İran’ı düşünürken
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

İran’ı düşünürken

19.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İran’da halk yine büyük cesaretle molla rejimine başkaldırıyor. Molla rejimi yine bu isyanları şiddetle bastırıyor. Yine Batı medyasında “Bu kez farklı”, “İran rejimi artık dayanamaz” filan... Peki “Daha fazla dayanamazsa ne olur”?

Öncelikle üç konu üzerinde düşünmek gerekiyor. 1) Rejimin ekonomi politiği, isyancıların talepleri yönünde bir dönüşüme uygun mu?

2) İsyan potansiyelinin içinde, rejim “daha fazla dayanamazsa” kaostan başka bir olasılık var mı?

3) ABD ve İsrail bu isyanlardan İran rejimini devirmek için yararlanmaya mı çalışıyorlar?

Sırayla bakalım: 1) Rejim blokunu, devrim muhafızları (IRGC), ulema, bazar (tüccar sınıfı) oluşturuyordu. Bu blok içinde IRGC, devletin şiddet-istihbarat aygıtlarını elinde tutan, ekonominin en kritik sektörlerini, kripto para operasyonlarını kontrol eden, GSMH’nin yüzde 30-35’ini üreten bir ekonomik güce sahip.

Ayrıca egemen ideolojinin de koruyucusu. Ulema (dini-siyasal elit, alt düzey mollalar) esas olarak rant, vakıf gelirleri, devlet maaşları ve ticari etkinlikler yoluyla artık-değerden pay alıyor. Ulema ekonomik, siyasi, kültürel alanlarda IRGC ile örtüşüyor, rejimin kültürünü belirleyen egemen ideolojiyi üretiyor. İkisi birlikte ekonomik-kültürel iç tutarlılığı olan bir devlet kapitalizmi sınıfı oluşturuyorlar. Bazar (küçük-orta ölçekli ihracatçı/ithalatçı esnaf. Devrim öncesi Humeyni finansörü kesimden oluşuyor. Artık-değerden ticari kâr ve rant yoluyla pay alıyor. Bu kesimin Rafsancani gibi kimi dünya ekonomisiyle bütünleşmek isteyen seçkin aileleri, zaman zaman “reformist”-muhafazakâr akımları destekliyor, IRGC ile rekabet etmeye çalışıyor. Ancak ekonomik yaptırımlar bunların gücünü azaltırken IRGC’nin tekelci olanaklarını artırmış. Bazar ulema ve devrim muhafızlarıyla aynı egemen ideolojiyi benimsiyor. Ayrıca, toplam içinde payı yüzde 23+ dolayında bir kırsal nüfus muhafazakârlığı da var. Hemen her zaman Şii bürokrasisi tarafından harekete geçirilebilen bu kesim, rejimin rezerv gücünü oluşturuyor.

Muhalif blok: Yoksullaşan, daralan kentli orta sınıf (eğitimli profesyoneller, memurlar, beyaz yakalılar; “kadın-özgürlük” dalgasının taşıyıcıları, kentli emekçi/yoksul kesimler: Fabrika işçileri, işsiz gençlik, ezilen etnik kesimler, özellikle Kürtler ve IRGC’nin ihale/ kaçakçılık tekelinden dışlanan bazar küçük esnafı. Bu kesimlerin hepsi yaptırımların etkisiyle enflasyon altında hızla proleterleşiyorlar.

Özetle, şiddet araçlarını kontrol eden rejim blokunun bileşenleri birbirlerine, varoluş alanında güçlü yapısal (ekonomik, kültürel, kurumsal) ilişkilerle bağlı. Rejimin, aslında devletin, “yıkılması” blokun bileşenleri için can güvenliği riskinin yanı sıra salt ekonomik değil, bir kültürel yıkım anlamına da gelecek. Bir olasılıkla, bloktan kopması beklenen bazar, ekonomik olarak zayıflamış olmasının yanı sıra bu kopmayı tanımlayacak özgün ideolojik söylemden, kültürel sermayeden yoksun. Bazar, muhalefetin, özellikle kadın hakları alanında, kültürel (yaşam tarzı) taleplerine oldukça uzak. Buna karşılık muhalefet, birleştirici bir söylem, somut bir “başka rejim” talebi ortaya koyamıyor, enerjisini kristalleştirecek bir örgütlenme oluşturamıyor.

2) Bu da bizi ikinci konuya getiriyor: Ortada, rejim çökerse doğacak kaosa düzen verecek bir yapılanma olasılığı yok. 3) ABD bir rejim değişikliği planını İran’da devreye sokmuş görünüyor. Plan, Prof. Mearsheimer’e göre şöyle: Önce ekonomik yaptırımlarla ekonomiyi yıkmaya başla. Bozulan ekonomik koşullara karşı protestolar başladığında isyancıları destekle, manipüle ederek rejimi yıprat. “Bu kez farklı”, “Rejim çöküyor” diyen yoğun bir propaganda kampanyası yürüt. Rejimin en kırılgan olduğu anda kritik altyapıyı, askeri hedefleri havadan vurmaya başla. İyi de ABD ve İsrail medyası neden “Bu isyan aslında gerçek değil, bizim işimiz” anlamına gelecek; rejimin kararlılığını, şiddet uygulama arzularını besleyecek biçimde, İran içinde Mossad’ın çok kritik bir rol oynadığından; ayrıca, isyancılara verilmiş 40 bin Starlink terminalinden söz ediyor? Ayetullah Hamaney de isyanı dış güçlere bağlayarak ulusal birlik resmi sunma fırsatı bulurken “Binlerce insan çoğu feci biçimde öldü” diyor. Dinci ideolojiye dayanan başka “totaliter rejimler” bağlamında da düşünmeye değer!

İlgili Konular: #İran

Yazarın Son Yazıları

Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026
Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!

Devamını Oku
11.06.2026
Süper El Nino’ya hazır mıyız?

İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.

Devamını Oku
08.06.2026