Sorun ‘Hayır’ değil, ‘Evet’ diyenler

Sorun ‘Hayır’ değil, ‘Evet’ diyenler

13.02.2017 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye’de eşi benzeri görülmemiş bir süreç yaşanıyor, tüm olan bitenler bir yana, referandum tam bir göstermelik seçime dönüştü. “İhsası rey” de değil, makbul sayılacak vatandaşların “evet” demesinin beklendiği en yüksek makam dahil, tüm iktidar ve devlet çevresi tarafından ilan edildi. Otoriter ülkelerde, seçimlerde yönetimin dediğinin göstermelik olarak oylanmasından bile tuhaf bir durum bu. Zira, güya Cumhurbaşkanlığı sistemi önerisi milletin reyine sunuluyor, güya iki seçenek var, ama bu iki seçenekten hayır’ı seçenler şimdiden suçlu ilan edilmiş vaziyette. Hem de teröristler ile aynı tarafta olmak suçlamasıyla! AK Parti gerçekten de bizim hayal edemediklerimizi gerçekleştirdi, zira böyle akıl almaz, vicdan kaldırmaz bir şeyi hayal etmek, bizler için imkânsızdı.
Doğrusu, bu seçim en başından, hepimiz için, diğerlerinden çok farklı bir seçim; zira kuvvetler ayrımını, yargı bağımsızlığını, yönetimin denetlenmesi ve şeffaflığını ortadan kaldıran, yani demokrasiden tümüyle vazgeçmek anlamına gelecek bir sistem/rejim değişikliğini onaylayanlar ile onaylamayanlar, bu kez, sıradan bir seçimde farklı partilere, görüşlere oy verenlerden daha farklı biçimde ayrışıyoruz. Bu ayrım, demokratik zeminde yaşanan siyasal görüş ayrımından çok daha derin bir ayırım. Bu kez, ülkemizin geleceğine yönelik hayallerimiz, topluma, siyasete bakışımız genel olarak uzlaşmaz biçimde birbirinden ayrılmış oluyor, belli ki bundan sonra aynı ülkede yaşayacağız ama ayrı dünyaların insanları olarak. Cumhurbaşkanlığı sistemi kurulursa, kuşkusuz yasal olana tabi olacağız, o çerçevede hareket edeceğiz ama biz hayır diyenler, bu sistemin hakkaniyetine inanmayacağız. Dahası “evet” diyenlerin biz hayır diyenlerin, daha seçim sürecinde uğradığı haksız muameleyi bile sorun etmediklerini hiç unutamayacağız. Veya kendi adıma konuşayım, en azından ben bu duygu ve düşünceler içinde olacağım.
2010 referandumu da çok gerilimli geçmişti, ancak o dönem ve tartışması, bu seferki ile kıyas kabul etmez. Hakkımda yayılan tüm tevatürlere rağmen ben “yetmez ama evet”çi falan değildim, tam tersine, pek çok demokrat arkadaşımızın husumeti, son derece kırıcı ve yıpratıcı söylemlerine karşın “iki kere hayır” dedim, pek çok panel ve toplantıda bu görüşü savundum, isteyenler en azından yazı arşivlerime bakabilir. Ama o günden sonra, kimseyi, her vesile ile “evet” veya “yetmez ama evet” dedi diye eleştirmedim, tam da bu nedenle bana “yetmez ama evet”çi diye yöneltilen eleştiri ve yıpratmalara karşı “hayır dedim” diye savunma yapmayı zul saydım. Zira, o dönemde hâlâ, bence öngörüsüzlük de olsa “yeter veya yetmez evet” oyu adına demokrasi tartışması yapmak makul sayılabilirdi. Ama artık, durum çok farklı; söz konusu olan, göz göre göre özgürlüklerden, demokrasiden uzak bir sistem dönüşümüne onay vermek veya karşı çıkmak.
Ben bir vatandaş olarak, demokrasi açısından bir felaket olacağını düşündüğüm bir sistem değişikliğine “hayır” diyeceğim, oyumu bu şekilde kullanacağım. Bu seçimimin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şahsıyla hiç alakası yok, kime o yetkiler verilecek olursa olsun benim için durum fark etmez, tarif edilen sistem benim açımdan antidemokratik bir sistemdir. Büyük bir ihtimalle, sistem değişimi gerçekleşirse, her zamanki gibi yasal çerçeve içinde davranmaya özen göstereceğim, ama artık bu ülkede birlikte yaşadığım diğerleri ile aramda aşılmaz bir uçurum olacak, umarım hayatlarımız hiç kesişmeyecek. “Diğerleri”nden kastettiğim, tabii daha ziyade siyaset üzerine yazıp çizen, görüş beyan eden, aydın denilen zümreye mensup “evet” diyenler. Yok, “halk en doğrusunu bilir” diye kestirmeden popülizm yapmak adına, “evet”çiler arasında ayırım yapmak istemiyorum. Daha basit ve sade bir gerekçem var; aşla, işle, hayat gailesi ile meşgul, sevdikleri liderin yönetmesinin en doğrusu olduğuna inanan insanların masumiyetine, samimiyetine inanıyorum, geçmiş dönemlerde yaşadıkları kırgınlıkların hafızasını dikkate almak ihtiyacı duyuyorum, pek çoklarının nezdinde “bir başörtüsü yasağının kalkmasının bile kırk yıllık hatrı var”, bunu yok sayamıyorum.
Buna karşın, aydın, siyasetçi, yazar, çizer diye geçinip, işi gücü toplum ve siyaset üzerine düşünmekten, kılı kırk yarmak durumunda olanların göz göre göre, böylesi bir sistem değişimini onaylamasını ya özgürlük düşmanlığı ya da samimiyetsizlik olarak görmekten kendimi alamıyorum. Hele hele, hayır’a aklı yattığı halde maslahat gereği “evet” diyecek gibi davrananlar, kem küm edenler, bazılarının deyimi ile “gönülsüz evet diyenler”in, korkaklıkları, çıkarcılıkları, ufuksuzlukları yüzünden bu ülkeye yaptıkları kötülüğü hiç unutmayacağım.  

