Köşe Yazısı

A+ A-

Ayşe Kulin’den ‘Silivri’ye: Siz içeridesiniz, dışarısı kötü

Bunlarla da ilgilenebilirsiniz
20 Aralık 2016 Salı

Aralarında kitap fuarları gecelerinin neşesi arkadaşım Turhan Günay başta olmak üzere, neden içerde tutulduklarını bir türlü anlayamadığım Cumhuriyet’in yönetici ve yazarları Akın Atalay, Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Güray Öz, Hakan Kara, Musa Kart, Önder Çelik, Bülen Utku ve M. Kemal Güngör; hepinize merhaba!

Sizler için kalem oynatmak kolay değildi, siz içerde, ben dışarda olduğum için tuhaf bir suçluluk duygusu basıyordu bana, kelimeler kifayetsiz kaldığından, ne diyeceğimi bilemiyordum.

Bugün ne diyeceğimi biliyorum: Dışarısı kötü!

Bizler şu günlere kadar pek çok şeyi yitirmiştik toplum olarak. Ahlakımızı, tertemiz dini duygularımızı ve vicdanlarımızı yitirmiştik örneğin. Güya din adına yola çıkmış bir bezirgân, dinimizde (benim evimde aldığım dini terbiyeye göre) İslamda en büyük günahlardan biri sayılan Kul Hakkı Yeme’ye ta kırk yıl öncesinden başlamış, yoksul ailelerin boğazlarından keserek eğitime yolladıkları başarılı çocuklarının not hakkını, düzmecelerle, hile ve fesatla yemiş de yemiş! Yetmemiş, işe girmek için devlet sınavlarında ter döken, kızlı-erkekli vatan evlatlarının haklarını da yemiş! Orduyu ise, en kıdemsiz neferinden en üst düzeyine kadar kemirmiş. Önüne gelene, Başbakanımızın deyimiyle madik atıp durmuş! Bir kısım necip Türk halkı da, bu tezgâhın güle oynaya bir parçası olmuş ve ahlakını, vicdanını bilerek yitirmiş. Hem ahlaksız hem dindar olmak mümkün olamayacağına göre, bu insanlar din duygularını da yitirmişler. Tezgâhı kuran kişinin, bir başka gücün kucağında oturduğu da bal gibi aşikâr olduğuna göre, oyuna müdahil olanların tümünün milli duygularını da yitirmiş olduğunu var sayıyorum. İnsanlığa dair ne kalmış ellerinde? Sadece menfaat, kişisel çıkarlar, yani insani zaafları kalmış.

Siz içeri düştünüz düşeli, şu son günlerde dışardakilerin çoğundan bu kez akıl ve mantık da alıp başını gitmez mi!

Buyurun size birkaç somut örnek:

44 genç insanın hayatını kaybettiği, 150 kişinin de yaralandığı terör saldırısının ardından, hain eylemi üstlenen TAK açıklama yapmış. Eylemin nedenlerinden biri Öcalan’ın serbest bırakılmasıymış! Mantığa bakar mısınız? Bu eylemi yaptım çünkü Öcalan’ın ölene dek içerde kalmasını istiyorum dese, daha tutarlı olacaktı TAK. Haydi bu bir terör örgütü, mantıkla işi yok, diyelim.

Vatansever vatandaşların da mantıkla ilişkisi kalmamış gibi.

Milli Eğitim Bakanımız, PISA sonuçları ortada olduğu halde, eğitime yaptıkları müdahalelerin fevkalade iyi sonuçlarından söz edebiliyor. Sonra vazgeçiyor, durumu kabullenip, imam hatip liselerinin sonuçları ortalamanın 160 puan gerisinde kaldığı halde, faturayı meslek liselerine kesiyor. PISA sonuçlarıyla saptanan, okuduğumuzu anlayamama ya da yanlış anlama durumu, demek sadece öğrenciyle sınırlı değil. Şaşırmamak gerekir çünkü eğitime gereken paraya asla kıyamıyoruz. Lüks uçaklar, lüks arabalar konvoyu gibi çok değerli meraklarımız varken, OECD ülkeleriyle aramızda, öğrenci başına düşen harcamadaki müthiş farkı kapatmaya niyetimiz yok. Tam tersi, devlet okulunda bir öğretmen, ilkokul çocuklarının ellerinde idamlık iple resmini çekip, kindar çocuk örneği olarak, gururla sosyal medyaya koyabiliyor. FETÖ’nün hasarıyla başa çıkmaya çalışırken, başka tarikatların dumanı altında kalıyoruz. Çarpık kafayla yetişenler toplu taşıma araçlarında önüne gelen kadınları tekmeliyor, tokatlıyor, konserleri ellerinde satırla basıyorlar. Nerdeyse her hafta bir kadın, bir erkek tarafından öldürülüyor. Denetlenmeyen tarikat yurtlarında çocuklar çıra gibi yanıyor. Kısacası, Türk’üyle, Kürt’üyle ve diğer kökenlerimizle hepimiz, yanlış eğitim yüzünden şimdi de aklımızı, mantığımızı, izanımızı kaybetme noktasına yaklaşıyoruz adım, adım

Memleketteki manzara böyle.

Bir de, Halep görüntüleri var ki, Terör Eylemine döktüğüm gözyaşları kurumadan, Halep için de ağlamaya başladım arkadaşlar. Yüreğin dayanamayacağı bir insanlık dramı, tam da yanı başımızda...

Tüm dünyada insanlık nereye gidiyor? Biz nereye gidiyoruz?

Benim gibi, batsın bu dünya diye bağırmak istemiyorsanız, gazete, dergi okuyamamak, sosyal medyayı, televizyonları izleyememek belki de hayrınızadır bu aralar. İnanın bana göreceklerinizi içiniz kaldırmaz.

Dilerim bir an önce hatadan dönülür, çıkarsınız hepiniz. Fakat bir mucize olmaz ise sadece memleket değil, buluşacağınız dünya da bir cehennemi andırıyor şu anda ve daha iyiye gideceğine dair bir ışık da gözükmüyor ufukta. Bir küçük huzme gözükür gibi olursa, onu da hemen yazarım size.

Her birinize kucak dolusu sevgi, selam ve sabır dileklerimle...

Tümü Ayşe Kulin - Son yazıları

Adam’la umuda yürüyüş 8 Temmuz 2017 Cmt
Adana’dan selam var 3 Şubat 2017 Cum
Ayşe Kulin’den ‘Silivri’ye: Siz içeridesiniz, dışarısı kötü 20 Aralık 2016 Sal

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Güray Öz, Ayşe Kulin