Her zaman haber, bilgi, belge anlatacak değilim. Bugün biraz dertleşelim.
Emeklisi, asgari ücretlisi, genci, öğrencisi, kadını, çocuğu herkes zor bir dönemden geçiyor. Bahsettiğim kesim ülkenin yüzde 80’i zaten. Aynı şeyleri tekrar etmeyeyim fakat kimsenin aykırı bir şey söyleyemeyeceği bir baskı dönemindeyiz. Buna direnen bir avuç muhalif kesim var.
Böyle deyince iktidar kanadı hemen, “Savunma sanayimiz güçleniyor, dünya devleti olduk, oyunu biz kuruyoruz” gibi hamasi laflar söylüyor.
Fakat, partili cumhurbaşkanı, partili yargı, partili bürokratik yapı vatandaşa nefes bile aldırmayacak bir düzene doğru bizi sürüklüyor. Hatta artık bugünlerde nefes bile aldırmıyor. Ses çıkarmayanlar, bu düzene destek verenler rahat rahat nefes alıyor, o ayrı.
Sadece yazdıklarımdan, yalanlanamayan belgeli haberlerimden dolayı kaç tane davayla uğraşıyorum, bilseniz buradan köye yol olur. Gazeteciyiz, mücadele edeceğiz tabii ki fakat adaletsizlikle, baskıcı bir yapıyla mücadele etmek de bizim görevimiz.
Komedyen Deniz Göktaş’ın sırf yaptığı mizah nedeniyle gözaltına alınması da bu baskıcı dönemi çok iyi anlatıyor aslında. Deniz Göktaş hakaret mi etti, iftira mı attı, anlattığı şeyler kime göre, neye göre suç unsuru içeriyor? İfade özgürlüğünü tam da buralarda savunmayacaksak nerede savunacağız? Göktaş’ın Atatürk şakasına alınan bir tane Atatürkçü görmedim. Keza “dalgıçlar” ve “dördüncü kitap” ifadelerine de Anadolu’da bir tane alınan Müslüman göremezsiniz. Bu insanların Nasrettin Hoca fıkralarından haberleri yok.
İşte bu yüzden Deniz Göktaş’ın tutuklanması tamamen politiktir, tamamen topluma siyasi bir mesajdır.
Gelelim bir diğer konuya. İki haftadır kafamızın üstünde NATO kılıcı sallanıyor. Özellikle gazeteciler ve NATO karşıtı parti üyelerine yönelik adeta bir susturma operasyonu var.
Daha gık demeden yüzlerce insan tutuklandı. İnanabiliyor musunuz, TEMA Vakfı üyeleri NATO karşıtı diye IŞİD üyeleri ile beraber tutuklandı.
Baktım, çoğu NATO ülkesinde de benzer önlem ve düzenlemeler alınıyormuş. Fakat arada bir fark gördüm. Kimse NATO karşıtı eylemlerin düzenlenmesini engellemek için bir hafta önceden gözaltı operasyonlarına başlamamış. Yüzlerce kişiyi daha eylem bile yapmadan, hukuksuz ve anayasaya aykırı bir şekilde gözaltına almamış.
Evet, diğer NATO ülkelerinde de gözaltılar yapılmış fakat bu gözaltılar, eylemler sırasında suç işleyenlere yönelik yapılmış. Yani eylem yapma hakları ellerinden alınmamış.
Gözaltına alınanlar arasında meslektaşlarım Odatv editörü Ceren Erdoğdu ve T24 editörü Buse Söğütlü de var. Dahası, gazetecilerin neden gözaltına alındığına dair bir bilgi bile verilmiyor. Avukatlarıyla görüşmeleri engelleniyor. Yakınları bu insanların nerede, ne koşullarda tutulduğunu bile saatlerce öğrenemiyor.
Bakın listeden bazı isimleri size aktarayım:
Nevzat Özer, TEMA Vakfı Ankara temsilcisi. Operasyon kapsamında gözaltına alındı ve daha sonra tutuklanan isimler arasında yer aldı.
Yıldız Tar, gazeteci ve Kaos GL genel yayın yönetmeni. Gözaltına alındı, ardından tutuklandı.
Emel Memiş Parmaksız, Ankara Üniversitesi öğretim üyesi. Operasyonda gözaltına alındı ve tutuklandı.
Semra Demir, gözaltına alındı, ardından tutuklandı.
Kürşat Bafra, gözaltına alındı, ardından tutuklandı.
Çok sayıda TEMA Vakfı gönüllüsü, özellikle Nallıhan Kuş Cenneti gezisine katılan gönüllülerden onlarcası operasyon kapsamında gözaltına alındı; bunların bir kısmı tutuklandı.
Gözaltına alınan kişiler hakkında TKP/ML, DHKP-C, MLKP, TKİ ve IŞİD üyeliği iddiaları yöneltiliyor.
Akıl alır gibi değil. Zirveden sonra bu insanları serbest bırakacaklar, biliyorsunuz değil mi?
Keza gazeteci Fatma Sibel Gürcihan, Berat Albayrak hakkındaki paylaşımının ardından tutuklandı.
Gazetem Cumhuriyet’in muhabiri Gülnur Saydam da sırf yaptığı haber nedeniyle gözaltına alınıp serbest bırakıldı.
Daha kim bilir kaç kişi, kaç gazeteci gözaltına alınacak, belli değil. Bu insanlar, çağırsanız zaten gelecek olan onurlu insanlardır.
Çok uzatmayayım...
Söz uçar, yazı kalır: Biz adaletsizlik ekiyoruz, otokrasi biçmeyelim.