AKP’nin yeni Torba Kanun’a koyduğu can alıcı düzenlemelere devam ediyoruz. 82 maddelik bu tasarı, günlerdir TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda görüşülüyor. Meclis’in işlevsizleştirildiği, medyanın susturulduğu bir ortamda, hepimizin hayatını “torbalayan” bu maddeler odaklanmayı hak ediyor.
Tasarıda, kapatılmış Askeri Yüksek İdare Mahkemeleri (AYİM) ve baraj kamulaştırmalarıyla ilgili iki ayrı madde, AKP iktidarının bir kaygısını deşifre ediyor.
AYİM ile ilgili maddeden başlayalım. AYİM’nin “tarafsız ve bağımsız olmadığı gerekçesiyle”, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) görülen davalar var. Torba Yasa, (madde 23) AİHM’deki bu dosyaların başvuru sahiplerine, “yargılanmanın yenilenmesi” talebiyle Ankara’daki idare mahkemelerinin kapısını açıyor. Üç aylık bir süre veriyor.
Bu düzenlemeye dair geçen hafta yayımlanan bir haberde (Habertürk/ Fevzi Çakır), “FETÖ’nün disiplin soruşturmaları sonucunda TSK’den attığı onlarca subay bu düzenlemeden yararlanacak. Bu isimlere TSK’ye dönüş yolu açılacak” yorumu vardı. Bu, işin bir boyutu olabilir.
TBMM Plan Bütçe Komisyonu tutanaklarına yansıyan boyutu ise sadece hukuk devleti değil, bütçe kaynakları açısından da önem taşıyor.
420 bin Avro ödememek için
İki gün önceki komisyon görüşmelerinde, bu maddeyi açıklaması için Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı Daire Başkanı Ahmet Metin Gökler’e söz veriliyor. Gökler, AYİM’nin, anayasa değişikliğiyle kaldırıldığını anımsatarak, şu bilgileri veriyor:
-AİHM önünde yaklaşık 280 tane derdest başvuru var.
-AİHM bu tür başvurularda şekli olarak, yargılamanın adil olup olmadığına bakmaksızın, ihlal kararı veriyor ve 1500 Avro da manevi tazminata hükmediyor.
Adalet Bakanlığı Daire Başkanı’nın bu bilgilerden sonra söylediği sözler ise şöyle:
“Biz bu düzenlemeyle yaklaşık 280 başvuruda, hazineden 400 bin Euro ödemenin önüne geçeceğimiz gibi, ayrıca ülkemizin uluslararası arenadaki karnesini yani ihlal sayısının azaltılmasını da amaçlamaktayız.”
AİHM’ce dosya başına 1500 Avro’dan 280 başvuruda hükmedeceği toplam 420 bin Avro manevi tazminat tutarı, yaklaşık 2 milyon TL’ye karşılık geliyor. Belli ki bu tutarın bütçeden çıkma olasılığı, Adalet Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı’nı rahatsız ediyor. Yani bir zamanlar daha üst perdeden ifade edildiği gibi “ihlal çıksa da parası neyse veririz” rahatlığı pek yok. En azından “içeride” yok.
Asıl yaşamsal olan
Resmi veriler daha da açıklayıcı olabilir. Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2012-2016 döneminde AİHM nezdinde, Türkiye aleyhine yapılan başvurularda 485 ihlal kararı çıktı. Tazminat tutarı ise Türkiye’nin ihlal rekortmenliğini tescilliyor. AİHM kararlarının uygulanmasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 2016 yılı raporundan yansıyan haberleri hatırlatalım: Türkiye 2016’da 20 milyon 743 bin 112 Avro tazminata mahkûm oldu. Bu da 97.5 milyon TL demek.
Sonuç: AYİM’yle ilgili AİHM dosyalarının, Ankara idare mahkemelerinde yeniden yargılanmasına yol veren madde yasalaştığında, Türkiye’nin tazminat yükü düşebilir. Daha yaşamsal olan ise Adalet Bakanlığı bürokratı Gökler’in, tutanağa kayıtlı sözlerinin bir karşılığı olup olmadığıdır:
“Ülkemizin uluslararası arenadaki karnesini yani ihlal sayısının azaltılmasını da amaçlamaktayız.”
