Kahkahalarda boğulmak!
Mustafa Balbay
Son Köşe Yazıları

Kahkahalarda boğulmak!

07.07.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Deniz Göktaş, göktaşı gibi düştü gündeme!

Mizah böyle bir şeydir.

Mizah, akılda kalır!

Mizah tarzı, en iyi izah tarzıdır! Hele bu siyasi mizahsa, kara mizahsa çivisinden geçilmez. Önüne geleni çiviler!

Türkiye uzun süredir siyasi mizahını kaybetmişti! Kendisine gülebilen, hakkındaki karikatür sergisinin açılışını yapabilen yönetimdeki siyasetçi türü, Hammurabi dönemi kadar eskilerde kaldı!

Deniz Göktaş’ın nesli böyle bir cumhurbaşkanı, bakan tanımadı! Tanımadı ama bu durum, yeni nesillerin kendilerini ifade etmesine engel değil!

Mizah olmasaydı, dünya çok gülünç duruma düşerdi. Mizah dünyayı gülünç olmaktan kurtarır! Muhalefetin büyük baskı altında olduğu ülkelerde en büyük mücadele gücüdür mizah!

Mizah, güldürürken düşündürür!

Anadolu insanının Nasrettin Hoca fıkraları için “güldüşün” derken kastettiği budur!

***

Mizah uzun lafı sevmez, peşrevi burada keselim...

Cumhur İttifakı sürecinde kara mizahın yerini şu aldı:

Para mizah!

Hoş ve boş olsun...

Siyasetle uzaktan yakından ilgisi olmasın...

İçinde bolca insan vücudunun yumuşak, yuvarlak değişik bölgeleri olsun...

Bolca argo olsun... Yanlış anlaşılmaları, sözcük oyunlarını gülecek durumu getirsin... Bunlarla beraber para getirsin!

Bu kadar yeter!

Deniz Göktaş, bütün bunları yırttı attı! Yazı aramızda biz de zaman ayırıp izledik. O da bize, zaman ayırmamayı önermiş, programının adını “Deniz Göktaş’a ayıracak zamanım yok” demiş. ODTÜ’den geçtiği her halinden belli!

Herkese dokundurmuş!

Toplumdaki etkisi arttıkça da bu durum dokundurduklarına dokunmaya başladı. Sonrası malum!

Deniz Göktaş’la önceki gün görüşen CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek’le konuştuk. Her şey, her şeyi göze almış bir mizah sanatçısının yaşayacağı gibi! Bize göre sürecin en acı, en cesurca, en devrimci, içinden geçtiğimiz dönemi en çarpıcı anlatan yanı şu:

Hakkında soruşturma başlatıldığını duyunca “Zaten dönecektim, son temiz tişörtümü giyip geliyorum” diyen Deniz Göktaş’ı havaalanında apar topar yakalayıp derdest ettiler. Medyaya servis etmek için ters kelepçe takıp cepheden görüntüsünü kameraya çekerek servis etmek üzerine olağanüstü hukuki bir karar almışlar! Ne mümkün! Deniz her çekimde gülümseyerek poz vermiş. Beş kez denemişler hep gülüyor! Olmaz ki, bundan maksat, “Biz güldürme adı altında toplumu bir araya getiren kişinin iki kolunu arkadan bir araya getirip kelepçe takarız, sonra da suratına bakarız” demek!

Olmayınca arkadan çekimler servis edilmiş!

***

Mizah göktaşı gibi bir şey işte!

Durdurmaya çalıştın mı, komik duruma da düşebiliyorsun!

Deniz Göktaş’ın Kemal Kılıçdaroğlu’na söyledikleri ise gündemin daha da siyasallaşmasına neden oldu. Keşke Kemal Bey, gençlerin ne düşündüğünü anlamak için bu kadar yorulmasaydı! Evine de yakın, ODTÜ’nün Yüzüncüyıl girişi etrafında bir tur atsa yeterdi!

Deniz Göktaş milyonları kahkahaya boğarken...

İktidar da kahkahalarda boğuluyor!

Mizah, demiri ve betonu da eritir!

Şimdi kim bilir ne malzemeler bulmuştur!

Aşk olsun sana Deniz!