatırlattıktan sonra, “böyle saldırılar karşısında işbirliği yapabilmeliyiz” diyerek ODTÜ Rektörlüğü’nün açıklamasıyla çelişti. Sonra da “Bu saldırıda gördük ki, ODTÜ yeterli önlemleri almamış” diye eleştirisini sürdürdü. İşte bakanın tam bu açıklamasından sonra da, saat 11.00 civarında UDH Bakanlığı siber saldırı karşısında çöktü! Kendi sitesi ve telefonları ulaşılamaz oldu. Yapılan “elektrikler kesilmişti” açıklaması, veri merkezinde elektrik sisteminin yedekli olduğunu bilenler için geçerli olmayınca, bu sefer “sistem yenileniyor” bahanesi üretildi. Oysa bu gibi yenileme işlemleri ya gece yarısı ya da hafta sonları yapılır. Aynı anda e-devlet sitesi, saat 16.00’dan sonra da bazı bankalar siber saldırı altındaydı. Anonymous’un açıklamasındaki tehdit yerine getiriliyordu. Ülkenin siber-saldırılar karşısında savunmasından sorumlu olan Bakan, ODTÜ’yü hazırlıksız olmakla suçlarken, kendisinin hazırlıksız olduğu çarpıcı bir şekilde ortaya çıkıyordu.
Yine aynı gün, başka bir bahaneyle, ODTÜ’ye dehşet verici sözlerle saldırılıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski metin yazarı, şimdi AKP Ankara milletvekili Aydın Ünal aynen şöyle diyordu: “Gerekirse Cizre’ye nasıl giriliyor, Silopi’ye nasıl giriliyor, ODTÜ’ye de girilir.” Ertesi gün, 25 Aralık’ta, ODTÜ’ye saldırıda eksik kalmamak isteyen eski UDH Bakanı, şimdi Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan da, “.tr” uzantılı alan adı sunucuları konusunda ODTÜ rektörünü “imparator” gibi davranmakla suçlayıp, haddini bilmeye davet ediyordu. Oysa siber saldırılara karşı kurulan USOM, Lütfi Elvan’ın UDH Bakanlığı yaptığı 14 ay boyunca ihmal edilmişti. USOM’un bağlı olduğu Siber Güvenlik Kurulu, yasasına göre yılda iki kez UDH Bakanı başkanlığında toplanması gerekirken, Lütfi Elvan döneminde, 2014 ve 2015’te hiç toplanmamıştır. Yine, Binali Yıldırım döneminde Resmi Gazete’de yayımlanan “Siber Güvenlik Strateji ve Eylem Planı,” Elvan döneminde askıya alınmıştır. Kısacası, Binali Yıldırım döneminde UDH Bakanlığı’nca atılan adımların hepsini durdurmuş veya ihmal etmiş olan, dolayısıyla siber saldırılar karşısında ülkemizi hazırlıksız bırakmış olan Lütfi Elvan şimdi siber savunma konusunda hazırlıksız olduğu iddiasıyla ODTÜ’ye haddini bildirmeye kalkıyor!

Üstünü örtmek yerine...
Sonuç olarak, ülkenin siber-savunmasından sorumlu olan AKP hükümeti, kendi yetersizliğini örtmek gayretiyle ODTÜ ile uğraşmaktan vazgeçip, hazırlıksız yakalandığı bu konuda hızla işine bakmalıdır. Ayrıca, saldırıların üstünü örtmek yerine, AB’de olduğu gibi bilgi verilip yurttaşların uyarılması sağlanmalı. Yoksa önümüzdeki günlerde daha da ciddi saldırılar altında kalabiliriz. Medyamızın yetersiz kaldığı bu teknik konuda bilgilenmek için, toplumun da, doğruları yetkin ve anlaşılır bir şekilde aktaran turkinternet.com sitesini izlemesini öneririm.

Prof. Dr. OSMAN COŞK UNOĞLU
22. ve 23. Dönem Milletvekili

 

-

 

Aç kalmasın çocuklar

Tüm dünya, 2015 yılına büyük umutlarla girmişti ki 6 Ocak’ta Fransa’da Charlie Hebdo’ya yapılan saldırılarla allak bullak oldu. 2015 yılı boyunca ise hem Türkiye hem de dünya terörün korkunç ve soğuk yüzü ile çarpışmak zorunda kaldı. Acılarına acılar eklenen dünyamız, 2016 yılına keyifsiz giriyor. Fakat tam da bu yüzden tüm keyifsizliklerin en güzel ilaçlarından biri olan umutla üretmenin, 2016 yılında imkânı olan her bireyin listesinde yer alması gerekiyor çünkü dünya her ne kadar da dijital çağa girilmesi ve bilginin erişilme şeklinin değişimi ile farklı bir döneme başlamış olsa da dünyanın halen çözemediği temel sorunları var.

