Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.
Ne garip...
Bir diploma konuşmaya başladık. Sonra bütün diplomaları konuşmaya başladık. Devletin elindeki verilerin delik deşik edilmesinin sonucunun, her türlü belgenin satılmasına neden olduğunu gördük.
En ilgincini geçen cuma gördük. Çanakkale’deki müstahdemin yükseliş hikâyesinden söz ediyorum.
Serdal Güçtekin, 18 Mart Üniversitesi’nde 15 yıl müstahdem olarak çalışmıştı. Açıklanana göre; okul sekreterinin şifrelerini alarak görev yaptığı Ezine Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulu’nun bilgi yönetim sistemine girdi. 2021’de, okulu kazanıp kayıt yaptırmayan bir öğrencinin kimlik bilgilerini kendisininkilerle değiştirip kayıt yaptı. İki yıl sonra pazarlama ve reklamcılık bölümünden mezun oldu. Bu kadar değil... Görevde yükselme sınavında bir kez daha sisteme girip puanını 100 yaptı. Ardından okulda mali işler koordinatörlüğü yapmaya başladı. Skandal; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) üniversitenin sistemlerini incelemesiyle ortaya çıkmıştı. İşin ilginci, yakın zamanda, devletin bilişim sistemlerinin muhafızı olması gereken BTK başkanının ve yardımcısının da şifrelerinin kopyalandığını okumuştuk.
ALDIĞIM KRİTİK TELEFON
Medyada okuduğumuz bu haberi, detaylarıyla televizyonda konuştuk. Ardından üniversitenin kritik bir isminden telefon aldım. Kafam daha da karıştı. Zira ona göre bir müstahdemin fakülte sekreterinin şifresini çalıp sistemden kendisini kaydetmesi, yetmeyip okuldan mezun olması, üstüne görevde yükselmesi biraz fazla görünüyordu. Olayın müstahdem boyutunu aşan bir yanı olabilir miydi? Dahası... Çalınma değil de başka bir “dayanışma” yaşanmış olma ihtimali var mıydı?
Cevap olsun diye haberlerde yer almayan bir fotoğrafı yolladı. “Yok artık” dedim!
Bir tatil atmosferinde çekildiği görülen fotoğrafta, dört adam yan yanaydı. En solda günlerdir konuştuğumuz müstahdem Serdal Güçtekin vardı. Yanında, elini omzuna koymuş şekilde, üniversitenin hocalarından İlker Gülcemal görülüyordu. Gülcemal’in özelliği tam da Serdal Güçtekin’in girdiği bölümde hocalık yapmasıydı. Yetmemiş, müstahdem Güçtekin’in öğrenciliği sırasında danışmanlığını yapmıştı. Belli ki aralarındaki ilişki klasik bir hoca öğrenci ilişkisinin ötesindeydi. Öte yandan, Gülcemal, aynı zamanda üniversitenin rektörünün de danışmanıydı.

Bu kadar değil...
‘MÜSTAHDEM ÇALDI’ ÖRTÜSÜ
Üçüncü sıradaki isim fotoğrafı daha da garip kılıyor. Zira o, şifrelerinin çalındığı söylenen Sedat Arıcan. Aynı okulun sekreteri olan Arıcan’ın, şifrelerini çaldığı iddia edilen Güçtekin ile amir-personel ilişkisinden daha yakın olduğu anlaşılıyor.
En sağdaki ise parçayı tamamlıyor. Kim mi? Bugünkü Çanakkale 18 Mart Üniversitesi rektörü. Meğer bugünkü rektör, müstahdemin şifre çaldığı söylenen Ezine’deki meslek yüksekokulunda, sahte kayıt yapılırken okul müdürüymüş! Rektör olduktan sonra eski dostlarını unutmamış. Sızıntı ile okula girip mezun olan Serdal Güçtekin’e, törene gelip rektör olarak bizzat diploma vermiş. Yetmemiş, onu iyi bir kadroya getirmiş.
Konuştuğum kritik isim neredeyse aklımdan geçeni söyledi: “Şifreyi çaldı denen, şifreyi çaldırdı denen, çalanı okuttu denen, süreci yöneten bu dört kişi yakın arkadaş. ‘Müstahdem sisteme sızdı’ ifadesi gerçekçi değil. Skandalın boyutunu gizliyor.”
Kritik isim üniversitedeki skandalların uzun bir listesini paylaştı. Rektörün okula yağ satan firmayla ilişkilerinden sahte Sayıştay denetçisine hastane verilerini vermesine kadar... Müstahdem yükselirken okuldaki pek çok hoca sürgün yemiş, mahkeme kararlarına rağmen geri döndürülmemişti. Kritik isim rektörü ilgilendiren tam 84 dosyadan bahsetti. Halihazırda üniversitenin araştırma hastanesinde SGK müfettişleri SGK’nin dolandırılıp dolandırılmadığını soruşturuyordu. Gelgelelim, hikâyenin sonu hiç gelmiyordu. Belli ki birileri sayesinde rektör dokunulmazlık kazanmıştı. Muhtemelen sahte diplomada da “Müstahdem şifre çaldı” hikâyesi olayın üstünü kapatmanın örtüsü olmuştu.
Nitekim müstahdem Serdal Güçtekin, diploma aldığı gün, fotoğraflarda, hem rektöre hem de şifresini çaldığı söylenen okul sekreterine teşekkür etmişti.

SKANDAL BİR DİPLOMADAN FAZLA
Bu kez olay aydınlanır mı bilmem.
Ancak son dönemde; veri çalma, sızma, sahte evrak üretme haberlerini ne çok okuyoruz. Olayların failleri soruşturulurken yukarılara hiç dokunulmuyor. Skandallar birkaç kişinin üzerine yıkılarak kapatılıyor. Sızıntı denilen olaylarda belki de içeriden birileri kapıyı açıyor. Kapıyı açanı bulmak için Çanakkale olayı bir fırsat olabilir. Ama sürecin sorumlularının elleri soruşturmadan uzaklaştırılırsa...
Zira skandal bir diplomadan fazla gibi. Üniversitenin resmi sayfasındaki açıklamayı aktarayım: “Öğrenci kayıtları, yatay geçiş işlemleri, mezuniyet belgeleri, görevde yükselme süreçleri, sınav evrakları ve dijital sistem log kayıtları dahil olmak üzere tüm veri ve belgeler inceleme altına alınmıştır.”
Aylardır konuştuğumuz diploma davasını hazırlayanlar, bu işle uğraştıkları kadar devletin verilerini korumakla uğraşsaydı, belki de bunların hiçbirisi olmayacaktı.
Kapıdan kendimiz gibi emin olduğumuz zaman yanlış olan hep dışarıda kalacak.