Rasputin, Gülen karanlık güçler

18 Ağustos 2016 Perşembe

Rasputin’in öyküsü ile bilmem ne kadar aşinasınız? St. Petersburg’da Moika kanalındaki Yusupov malikanesini görene dek kendi adıma ben Rasputin’i folklor düzeyinde kahramanlaştırılmış bir üfürükçüden ibaret sanırdım...
Geçen yüzyıl başında yaşayan bu Rus şahsiyetinin “devlet katında” itibar gören bir tarihi kişilik olduğunu, o malikaneyi gezerken öğrendim.
Rasputin yüz yıl önce bu malikanenin mahzeninde, İngiliz MI6’nın da parmağı olan bir “derin devlet” suikastıyla ortadan kaldırılmış.
İngiliz gizli servislerinin işi gücü bırakıp Rasputin’le ilgilenmesinin nedeni, rahip bozması üfürükçünün Çar’ın üzerinde çok etkili olmasındanmış.
Son Çar II. Nikola ve eşi Çariçe Aleksandra, Rasputin’in önerilerine öyle değer veriyorlarmış ki, kabineye Rasputin’in onayı olmadan bakan atanamaz olmuş. Ya da tersi...
Rasputin’in gözünden düşen bakanlar ve yüksek devlet memurlarının bulundukları mevkilerden ayaklarının kaydırılarak al aşağı edilmeleri işten değilmiş.
Sibirya’nın ırak bir köyünden gelen, eğitimsiz Rasputin.. gün gelmiş muhataplarını sırf baştan çıkarmayı bilen özel becerileri sayesinde Çar ve Çariçe’nin gölgesi olmuş.

Devlet aklı yitirilince
Tam Rasputin’in devletin zirvesine çıktığı bu yıllarda işte I. Dünya Savaşı patlıyor. Rusya, İngiltere ve Fransa’nın yanında (Almanya ve Osmanlı’ya karşı) savaşa giriyor. Savaşın başında Rusya için işler iyi gitmiyor. Rasputin bunun üzerine Çar ve Çariçe’ye Almanya ile özel bir anlaşma yaparak, savaştan çekilmelerini salık veriyor...
Bunu haber alan ve Rusya’nın çekilmesi durumunda cephede dengenin Londra aleyhine bozulacağını düşünen İngiliz istihbaratı alarma geçiyor. Rasputin’in “Çarlığı zafiyete uğratan bir unsur” haline geldiğini değerlendiren bir kısım Rus aristokrasisi ile bir araya gelip, saray nezdinde bu “azizleştirilen dinci”yi ortadan kaldırmayı planlıyor. Moika sularına bakan malikanede projelerini hayata geçirip Rasputin’i yok ediyorlar.
St. Petersburg’da bu serüveni dinlediğimde çok şaşmış, “Nasıl yani?” demiştim: “Koca İmparatorluk okuma yazması olmayan bir zır cahilin elinde oyuncak mı olmuş?”
Aklım almamıştı. Şaşaalı Rus İmparatorluğu bakanlarını bir üfürükçü tayin ediyor. Hükümetin kararları onun onayından geçiyor. Memleketin savaşa girip girmeyeceğine bir Sibirya köylüsü karar veriyor...
Nasıl olmuş da Rus İmparatorluğu’nun beyni bu kadar boşalmış? Nasıl olmuş da “devlet aklı” bir yarı meczuba kalmış? Devlet nasıl bu denli sahipsiz kalmış.. diye düşünmüştüm.
Rasputin olayının en çok bu yanı, bir büyük devletin bir başıbozuğun eline düşmesi beni ilgilendirmişti.
Rasputin’in Çarlık Rusya’sının tam çürüme döneminde ortaya çıkmış olması bir rastlantı değil. Din adamının ölümünden sade 3 ay sonra Çar devrildi ve Rusya gümbür gümbür gelen Bolşevik devriminin içine yuvarlandı.

‘Paralellik görüyorum’
Bunları Halk TV’de yeniden yayımlanan bir Türkan Saylan konuşmasını dinlerken hatırladım.
Halk TV, konuşmacıları arasında Saylan’ın da bulunduğu 1999 yılındaki bir Siyaset Meydanı’nı yeniden yayımladı. Bugünden baktığımızda tüyler ürperten pek çok tespitinin yanında Gülen’i Türkan Saylan Rasputin’e benzetiyor.
“Çılgınca görünebilir ama” diyor: “Bu olayda Rasputin’in davranışlarıyla paralellik görüyorum.”
Gülen kuşatmasını bir yandan “geleceğin dünyasını ele geçirmeyi amaçlayanlar tarafından insanların beyninin yıkandığı” bir bilim kurguya benzetirken, bir yandan da Gülen’in etkisini Rasputin’le ilişkilendiyor.
Rasputin Çarlık Rusya’sının nasıl büyük iflasının sonucuysa, Gülen de heyhat benzer bir “devlet çöküşünün” sonucu.
Rasputin Rusya’da iktidarın yalnız zirvesini ele geçirmişti...
Gülen’in ise toplumun çeşitli katmanlarına uzanan tahribatı çok daha büyük ve ağır.