Yazarın Son Yazıları

‘Yeni devlet’

‘Yeni devlet’

Devamını Oku
07.08.2017
Müftü nikâhı ve İslami rejim

Müftü nikâhı ve İslami rejim

Devamını Oku
04.08.2017
‘Hans’ın ne dediği’

‘Hans’ın ne dediği’

Devamını Oku
31.07.2017
‘Evrim teorisi’

‘Evrim teorisi’

Devamını Oku
28.07.2017
Yeni Türkiye’nin tarih yazımı

Yeni Türkiye’nin tarih yazımı

Devamını Oku
24.07.2017
15 Temmuz’un anlamı

15 Temmuz’un anlamı

Devamını Oku
17.07.2017
15 Temmuz

15 Temmuz

Devamını Oku
14.07.2017
Parayla saadet olmaz

Parayla saadet olmaz

Devamını Oku
10.07.2017
‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz

‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz

Devamını Oku
07.07.2017
Rıdvan Bey, Katar ve diğerleri

Rıdvan Bey, Katar ve diğerleri

Devamını Oku
03.07.2017
Katar krizi

Katar krizi

Devamını Oku
30.06.2017
Yine hüzünlü bir bayram

Yine hüzünlü bir bayram

Devamını Oku
26.06.2017
Adalet istiyoruz! (23.06.2017)

Adalet istiyoruz!

Devamını Oku
23.06.2017
Nerden başlasak nasıl anlatsak

Nerden başlasak nasıl anlatsak

Devamını Oku
19.06.2017
Katar’ın başına gelenler

Katar’ın başına gelenler

Devamını Oku
09.06.2017
ABD, Türkiye ve Kürtler

ABD, Türkiye ve Kürtler

Devamını Oku
05.06.2017
Toplum yorgunluğu

Toplum yorgunluğu

Devamını Oku
02.06.2017
Trump’ın yeni Ortadoğu siyaseti

Trump’ın yeni Ortadoğu siyaseti

Devamını Oku
29.05.2017
İki veda

İki veda

Devamını Oku
26.05.2017
‘Devrime hazır olun’

‘Devrime hazır olun’

Devamını Oku
22.05.2017
Kötü yönetim ve dış siyaseti

Kötü yönetim ve dış siyaseti

Devamını Oku
19.05.2017
‘Türbe, tarih, siyaset’

‘Türbe, tarih, siyaset’

Devamını Oku
15.05.2017
Fransız seçimleri ve demokrasi krizi

Fransız seçimleri ve demokrasi krizi

Devamını Oku
12.05.2017
İslamcılık, çirkin itiraf

İslamcılık, çirkin itiraf

Devamını Oku
08.05.2017
Yeni siyasi arayışlar

Yeni siyasi arayışlar

Devamını Oku
05.05.2017
Hindistan ziyareti ve İslamcılar

Hindistan ziyareti ve İslamcılar

Devamını Oku
01.05.2017
Referandum sonrası Kürt meselesi

Referandum sonrası Kürt meselesi

Devamını Oku
28.04.2017
Nafile analizler

Nafile analizler

Devamını Oku
24.04.2017
Her şeye rağmen

Her şeye rağmen

Devamını Oku
17.04.2017
Son itiraz hakkımız, son kararımız Kesinlikle HAYIR!

Son itiraz hakkımız, son kararımız Kesinlikle HAYIR!

Devamını Oku
14.04.2017
İslamcıların Suriye ile İmtihanı

İslamcıların Suriye ile İmtihanı

Devamını Oku
10.04.2017
Fırat Kalkanı; ‘zafer’ mi ‘hezimet’ mi?

Fırat Kalkanı; ‘zafer’ mi ‘hezimet’ mi?

Devamını Oku
03.04.2017
‘Vicdan ve adalet nöbeti’

‘Vicdan ve adalet nöbeti’

Devamını Oku
31.03.2017
En büyük tehlike (27.03.2017)

En büyük tehlike

Devamını Oku
27.03.2017
Dünya ve Türkiye; vahim vaziyet

Dünya ve Türkiye; vahim vaziyet

Devamını Oku
24.03.2017
En güzel evler, en iyi arabalar en kötü siyaset

En güzel evler, en iyi arabalar en kötü siyaset

Devamını Oku
20.03.2017
18 yaşında seçilme hakkı

18 yaşında seçilme hakkı

Devamını Oku
17.03.2017
‘Hollanda krizi’nin ötesinde

‘Hollanda krizi’nin ötesinde

Devamını Oku
13.03.2017
‘Erdoğan ve liderlik’

‘Erdoğan ve liderlik’

Devamını Oku
10.03.2017
‘Milli Kültür Şûrası’

‘Milli Kültür Şûrası’

Devamını Oku
06.03.2017