Temel hedefler
Tam da bu yüzden 25 Eylül 2015 tarihinde Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi’nde Birleşmiş Milletler’in üye devletleri, 2030 yılına kadar yoksulluğu sona erdirmek, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele etmek ve iklim değişikliğinin üstesinden gelmek için belirlenen 17. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefini kabul etti. Hedeflerin konu başlıkları ise ilham verici: Yoksulluğa ve açlığa son vermek, sağlıklı bireyler, nitelikli eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, temiz su, hijyen ve halk sağlığı, erişilebilir ve temiz enerji, insana yakışır iş ve ekonomik büyüme, sanayi inovasyon ve altyapı, eşitsizliklerin azaltılması, sürdürülebilir şehir ve yaşam, sorumlu tüketim ve üretim, iklim eylemi, sudaki yaşam, karasal yaşam, barış ve adalet, hedefler için ortaklıklar. 
Tüm hedefler birbiri ile örtüşmekle birlikte en önemle dikkat edilmesi ve topyekûn mücadele edilmesi gereken hiç şüphesiz açlığın ortadan kaldırılması. 2000 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma Hedefleri sonucunda 2015 yılına gelindiğinde özellikle yoksulluğun önlenmesi ve açlığın sonlandırılması konusunda büyük başarılar sağlandığı tespit edildi ancak bu yeterli değil. 
Dünya Bankası’nın 2015 verilerine göre 1.44 milyar kişi halen aşırı yoksullukla mücadele ediyor, günlük kazançları ise 1.25 doların altında. Ancak araştırmacılar yoksulluğun tanımının yalnızca “maddi” bir açıklamasının olmadığını bunun ötesinde çok boyutlu bir yoksulluk indeksinin konuyu daha da acı kıldığını ifade ediyorlar. Yas¸am standartları, sagˆlık ve egˆitim şartları, yoksulluğu nasıl tanımladığımızla yakından ilgili. Konuyu daha somutlaştıracak olursak, dünyada 1.6 milyar kişi hayatını idame ettirebilecek, hayatları için anlamlı kararlar alabilecek fırsatlardan yoksun. Aşırı yoksulluk ile mücadele eden kişilerin yüzde 85’i kırsal alanda yaşarken, yüzde 29’u Sahra altı Afrika’da bulunuyor. Türkiye’de ise henüz çok boyutlu bir yoksulluk indeksi yok, ancak yukarıdaki üç koşul için kendi gözlemlerimizden dahi yola çıksak dünya sıralamasında pek de iyi yerlerde olabileceğimiz düşünülemez. 
Tahminlere göre, dünyada açlığın ve sefaletin bittiğine tanık olacak ilk nesiller olabiliriz fakat bunun için bizleri çetin bir mücadele bekliyor çünkü yoksulluğun azaldığı düşünülse bile yaklaşık 800 milyon insan, herhangi bir zorluğun ortaya çıkması durumunda yoksulluğun pençesine düşme riski altında bulunuyor.

Türkiye 135. sırada
Kuşkusuz bu riskleri yaratan en önemli nedenlerden birini de dünyada yaşanan çatışmalar ve savaşlar oluşturuyor. Institute for Economics and Peace’in 2015 verilerine göre dünyada yalnızca 11 ülke savaşmazken, 164 ülke bir çatışma şekli ile karşı karşıya. Türkiye dünyada barış sıralamasında ise 135. sırada yer alıyor. 
Ne yazık ki yalnızca terör saldırılarında hayatlarını kaybedenlerin sayıları 2013 yılından bu yana 18 bin kişiye ulaşmış durumda. 
Bu sayı 10 bin civarında askerin hayatını kaybettiği Normandiya çıkarmasından daha fazla. Üstelik tüm bu saldırıların en korkunç yanı bir savaştan ziyade gündelik hayatta meydana gelmesi. Mülteci sorunları ise, yoksullukla mücadeleyi elbette kolaylaştırmıyor. Bu yüzden 2016 sürdürülebilir bir dünya için el ele verme vakti. 
Belki de bu yıl en çok kendimize, sıradan sorunlara canımız sıkıldığında, çocuklarından hangisinin aç kalacağına karar vermek durumunda kalan anneler olduğunu hatırlatmamız gerekiyor. Ancak bu hatırlatmayı da bencilce, halimize şükretmek ya da moralimiz yerine gelsin diye değil de tam tersine onlar için neler yapabileceğimizi gözden geçirmek için yapmamız gerekiyor. Kısacası açalım ki kollarımızı, aç kalmasın çocuklar. Mutlu, umut dolu ve sürdürülebilir bir yıl olsun hepimize...

DENİZ BAĞRIAÇIK
Sosyolog
Toplumsal Cinsiyet Uzmanı

Yazarın Son Yazıları

Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025