OHAL KHK’leriyle ihraç edilen kamu çalışanlarının iç hukuk yollarıyla sonuç alması bu kadar zorlaştırılmış, cezaevlerinde işkence ve kötü muamele çığlıkları artarken, yukarıdaki sözün inandırıcı bir karşılığı var mı sizce?
‘Torba’da AİHM’ye tazminat korkusu
Yazarın Son Yazıları
Hoşça kalın
O fayansın talimatı kimden?
Bakan düzeyinde 2018’de biteceği açıklanmış ilk metro hattında işlerin planlandığı gibi gitmeyeceği, herhalde baştan belliydi ki, İETT yarım milyar TL’lik bir otobüsle taşıma ihalesini yapıverdi. Otobüsle taşıma seçeneği zorunluysa, özel taşımacılık şirketlerine kaynak aktarmak zorunlu muydu? Otobüsle taşıma işini İETT’nin organize edip gerçekleştirmesi daha mı pahalı olurdu?
‘Enflasyonla topyekûn mücadele’
Bankalara ne oluyor?
Tek hane hedefi
Boykot ve adanmışlık
Otağ Merkezi ve bütçe
Cevapsızlığın şiddeti
Türkiye’nin Uluslararası Yolsuzluk Algı Endeksi’ndeki sırası 81’inciliğe düştü. “Vergi Barışı” tebliği, uluslararası yükümlülükleri hiçe sayıp Türkiye’yi kara para aklayan ülkeler konumuna sokabilir. CHP’li Utku Çakırözer, yurtdışındaki paraların ülkeye transferini yapanların sorgulanmamasını sağlayan düzenlemeyle kimlerin korumaya alındığını sordu.
2019 bütçesinde KÖİ garantileri
Devletin dövizli sözleşmeleri
Türkiye kara para cenneti midir?
İstanbul metrolarının geleceği
Müteahhit kriterleri
3. Havalimanı’na nasıl gidilir
Matrah artırın, yoksa…
Melen Barajı 11 Ağustos’ta açılacak mı?
Tarım alanına santral yaparsanız
Tarım alanlarına Danıştay’dan destek
Yap-işlet-devret yöntemiyle yapılacak Kanal İstanbul büyük bir rant yaratacak. Ancak Kanal İstanbul’un mühendisliği ne kadar mükemmel olursa olsun, çarpık kentleşmiş, betona boğulmuş, neredeyse her gün yeni bir felaket yaşayan ve deprem beklenen bir metropolde doğayla oynanacak. Giresun’da 82 yaşındaki Yusuf Topal, gittiği aile hekimliğinde doktorla tartıştı. Doktorun “beyaz kod” alarmı vermesi üzerine hastaneye gelen polisler, yaşlı vatandaşı gözaltına aldı. Gözaltına alınmasına tepki gösteren Topal’a polislerce biber gazı sıkılıp ters kelepçe takıldı. CHP’li Gülizar Biçer Karaca, Meclis’te milletvekillerini uyardı: “Bu projeyle İstanbul’da milyonlarca metreküp toprak taşınacak. Güzergâh üzerindeki Sazlıdere Barajı yok edilecek. Hafriyatla ekolojik sistem değişecek, sular kirlenecek.”
Büyük ihalede itirazlar dinlendi
Devlet şişmanlıyor ‘Yeni devlet’ darmadağın ve çok başlı
Şehir hastanelerinde ‘kur’ virüsü
Berberoğlu kararı ve ‘kapsayıcı Meclis’
TCDD’nin mali yüküymüş!
SGK neden Sayıştay’dan kaçırıldı?
Torba teklif dönemi
‘Ses ve öfke’
Perhizler ve turşular
Madde 104 yokmuş gibi davranmak
1 numaralı kararname
Ucuz hayatlar
Kişiye özel elbise
‘Yeni’ Meclis dalsız bir çınar gibi
‘Helalinden yüzde 31’
Yüksek enflasyonda dolarlı ihale
Sahip çıkma becerisi
Sonuna dek beklense ne olurdu?
Asıl sorudan kaçmak