Kendisini dünyanın efendisi sanacak kadar narsisizmin esiri olan ABD Devlet Başkanı Donald Trump’ın, Danimarka’ya ait olan Grönland adasını gasp etme girişimleri, tüm dünyayı ilgilendiren ve uluslararası dengeleri alt üst eden bir krize dönüştü.
Grönland krizi hem NATO’nun kendi içinde bölünmesine hem ABD ile Avrupa Birliği’nin karşı karşıya gelmesine hem de ABD ile Britanya’nın karşı karşıya gelmesine neden oldu.
Danimarka hem AB üyesi hem de NATO üyesi bir ülkedir. Dolayısıyla Grönland hem AB hem de NATO toprağıdır. Bir NATO üyesinin bir başka NATO üyesinin toprağına göz dikmesi ve bir başka NATO üyesini tehdit etmesi, NATO’nun kendi ilkelerine de aykırı bir durumdur. Trump bu çıkışıyla sadece Danimarka’ya ve Avrupa Birliği’ne değil, NATO’ya da meydan okumuştur.
***
Trump, Grönland’ın stratejik gerekçelerle ABD’ye ait olması gerektiğini, aksi halde Rusya’nın ve Çin’in Grönland’ı ele geçireceğini iddia etmektedir. Oysa Rusya’nın ve Çin’in böyle bir amaçlarının olduğuna dair hiçbir olgu bulunmamaktadır.
Ayrıca Grönland zaten NATO toprağı olduğuna göre, Rusya’nın ve Çin’in Grönland’ı ele geçirmeye ve işgal etmeye kalkmaları durumunda, NATO antlaşmasının 5. maddesi gereği, ABD de dahil olmak üzere tüm NATO üyeleri, Grönland’ın savunması için devreye gireceklerdir. Bu anlamda ABD zaten Grönland’ın savunması konusunda yetkili ülkelerden birisidir. ABD’nin bu çerçevede uzun yıllardır Grönland’da bir askeri üssü de bulunmaktadır.
Britanya, Fransa, Almanya, Danimarka, İsveç, Norveç, Finlandiya ve Hollanda gibi NATO üyesi Avrupa ülkeleri Trump’ın bu haydutluğuna karşı çıktıkları gibi, geçtiğimiz hafta Grönland’a askeri güçlerini de sevk ettiler.
Trump bunun üzerine, bu ülkelere 1 Şubat’tan itibaren yüzde 10 ek gümrük vergisi uygulanacağını, bu oranın 1 Haziran’da yüzde 25’e çıkarılacağını ve Grönland’ın ABD tarafından “tamamıyla satın alınmasına” kadar bu gümrük vergilerinin uygulanacağını açıkladı!
Dünyadaki ülkeleri gümrük tarifesiyle veya askeri güçle satın alınacak veya işgal edilecek bir arazi gibi gören emlakçı kabadayı Trump böylece, Filistin ve Venezuela’dan sonra, utanç verici bir dış politika uygulamasının daha altına imzasını attı.
***
Grönland, dünyanın en büyük adasıdır. Ada kuzey kutbuna çok yakın bir noktada, Arktik bölgesinde yer aldığı için yoğun karla kaplıdır ve buzullarla çevrilidir. Yaşam koşullarının zorluğu nedeniyle yüzölçümü çok büyük olan adada sadece 57 bin kişi yaşamaktadır.
Grönland’ın asıl adı “Kalaallit Nunaat”tır. Yaşayanların yaklaşık yüzde 90’ı adanın yerlisi olan İnuitlerdir.
Grönland, Amerika kıtasının bir uzantısıdır ve Kanada ile komşudur. Grönland ile Kanada’yı Nares Boğazı ayırmaktadır. Bu boğazın genişliği 35 kilometre, uzunluğu 530 kilometredir. Bu anlamda Kanada ile Grönland’ın, yani Kanada ile Avrupa Birliği’nin arasında 35 kilometrelik bir mesafe ve 530 kilometrelik bir deniz sınırı bulunmaktadır.
Grönland, Venezuela gibi, doğal kaynakları nedeniyle ABD’nin hedefindedir. ABD, küresel ısınmanın da etkisiyle bu doğal kaynaklara ulaşılmasının zamanla kolaylaşacağını hesaplamaktadır.
ABD için adanın bir diğer stratejik önemi de Rusya’ya yakınlığından kaynaklanmaktadır. ABD’nin Grönland’ı ele geçirmesi, Rusya’yı sadece batıda Alaska üzerinden değil, kuzeyden de kuşatması anlamına gelecektir.
Alaska da 19. yüzyılda ABD tarafından Rusya’dan satın alınmıştı. Ancak o dönemde satışı öneren şuursuz bir Rus çarı idi.
Rusya’nın, NATO’nun parçalanması işlevini gördüğü için Grönland krizi karşısında edilgen kalması, kendi çıkarına değildir. Çünkü NATO var olsa da var olmasa da dünyanın istikrarını tehdit eden en büyük güç ABD’dir.